Süleyman Peygamber'in huzuruna İki anne ve bir de bebek gelir. Kadınların ikisi de bebeğin kendilerinin olduğunu iddia ediyordu. Cellât çağırılır ve “çocuğu eşit şekilde ortadan bölüp kadınlara pay edeceksin” denir. Çocuğun gerçek annesi olan kadın peygamberin ayağına kapanıp “ben annelik hakkımdan vazgeçtim çocuk onu olsun” diye yalvarmış. Tabi ki bu hareketiyle de çocuğuna kavuşmuş.
Bay KK “Kürtler” başlıklı videonla "Kürt vatandaşımızın terörist ilan edildiğini" söyleyip etnik bölücülük, “Alevi” başlıklı video ile de "Alevi olduğunuzu ve kul hakkı yemeyeceğinizi" söyleyerek çirkin bir mezhepçilik yaptınız. Sünnî olsanız kul hakkı mı yiyecektin? Ya da Sünniler kul hakkı mı yerler diyorsun? Bu saçma sapan videoları hazırlayıp yayınlarken; öncesinde size birileri bir şey mi içirdi?
Durduk yerde PKK seviciliği neden? Mezhep kışkırtması neden? Hemen her gün PKK üst yönetiminden birileri senin için destek mesajı veriyor. 85 milyonun adayı çıkar, terör örgütünün desteğini reddeder. Ama siz ucuz bir manevra yaparak kimlik siyasetine yöneldiniz. Bu siyaset bu toprakların “öz siyaseti” olamaz. Bu siyaset tarzı; “devleti ve milleti cellât kılıcıyla bölme parçalama, pay etme siyasetidir.” Seni biliyoruz şimdi kalkarsın “PKK demedim Kürt vatandaşlarımız” dedim diye kıvırtırsın. Ben Kürdüm demenin yasak olduğu günlerden bu günlere gelişimizde Başkan Erdoğan iktidarının neler yaptığını bilahare anlatacağız
Senin alevi oluşunu dezavantaj olarak gören İttifak ortağın İYİ Parti Ankara Milletvekili Halil Oral "Alevi olması Sünni kesim için endişedir" demişti. Başkan Erdoğan ise "Bu ülkede kimsenin ötekileştirilmesine izin vermeyiz. Senin de yanında dimdik dururuz Bay Kemal" demişti. Balık hafızalı değilsen hatırlaman lâzım.
Başkan Erdoğan bu konuda samimidir, ciddidir. İran, Irak, Suriye, Lübnan Yemen’de şii mezhebi yaygındır. İran'da bir basın toplantısı sırasında, kendisini şiî ve suni konularına çekmek isteyen sorulara kameralar önünde, 'Benim dinimin adı Şiîlik veya Sünnilik değildir. Benim dinimin adı “İslâm”dır Diğer isimlendirmeler İslam içi yorum farklılıkları neticesinde ortaya çıkmıştır demişti. Bu sözleri, İranlı Şii Müslümanlarca da, 'Çok güzel ve aydınlık bir izah.' olarak karşılanmıştı. Yoksa sen Erdoğan’ın İYİ Partili vekil gibi çirkinlik yapacağını mı zannettin? Sen olsan yapacak tıynettesin, hal ve hareketlerin küfürbaz halin öyle diyor. Erdoğan ise asla yapmaz.
Kemal bey size Âşık Veysel’in dizelerini hatırlatayım da hassas konularda zırvalayıp bölücülüğe sapma! Şimdi de Âşık Veysel kim diye sorarsın, Bilgi verelim Başkan Erdoğan imzası ile 2022 yılı sonu yayımlanan genelgeyle “2023 Âşık Veysel yılı” olarak kutlanıyor. Devamlı olarak Kandile bakacağına biraz sağına soluna bakarsan; mutlaka bir programa denk gelir bilgi sahibi olursun. Bak ne diyor Âşık Veysel:
Kürt’ü, Türk’ü ve Çerkez’i, Hep Âdem’in oğlu-kızı
Beraberce şehit gazi, Yanlış var mı? Ve neresi
Allah birdir Peygamber Hak, Rabbül âlemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak, Söyleyim geldi sırası
Şu âlemi yaratan bir, Odur külli şeye kadir
Alevi Sünnilik nedir, Menfaattir varvarası.
Veysel sapma sağa sola, Sen Allah’tan birlik dile
İkilikten gelir bela, Dava insanlık davası
Bu satırlardan sonra benim söz söylemem teferruata girer. Âşık Veysel için şunu hatırlatalım. Medyada partinizin yandaşı bazı müptezellerin bir yerlerini yırtarak üstünü örtmeye çalıştığı bir olay var:.Âşık Veysel “Cumhuriyet destanı” adlı eserini Atatürk’e okumak için Ankara’ya gelir. Torunu Halil Süzer ”dedem 3 ay yürüyerek Ankara’ya gelmiş, kılık kıyafetinden dolayı onu Ulus’tan dışarı attılar” demiştir. Ulusta dolaşmalarına izin verilmedi ama onlar bir yolunu bulup Hâkimiyet-i Milliye gazetesine ulaşırlar. Destan beğenilir. Fotoğrafı çekilir, 8 lira telif ücreti verilir.
2 Nisan 1934 günü çıkan yazı: Dün gazetemize Anadolu’nun saz şairlerinden biri geldi. Sivrialan köyünden gelen bu yanık yüzlü adamın iki gözü de görmüyordu. Bu saz şairinin yeni yazdığı koşmalar, İnkılâbın halkın en görgüsüz tabakalarına kadar nasıl işlemiş, anlaşılmış ve sevilmiş olduğuna en büyük delildir.
Bu bilgiyi okuduğum da şu açıklama notunu da gördüm. “O dönemler de yoksul, eğitimsiz kişiler –Görgüsüz- olarak tanımlanıyordu” ilginç geldi.
Bu konu bir yazı daha ister. Salı günü görüşmek üzere..