Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu
Ne olduysa bize, hep azar, azar oldu
Yazının başlığına takılan varsa (Etnik/Budunsal, mezhepsel, cinsel) olarak okusun. Ükemizde yıllardır Diyanet İşleri Başkanları, ilahiyat fakültesi hocaları, imamlar, camilerde olsun okullarda olsun “zina ve eşcinsellikle ilgili” kuran ayetlerini okur, dinin emir ve yasaklarını anlatırlar. Başkan Ali Erbaş 23 Nisan 2020 Cuma günü hutbenin bir bölümünde “Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor...” dedi. Bu söylenenler üzerine Ankara Barosu haddini ve çizmeyi aşan bir açıklama yayınladı. O sözleri buraya almıyorum çünkü hayli sinir bozcu ve kabul edilemez cümleler.
Cumhurbaşkanımız yapılan açıklamayı “Demokratlık adına faşizmi, halkçılık adına millet düşmanlığını, yargı adına hukuksuzluğu, eşitlik adına sapkınlığı yücelten bu Mankurtların gerçek yüzleri birer birer ifşa olmaktadır.” Sözleriyle eleştirdi.
CHP sözcüsü Faik Öztrak konu hakkında “Bu ülkede inanç sahiplerinin, inançlarını dile getirme hakkı vardır. Ancak bunu dile getirirken birilerinin, yaşam tarzı üzerinden nefret dilini kullanarak, düşman yaratarak bunu yapmamaları gerekir der
Bu kafaya göre Kuran’da lanetleyen Allah; nefret dilini mi kullanıyor? Bu konuyu laiklik, Atatürkçülük, insan hakları, uluslararası sözleşmelerle ilgilendirmek tamamen saptırmaktır. Yahudilik ve Hıristiyanlık ta eşcinselliği apaçık günah sayar.
Doğu Perinçek CHP yönetimini eleştirirken ’Eşcinsel çocuklar, lezbiyen çocuklar, travesti çocuklar’ diye bir pankart yapan CHP’li Kadıköy ve Şişli Belediyelerinin Kent Konseyleri cinayet işlemektedir. Bu geleceğimize yönelik bir cinayettir.
ABD’nin küreselleşme döneminde, 1980’den sonra Türk toplumuna mezhepsel etnik kimliklerle birlikte uyuşturucu, fuhuş, intihar ve eşcinsellik dayatıldı. Bu, topluma karşı bir cinayettir. Eşcinselliği insan hakkı olarak göstermek hatta bunu çocuklara kadar indirgemek, ABD’nin küreselleşme döneminde dünyaya dayattığı, milleti ayakta tutan bütün değerleri yıkıma uğratma girişimidir.
Diyanet İşleri Başkanının kaynak olarak dini göstermesi yerindedir. Ben de milli kültürümüzü, milli ahlakımızı gösteriyorum. Son günlerde giderek artan “Diyanet düşmanlığına” karşı çıkıyoruz. Modern geçinen çürümüş çevreler, bu rezilliği yaptığı zaman görmezden gelen tavrın Atatürkçülükle, modernlikle, ilericilikle hiçbir alakası yoktur. Eşcinsellikten yana bir Atatürkçülük olamaz!
Yazar Hilal Kaplan’ın tespitlerine göre bundan on yıl önce Amerika'da eşcinsel evlilikler yasal değildi. Evlat edinmeleri yasaktı. 2011’de Obama yönetimi evliliği "erkek ve kadın arasındaki birliktelik" olarak yorumlayan yasayı kaldırdı. Anayasa Mahkemesi'nin 2015 yılında verdiği kararla eşcinsel evlilik Amerika'daki tüm eyaletlerde serbest hale geldi. Eşcinsellerin evlat edinmesi ise 15 eyalette serbest
Bay Kemal seçim vaatlerine üstü örtülü olarak LGBT’yi de ekledi. “Telafi edeceğiz. Kaybettiğini yerine koyma vakti” sloganı ile seçim vaatlerini Billboard’lara taşıyan Bay Kemal, LGBT demeden “Etnik köken, inanç, engellilik, cinsel yönelim yasa ile dezavantaj olmaktan çıkarılacak” dedi.
Alıştırmalar önceden başlatılmış ki, İzmir BŞB Tunç Soyer ve Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin LGBT dostu belediyecilik protokolü imzalamıştı. Ya hu biri cevap versin; bu tip olayların yüzde yüze yakını niçin aynı partinin belediyelerinde oluyor.
Ariif Nihat Asya, yazımın başlangıcındaki; o dizeleri, batıdan alınan yılbaşı kutlamasını eleştirmek için söylemişti. Benim dikkat çekmek istediğim ise “hep azar azar oldu” alıştırmasıdır. Bu aslında batının sapkınlık dayatmasıdır.
Böyle giderse aşağıya aldığım olayın bizde de normalden sayılacağı günleri bekleyin
Belediye başkanlığı ve bir dönem bakanlık yapmış olan bir milletvekili arkadaşım anlatmıştı. İstanbul belediyesini temsilen Berlin Belediyesini ziyarete gitmiştim.. Belediye başkanı bizi girişte karşıladı ve bana “ alevi misin? Sünni misin? “ diye sordu. Soruya çok sinirlendim (ben şantiye mühendisliğinden geliyorum bizim ağzımız biraz bozuk olur bağırır çağırırız) daha selam vermeden böyle bir soru hadsizliğine ben de cevap olarak “sana ne lan ib.e” diye o argo kelimeyi kullanarak cevap verdim ve tercümana da aynen çevir dedim. Çeviriye adam tebessüm etti. Görüşmemiz bittiğinde memnun olduğunu belirtip size Türkiye’de bile içmediğiniz lezzette bir Türk kahvesi ikram etmek istiyorum dedi ve kahvelerimizi içtik. Ayrılma vakti ben de kendilerine “eşiniz hanımefendi ile beraber sizleri İstanbul’da ağırlamak isteriz” davetinde bulundum. Almanya’dan heyete katılanlarda bir tebessüm oluştu. Meğer belediye başkanı Klaus Wowereit “kendisi “erkek ama karısı yokmuş, kocası varmış”