Ekranlardan izliyoruz deprem bölgesindeki kurtarma çalışmalarını…

Kimi resmi görevli, çoğu gönüllü yurdun hemen her şehrinden, farklı ülkelerden (düşman gibi gördüklerimiz dahil) gelen profesyonel arama kurtarma ekipleri, ağır hava şartlarına rağmen büyük bir özveriyle çalışıyorlar…

Artçı sarsıntılara aldırış etmeden canları pahasına adeta zamana karşı yarışıyorlar…

Enkazdan sağ kurtardıklarına kendi evlatları, kardeşleri, ana babaları gibi sarılıp seviniyorlar…

Allah razı olsun hepsinden!

Sağ çıkanların ortak adı mucize, hayatını kaybedenlerin ise kimine göre kader kimine göre ihmal!

Mucizelerin sayısının artması, ölümlerin azalması için devlet millet el ele çalışıyor, çabalıyor, dualar ediyoruz.

Umut veren güzel haberler de geliyor, içimizi karartan, üzüntümüzü katlayan kötü haberler de…

Allah devletimizin de milletimizin de yardımcısı olsun…

Travmasını maddi manevi uzun yıllar atlatamayacağımız, yüzyılın en büyük afetini yaşıyoruz…

Kolay mı tam 11 ilimizi yıktı deprem…

Bir de bu illerimizin ilçelerini, köylerini düşünün… Hala ulaşılamayan enkazların olduğu söyleniyor.

Karlı soğuk hava bir yandan, felaketten ekonomik ve siyasi nemalanmaya çalışan fırsatçılar, ekranlardan, sosyal medyadan atıp tutan karamsar ruhlu yorumcular bir yandan moral motivasyonumuzu engellemeye çalışsalar da bu büyük afeti de atlatacağız…

Uzayıp giden yardım tırı kuyruklarını gördükçe…

Belediyelerimizin, meslek örgütlerinin, derneklerin, STK’ların, resmi ve özel kurumların, kuruluşların ekonomik güçleri oranında yaptıkları bağış ve yardım yarışlarını…

Bu yardım merkezlerinde günlerdir çalışan gençlerimizi, tek koluyla yardım kolilerini paketleyen o Metin kardeşimizi…

Evinde yaptığı konservesini, salçasını, turşusunu pazar torbasına koyup getiren teyzelerimizi…

Üzerinden çıkardığı ceketini almak istemeyenlere, “giymesinler, yakıp ısınsınlar” diye sitem eden yaşlı amcamızı…

Marketten aldığı üç paket makarnayı, üç dört paket bebe bisküvisini mahcup bir şekilde usulca bırakıp giden emekli vatandaşlarımızı…

Kumbarasında biriken paralarıyla, en sevdiği oyuncaklarını göndermek için çırpınan çocuklarımızı gördükçe…

Geleceğe yönelik umudum, bu afetin yaralarını kısa sürede saracağımıza olan inancım daha da artıyor.

Sizlere tavsiyem;

Haber kanallarındaki deprem haberlerini, sosyal medyadaki iç karartan paylaşımları izlerken yüreğiniz daralıp karamsarlığa düştüğünüzde, bulunduğunuz ilçedeki, semtteki yardım merkezlerini ziyaret edin…

Fakat eliniz boş gitmeyin! 

Eminim, bu ülkenin vatandaşı olmakla gurur duyacaksınız!