Muhalefetin “Yerli ve mili bir çözüm önerisi sunamadan”, iktidar olma isteğindeki aşırılık bana “Bursa kestaneliği” hikâyesini hatırlatır. Bursa kestaneliği deyip geçmeyin "Bursa’nın Kestanesi Okka Çeker Beş Tanesi" diye tekerlemesi vardır.

Bursa kestaneliği konusunda bir kaç rivayet var ama sonuçta "Adamın kestaneyi çok sevmiş olması" hikâyeyi bu günlere getirir. Padişah karşısındaki değnekli ihtiyara “elindeki asanı havaya at yere düşene kadar dile benden ne dilersen” der. Adam atar ve “Asa” havada iken “Bursa kestaneleri vakıf olsun” der.

 Bu istek; bir şey kapma isteğidir ve siyasette çok tehlikelidir.

Dikkat ederseniz Altılı masa "Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden Güçlendirilmiş Pazarlık sistemine" geçti. Çata çat pazarlıklar yapılıyor. Önce 7 kocalı Hürmüz misali 7 başkan yardımcılı Cumhurbaşkanlığı, şimdi de vekil kontenjanı için pazarlık yapılıyor.

Meral hanım diğer beş ortağın kendine dirsek atmasının acısını yaşadığı için; küçük partilerden aday göstermez. Kalanların tamamına, medyaya yansıyan şekilde vekil kontenjanı verilmesi CHP tabanını isyan ettirir. Benden küçük bir çözüm önerisi:

Ali Babacan son dönemde HDP- PKK çizgisinde laflar ediyor. Rahatlıkla Serok Babacan denebilir.

CB Erdoğan; Yasakların kaldırıldığını Kürtçe seçmeli ders, TRT Kürdi gibi

1990'larda hayal bile edilemeyen imkânlara ulaşıldığını, siyaseten risk alarak

Devletin her türlü çözümü denediğini (Bundan fazlası bölünmeye gider) yapılanları tek tek sayarak; Türkiye'de "Kürt sorunu" diye bir sorunumuz yoktur demişti ya;

Davutoğlu'da Bahçeli'nin ifadesiyle Serok Ahmet, hesapta Erdoğan'a laf atmak için "Kürtler bu ülkede sorunumuz yoktur! dediği gün Kürt sorunu biter" diyerek aklınca hedef büyüttü. Devamında da korktu mu? Ne oldu? Bilmiyorum, aynı cümleyi aleviler için, muhafazakârlar için Laikler için kurdu çorbaya çevirdi.

Hulasa Kandil'i memnun eden bu iki partiye Grup kuracak kadar HDP listelerinden kontenjan verilebilir. Hatta verilmelidir.

Saadet Partisi zaten Bay KK için “Mücahit” diyor, kontenjanı hak ettiler.

Geriye ne kaldı? Bugüne kadar adı sanı bilinmeyen GU yazsam google'da arama yaparsınız. Açalım Gültekin Uysal yazalım. Bu hazrete Milletvekili vermek gerekir mi? Eğer verilmeli derseniz; onun önerecekleri için GBT (Genel bilgi toplama) sonucu vekilliğe engel halleri var deyip şu üç isim önerilsin. Engin Altay, Özgür Özel Engin Özkoç, CHP nasıl olsa kiralık vekil veren bir parti. Hiç sesini çıkaramaz kabullenir. Kabullenmezse; başkan yardımcılığın gider deyin “aldım kabul ettim” diyecektir.,

Gelelim Bursa Kestaneliğine

Argoda para ile pul ile ilgili konular "tamamen duygusal" cümlesiyle ifade edilir. Muhalefetin Türkiye kaynaklarına amansız bir erişme isteği var. Bu istek tamamen duygusal bir istektir. Türkiye’de “Böyle gelmiş böyle gider” sorumsuzluğundan beslenen çok ciddi  “talansever bir katman” vardır. 28 Şubat sürecinde batan bankalar ve bankaların kasalarının nasıl boşaltıldığının videolarını seyrettik. 2001 krizinden bir gün önce Merkez Bankası başkanı, (Öldüğü için ismini yazmıyorum) elindeki değerleri dövize çevirmişti. Ağlanacak haller bunlar.

 Muhalif yapı kaynaklara ulaşınca ne yapıyorlar?

Mesela: Kaynak paylaşımı ile ilgili “İstanbul’a” bakalım:

İstanbul BŞB seçiminde HDP, İYİ Parti ve CHP birlikte hareket etmiş İmamoğlu seçilmişti. Üç partinin CHP, İyi Parti ve HDP arasında BŞB “kestaneliğinden” belirlenmiş oranlarda yararlanma paylaşımı yapıldığına dair itiraf. (İstanbul CHP il Bşk Yrd. Özgür Nas’a ait olduğu iddia edilen konuşma: "100 kişi alınıyorsa, 35 CHP, 15 İYİ Parti, 15 diğerleri (!), Kim bu diğerleri? HDP diyelim mi? 20-25 de İBB kariyer üzerinden gidiyor” O diğerleri var ya; onlar için şimdi terör soruşturması yapılıyor.

CHP’li Belediye başkanları yolsuzluk nedeniyle görevden uzaklaştırılıyor.

Bilecik, Yalova Belediye başkanları ve çok sayıda ilçe başkanı görevden alındı.

Ankara; BŞB ’den birileri eski CHP Milletvekili Sinan Aygün ’den 25 milyon istedi iddiası ile çalkalandı. Sinan Aygün ihraç istemiyle disipline sevk edildi o da istifa etti.. Ankara demişken CHP’ye yakınlığı ile bilinen gazeteci Barış Yarkadaş TV’de Akşener’e gönderme yaparak, İYİ Parti Samsun Milletvekilinin şirketi (Şimdi hisseler çocuklarının üzerindeymiş) Ankara BŞB ’den ihale aldığının belgesini gösterdi.

Bir hafıza turu atalım mı? Erdoğan İstanbul Belediyesini SHP’li Nurettin Sözen’den devir almıştı. İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel rüşvetten yargılandı ve senelerce hapis yattı. Kocaeli’de eski CHP’li başkan Sirmen hapis cezası aldı. Antalya’nın eski belediye başkanı CHP’li Mustafa Akaydın, belediyeye ait iç denetim, imar ve bütçe ile ilgili evrakları yaktırırken suçüstü olmuştu. Çankaya eski Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, CHP’li meclis üyelerinin kendisinden tehditle rüşvet aldığını itiraf etmiş, ‘yamyam’ dediği partilileri, “Bugün ne götürürüm” derdinde olmakla suçlamıştı. Ses kaydı TV kanallarında yayınlanmıştı.

Bu gün hâlâ rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırmak gibi çirkinliklerin CHP’li Belediyelerde yaşandığını duyuyor, medyada görüyoruz.  Bu tip eylemler nasıl yakalanır bilir misiniz? Ajan filmlerin deki gibi gizli takip ve dinlemelerle sanılmasın. Kimi Sayıştay denetimlerinde tespit ediliyor. Büyük çoğunluğu ise içeriden payına düşeni az bulan ya da pay verilmeyenlerin ihbar etmesiyle yakalanıyor.

Örnekler çok uzatmıyorum Sadece bir ilçe belediye örneği verip kapatalım

200 bin nüfuslu İzmir Menemen ilçesi Belediye Başkanı SA iddiaya göre 18 aylık görev süresince 50 milyonluk usulsüzlüğe imza attı. Öyle ki mızrak çuvala sığacak gibi değildi. Mecburen CHP Genel Merkezi tarafından ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilen başkan, sosyal medya hesabından partisinden istifa ettiğini açıkladı. Ayrıca terör propagandası suçundan da soruşturma açılmıştı.

CHP Menemen İlçe Kongresinde yapmış olduğu konuşmada;

Biz kim miyiz? Biz Kızıldere'de öldürülen Mahir'iz,

Biz kim miyiz? Biz Cirid'de Diyarbakır cezaevinde ser verip sır vermeyen İbrahim'iz,

Biz kim miyiz? Biz 6 Mayıs 1972'de altındaki sehpayı kendisi itekleyip şehit düşen Deniz Gezmiş'iz..." ifadelerini kullanmıştı

Milletimizin “Müebbet muhalefete mahkûm ettiği CHP” tüy değiştirip seçmeni aldatma peşindedir. Ellerine yetki geçince olanları görüp, olacakları tahmin edin diye yukarıdaki örnekleri verdim.

Bu seçime Cumhur ittifakı ve muhalefet olarak bakmayın!

Bu seçimde ABD ve batı dünyasının “Haçlı seferine” karşı koyacağız.

Osmanlıyı parçalamak için; saraya kadar giren, sultanın güvenini almış ajanlar vardı, Bunlar Kur’anı ezberlemiş, İslami ilimlerde söz sahibi insanlardı. İhanetleriyle ajanlara taş çıkartan yerli işbirlikçiler vardı. Şimdi de ellerinden geleni ardına koymayacaklar. Seçime kadar akıl almaz hileyi, dolanı, yalanı, iftirayı bekleyin. Bunun için; uyanık olacağız uyandıracağız. Bunlara inanmayacağız, aldanmayacağız.

Şiir denemez ama Ramazan manisi kıvamında 10 mısra ile bitirelim

Kuzu cüppesini giydi karıştı cemaate,

Kara Molla buyur etti, geç dedi imamete.

Bekri Mustafa’dan imam; zillete bak zillete!

Molla; İzmir marşı ile yelken açtı cennete

Şeytan bile kıs kıs güldü; emanete ihanete.

Bakın şu hasımlara; hısım olup barıştılar

Bölücüye nazire, bölmek için yarıştılar

Aslana kinlendiler, kimlere yanaştılar

Kurda maskara oldular, artığını kapıştılar

Kudümsüz vefasızlar, sizi teneşir paklar.