Made in USA Masa CB adayını Saadet Partisi önünde açıkladı. “Türkiye laiktir laik kalacak ve Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları atanlardan bir grup; sosyal medya hesaplarından bir fotoğraf paylaşmışlar.(Gazeteci Fuat Uğur anlatıyor)

Bira kutularını havaya kaldırıp, omuzlara alınmış başörtülü bir Saadet Partili hanımın üzerinden “İslamcı k…lar da eğleniyor” tarzı çirkin ifadeler yazmışlar.

Bu terbiyesizler Milleti birbiriyle kavga ettirmek için kullanılan satılmışlardır. Şöyle ki AK Pati, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve Deva Partisi aynı çizgide sıralanması gayet tabii olan partilerdir. (kısaca Cumhur ittifakında yer alması gereken partilerdir)  Cumhur ittifakı tabanı ile diğer ittifakta yer alan partilerin tabanı, bu küfürlü konu üzerinde tartışsa; Cumhur ittifakı tabanı yukarıda kullanılan çirkin dili kullanıp “siz kimlerle yol yürüyorsunuz” diye suçlasa ve yüklense; kavga çıkar husumet olur. Bu da o satılmışları yönlendiren gücün aradığı sonuçtur. Kendi içinde kavga eden güçler, dış güçlerle kavga edecek enerjiyi bulamaz.

Geçen yazımda belirtmiştim. CHP içinden birileri Doğu Perinçek’e el altından haber göndermişler. ABD’den bir grup Ankara’ya gelip karargâh kurmuşlar. Bunların amacı “sokak hareketleri, Stadyumlar, Tribün taşkınlıkları hulasa kaos çıkartmaktır”

Aynı şekilde Barack Obama gibi bir yeteneksize iki kez ABD başkanlığını kazandıran ekip İstanbul’a gelmiş Manipülasyona, algı çalışmasına başlamış bile.

6 Ocak 2023 tarihinde bir başka mecrada “Erdoğan’ın rakibi ABD” başlıklı bir yazı yazmıştım. Rusya’da Boris Yeltsin ikinci kez başkan seçilirken, mevcut durumu ve nasıl seçimi kazandığını anlatmıştım. Çok özetleyecek olursak;

1995 yılı yapılan Parlamento seçimlerinde Yeltsin’in partisi yüzde 12,2 Rakibi Genadi Zuganov’un partisi yüzde 34,9 oy almıştı. Yeltsin Parlamentoyu topa tutturmuş, Parlamento toplanmış onu görevden almış vs. çok çalkantılı bir süreç.

Adaylıklar kesinleşince yapılan ilk kamuoyu araştırması sonuçları:

Yüzde 50-55 Genadi Zuganov   

Yüzde 30-35 General Lebed       

Yüzde 02-08 Boris Yeltsin          

Kampanya başladığında medya Yeltsin’i desteklese de anketlerde diğer rakipler çok önde gözükünce, tutuşan teknik ekip ABD’den yardım ister. (O dönem Bill Clinton ABD başkanı idi, Yeltsin’in bel altı esprileri ve kadınlara çimdik atan halleri Clinton’a kahkaha attırıyordu. Soğuk savaşın yerini sıcak laubaliliğin aldığı bir dönemdi)

Üç Amerikalı siyasi uzman acele Moskova’ya gönderilir ve hemen işe başlarlar. Bu üç danışman kampanya yönlendirmede uzmandırlar. Öylesine bir maharet ki; Buna Amerikan ağzıyla “Öküz bokunu altın diye yutturmak” deniyormuş.

ABD’li danışmanların İlk önerileri:

Rakipler hakkında medya sürekli olarak yalan haberler uyduracak, çamur atacaktı! (O vakitler sosyal medya yoktu. Şimdi var ve denetimi olmayan yalan, iftira, karalama çukuru olup; ipleri ABD elindedir. Senin doğrularını 10 kişiye, Aleyhindeki iftiraları karalamaları 10 milyon kişiye gösterir. Çünkü Facebook, Twitter, İnstagram gibi üstelik bedava olan sosyal medya mecraları ABD’nin elindedir. Dikkat ederseniz bu günlerde CB Erdoğan’ın paylaşımlarında eskiye oranla takip ve etkileşimde azalma vardır. Seçim yaklaştıkça her türlü pisliği yapacaklarından eminim)

Ruslar karalama önerisine karşı çıktı. Yalan yok, dürüstlük ilkesine bağlı kalınacaktı. ABD’lilerin cevabı: Dürüstlükle seçim kazanılmaz!

Rus medyası, Yeltsin'in rakipleri hakkında öyle asılsız dedikodular, yalanlar, iftiralar uyduruyordu ki; en aklı başında olanların bile kafalarını karıştırıyordu. (Dikkat ederseniz bizde de atılan iftira ve karalamalar sonucu CB Erdoğan aldığı tazminatları hayır kurumlarına dağıtmayıp bir kişiye verse inanın o kişi zengin olur.)

Amerikalılar ikinci önerilerini yaptılar: Yeltsin halkın arasına girecek, çok sevecen, bir kişi rolünü oynayacak. Ruslar Yeltsin’in, rol yapmasını istemiyorlardı.

ABD’liler yine sert çıktılar,

“Rol yapmadan, halkı kandırmadan seçim kazanılamaz!”

Bizim Sefil Bilo kılıklı KK Amerikan taktiğine uymalı ki; helallik gibi numaralar yaptı. Dilinin dönmediği, söylerken zorlandığı “inşallah maşallah” dediğini duyar olduk.

Ya hu bunu kim “vaftiz” etti diyeceğim amma İslâm da “vaftiz” diye bir uygulama yok. Neyse; mutfak dekoru önünde yapılan yayınlar, belge diye uyduruk kâğıtları gösterip hokus pokuslu karalamalar yaptığını gördük. Bazen arkasında kitaplık olur amma birinin dahi kapağını açmadığı kitaplar. O kitapları okuyan adam Sakarya meydan muharebesinin Polatlı Haymana hattını kapsayan alandan, adını aldığını, Sakarya il merkeziyle alakası olmadığını bilir. Türkiye’de yetişen Fındığın yüzde 42’sini tek başına Urfa üretir demez. Mersin Güneydoğunun incisi oldu demez,

Necip Fazıl’dan şiir okuyacağı zaman "Hani diyor ya... Şair galiba... Şair... Necip Fazıl... Bu taksimi kurt yapmaz, kurtlara şah olsa, diyor." Hadi dil sürçmesi diyelim “kuzulara şah olsa diyeceğine kurtlara” dedi. Şair galiba şair demek de nedir? 75 yıldır Türkiye’de yaşıyorsun ve Türkiye’ye bu kadar uzaksın. Yazıklar olsun

Rusya’da 16 Haziran 1996'da başkanlık seçimlerinin ilk turu yapıldı.

% 35,3 Yeltsin

% 32,0 Zuganov

% 14,5 Lebed

Birinci turda kimse seçilememiş ama Yeltsin en geriden en öne gelmişti.

Amerikalılar Yeltsin'e acele bir öneri götürdüler:  yüzde 14,5 oy alan Lebed'e, geri çeviremeyeceği bir teklif götürün ikinci aşamaya katılmasını önleyin!

Birinci tur oylamadan iki gün sonra Yeltsin, Lebed'i, Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri ve Başkanın Ulusal Güvenlik Danışmanı” olarak atadı. Lebed, bu atamayı hemen kabul etti ve başkanlık seçiminden çekildi.

(Dikkat ederseniz altılı masanın CHP ve İyi Parti dışındaki ortakları “oy oranları çok düşük partiler” Yapılan hesap: Erdoğan’dan bir oy dahi çalabilirsen gel beri hesabıdır. Bu partilere CHP, seçilecek yerlerden kontenjan verirse,

(Yeltsin’in Lebed’i danışman atamasından farkı yoktur)

3 Temmuz 1996 günü başkanlık seçiminin ikinci aşaması gerçekleştirildi.

% 53,8 Yeltsin

% 40,3 Zuganov

Üç Amerikalı “öküz bokunu altın diye” Rus halkına yutturmayı başarmışlardı.

Yürüyen mumya Joe Biden’in bizdeki muhalefete desteğinden korkmalı mıyız?

Hayır! Sadece tedbir alırız.

Bir Çin atasözü “Hiçbir dış tehlikesi ve düşmanı olmayan devlet yıkılır” der.

Keza Necip Fazıl Kısakürek’de

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın! Diyor.

ABD Erdoğan’ın karşısındadır. Kimlerin yanında olduğunu da görüyorsunuz

Bu seçim Erdoğan ve Bay KK arasında bir seçim değil, Türkiye ile ABD arasında bir kapışmadır. Bu seçimde bağımsızlığımızı oyluyoruz. 14 Mayıs günü sandıktan Reis çıktığında; Türkiye koca bir fili ezmiş olacaktır.

Siz siz olun 24 ayar Erdoğan varken Amerikalıların yutturmalarına sakın ha kanmayın!