Osman emmi köylümüz, saç kalmamış başında Palavraya düşkündür, dersin otuz yaşında Sohbetine sözüm yok, bir anlatır yılanı Ağzın açık dinlersin, fazla sıkar yalanı Şair Mustafa Karakaya
Geçenlerde gazeteci ve öğretim görevlisi Ali Saydam; Bay Kemal’in hainlik olarak algılanabilecek, doğruluğu kendisi tarafından kanıtlanamadığı gibi “yalan oldukları” ispatlanmış açıklamalarını hatırlayalım başlığı altında sabıka kaydı gibi bir sıralama yapmıştı. Bilindiği gibi “Beyin sadece öğrenme değil, aynı zamanda unutma organıdır”. İnsan hafızası unutkanlık hastasıdır. İnsan hayatına devam edebilmek adına anlık heyecan, sevinç, üzüntü gibi kendisine yaradılıştan eklenen özellikleri yaşayabilmek için unutmak zorundadır. Bu sebeple “hatırlamak ve hatırlatmak” gerekir. O zaman Ali Hoca’nın saydıklarına bir bakalım.
“Türkiye’de can ve mal güvenliği yok” (Bu sözü şeref haysiyet yoksunu haydut Amerikalı söyleyebilir, New York Times yazabilir. Ama bizim vatandaşımız bunu söylerse; “sen ne içtin” diye sormak lazım
“Vatandaşların e-devlet verileri çalındı” (Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi “Herhangi bir veri sızıntısına rastlanmamıştır” diye açıklama yaptı.
Yani yok öyle bir şey)
“Ayçiçek yağı yok, gelmeyecek” (Bu söz paniğe sebep oldu, peşinden fiyat artışı geldi. Öyle bir şey olmadığı, hepsinin sanal gündemle piyasayı bulandırmak, vatandaşı bunaltmak maksatlı olduğu ortaya çıktı)
“Benzin yok, araçlar kuyruk oldu” (O dediği İngiltere’de oldu ama Türkiye’de öyle bir şey olmadı)
“Erdoğan kaçacak” (Bu zırva Merhum menderes içinde uçaklar dolusu altın, uçaklar dolusu elmas kaçırmışlar, yurt dışına kaçacaklardı dediler ama altı boş çıktı)
“Yabancı ülkeler “Türkiye’ denince, sırtlarını dönüyorlar...” dedi. (O hafta Türkiye, sadece Antalya Forumu’nda 75 ülkeden, 17 devlet ve hükümet başkanı,
80 bakan, 39 uluslararası teşkilat temsilcisini ağırladı. )
“Türkiye sonbaharda borçlarını ödeyemeyip temerrütte düşecek” dedi. Türkiye sonbahar sonu kış başı asgari ücretteki artışı, çalışanların ve emeklilerin maaşlarına yapacağı okkalı artışın hesaplarını yapıyor)
“Cumhurbaşkanı’nın ıslak imzasıyla Hazine’den 6 milyar TL iç edildi” (Bakan Karaismailoğlu hemen cevap verdi: “Öyle bir belge yok. Çünkü Cumhurbaşkanı hiçbir zaman hiçbir ihaleye imza atmaz.” Dedi. KK’nın yüzü kızardı mı bilmiyorum)
“Zamlar geri alınana kadar elektrik faturamı ödemeyeceğim” (sonracıma Ödedi)
“Bütün KHK’lıları serbest bırakacağım” (Uyarılmış olmalı ki sonradan “Terör suçundan mahkûm olmayanları” diye düzeltti)
“Saray’a giden CHP’li haberi için” doğrudur dedi, Erdoğan ispat et başkanlığımı ortaya koyuyorum, sen de CHP’nin başından ayrılacak mısın dedi. Hâlâ ses yok
Hayatında İsrail’e ayak basmamış Berat Albayrak için “Damadı neden İsrail’e yolladın” Bunu kendisi bilerek söylediyse yalancı ve müfteridir, birileri söylettiyse; argo ifadeyle “fena halde keklendi”
Deniz Baykal kaseti hakkında “Erdoğan’ın kaseti izlediğini gördüm” (Sonradan “Kim tarafından ve ne zaman izlettirildiğini hatırlamıyorum” dedi.)
“Şehitler arasında ayrımcılık yapmak hainliktir” (Burada kast ettiği askere alınma ile ilgilidir. Millî Savunma bakanlığı “Askerlik Kanunu’nda Terörle Mücadele kapsamında şehit olanların çocukları ve kardeşleri zaten zorunlu askerlikten muaftır”. Açıklamasını yaptı. Kanunlardan bihaber olunca insan böyle çuvallar)
“Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde altın klozet var” (Erdoğan yine meydan okudu ama KK süt dökmüş kedi sessizliğindedir)
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsviçre’de 8 ayrı hesabı var” (bir tanesinin belgesini göstersene, içeriğini kimsenin görmediği kâğıtları eline alıp sallamakla milleti inandıramazsın.)
Tsunami sonrası toplanan paralar Endonezya-AÇE ’ye gitmedi, paraların kimler arasında bölüşüldüğünü biz biliyoruz” dedi. AÇEye gönderilen paraların makbuzları yayınlanınca; KK “iyi işte millet bizim sayemizde öğrendi” dedi. Allah aşkına bu nasıl bir pişkinliktir.
“Dövizini bozdur” çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi birikimlerini TL’ye çevirmediğini iddia etti. Dekontlarla yalanlandı (utandı mı bilmiyoruz, doğrusu utandığını zannetmiyoruz)
-Adil Öksüz’ün MİT görevlisi olduğunu ima etti. MİT, yazılı açıklama yaptı: “Adil -Öksüz, MİT’in terör örgütü içindeki kaynağı olmamıştır ve MİT’e çalışmamıştır.”
-2010’da “Kim darbe girişimi yaparsa tankın önüne ilk ben çıkacağım” demişti
15 Temmuz darbe girişiminde Atatürk Havalimanı’nda olduğu hatırlatılarak sorulan “Siz 15 Temmuz gecesi tankın önüne neden çıkmadınız? Daha önce böyle bir demeciniz olmuştu” sorusuna “İyi de tank getirselerdi, nerede tank?” cevabını verdi. Bu cevabı haber olarak seyredenler. Yüzünde en ufak bir kızarma oldu mu? gören varsa beri gelsin. Acaba Mehmet Akif şu an hayatta olsaydı
"Şarka bakmaz garbı bilmez, edepten yok payesi
bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi” mısralarını kim için söylerdi.
Saymakla bitecek gibi değil, dizi film gibi yazı dizisi gerekiyor.
Bunlar yetmemiş gibi üstüne bir de ‘narco devlet’ suçlamasını ekledi Bay KK
“…..Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. ‘Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım’ dediler ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığının finansmanında kullandılar.” Değerli okurlar buna hezeyan (saçmalama, sayıklama) denir. İnsan kendi ülkesine iftira atarak dünyada suçlu duruma düşürmez.
KK 2017 yılında AK Parti’de 120 ila 180 arasında ByLock kullanan var dedi. Başbakan Binali Yıldırım listeyi istedi. Elinde hiçbir veri olmayan KK, bu yalanlarının da üstünü sessiz sedasız kapattı ama rezilliğini gizleyemedi.
Milleti yordun be KK, bu amel defteriyle sırat geçilir mi? diye sorsam; İnanın birileri eline tutuşturur o da pişkin pişkin Yunus’un şiirlerini okumaya kalkar.
Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir, Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir
Altında gayya vardır, içi nar ile pürdür, Varuben ol gölgede, biraz yatasım gelir
Sen bu kafa ile o gölgede çok gölgelersin
Madem şiirle başladık şiirle bitirelim
Haramzadelerin aşıdır yalan, Şeytanî insanın işidir yalan,
Tüm kötülüklerin başıdır yalan, Hiçbir şartta asla, yalan söyleme!
Yalancı insana duyulmaz güven, Dışlanır gönülden, bulunmaz seven,
Sanma ki bulunur kötüyü öven, Hiçbir şartta asla, yalan söyleme!
Şair İsmail Sağır