Bizdeki batıcılık Noel ağacı gibi,
Kökü yok, kürtmeği yok, suyu yok, kuru dibi.

İki yüz yılda ancak köle olabildik biz,
Çünkü tekniğe değil pisliğine talibiz...

(Şair Kazım Karagöz)

Osmanlı Devleti’nde batılılaşma bir zaruret sonucu gündeme gelmiştir. Savaşlarda alınan yenilgilerin sonucunda batılılaşma bir kurtuluş reçetesi olarak görülmüş ve askeri alanda başlamıştır. Osmanlı’da bir “Lale devri” var ki; Batılılaşma “onlar gibi giyinmek, yaşamak eğlenmek vb” olarak; hulasa şekli olarak algılanmıştı.

Şi­na­si  (1826 doğumlu gazeteci, şair ve oyun yazarı. Batılılaşma sürecinin ilk ve en önemli yazarlarındandır)  As­ya’nın “akl-ı pi­ra­ne”si (derin tecrübesi) ile Av­ru­pa’nın “bikr-i fik­ri”ni (körpe düşünce ilk kez söylenen fikir) iz­di­vaç (evlenme) et­tir­mek­te çareyi bulur. Kısaca doğunun tecrübesi ve batının yeni fikirlerinin harmanlanması ile batılılaşma gerçekleşmeli diyordu.

Namık Kemal Batı’yı taklit ederek onların tüm değerlerini almaktan ziyade, ilmini, fennini ve tekniğini alıp, İslam’ın özüne sadık kalarak manevi alanla bütünleşmiş bir ilerleme olursa devletin yıkılması engellenebilir görüşündeydi.

Ahmet Rıza (İttihatçı ve Jön Türk hareketinin önde gelen isimlerinden) emperyalist ve sermaye peşindeki Avrupa’nın değil, aydınlanmacı, hür fikirli, sosyal Avrupa’nın örnek alınması görüşündedir.

Hüseyin Cahit Yalçın (Abdülhamit döneminden başlayıp, Atatürk, İnönü, Demokrat parti dönemi dâhil her dönem muhalif yazıları olan gazeteci, edebiyatçı ve siyasetçi) “zevk, safa, eğlence ve fezâhat  (edepsizlik, rezillik) Avrupa’sı” ile “bilim, uygarlık ve düşünce Avrupa’sını” ayırmış ve ikincisinin alınması gerektiğini belirtmiştir.

Ali Fuat Başgil (anayasa profesörü, senatör ve milletvekili)  ise Öz ve Küspe ayrımı yapmıştır. Küspe dediği, batının giyimi kuşamı, eğlencesi yaşayış şeklidir. O da Avrupa’nın sadece özü alınmalıdır der.

Dikkat edilirse; “ortak düşünce, şekil olarak değil zihni olarak bir dönüşümdür”.

Ziya Gökalp ise ”Batı medeniyeti vardır; ama Türk medeniyeti de vardır; Batı kültürü pratik ve yararlıdır ama Türk kültürü de tarihseldir ve işlevleştirilebilir.” diyerek bir şeyden vazgeçmemize gerek olmadığını belirtmiştir

Mehmet Akif Batılılaşmadan yanadır. Ama bu “Batılılaşma”, bilim ve teknolojiyle, çalışma hayatındaki bazı ilke ve ölçülerle, eğitim sisteminin işleyişiyle sınırlıdır. Özellikle ahlâk ve yaşayış tarzını kapsayan Batılılaşmaya kesinlikle karşıdır.

Bu konularda Tevfik Fikret’i ve Cenap Şahabettin’i ismen ağır bir dille eleştirmiştir. Bu iki kişiyi “Doğu’yu, özel olarak da İslâm dünyasını” anlamamakla ve Batı’yı bilmemekle suçlamıştır: 

Şark’a bakmaz, Garbı bilmez, görgüden yok vâyesi (nasibi)

Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi!” diyerek tenkit etmiştir.

Tevfik Fikret’i din anlayışı nedeniyle çok ağır şekilde eleştirmiştir. Tevfik Fikret’in para karşılığında düşünce ve inancını değiştirebilen birisi olduğu görüşündedir:

“Şimdi Allah´a söver, sonra biraz bol para ver

Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder”

Necip Fazıl Kısakürek ise bu görüşlerin aksine Batı medeniyetinin, müspet bilgiler yığını olduğunu ve maddiyattan başka herhangi bir konuda rehberliği olamayacağını ifade etmiştir.

Batıcılık bizde her derde deva olarak görüldü. Devletin kurtuluşunun anahtarı Batıda görülmekteydi.  Balkan savaşlarından Dünya Savaşına uzanan yıllarda görüldü ki; şaşaa narkozu verilip kendi yürüyüşü unutturulan devlet tarihten silinmiştir.

Hıristiyan Kiliseler Birliği Genel Kurulunda başkanın itirafı şöyledir: “803 yıllık Endülüs’ü ve 622 yıllık Osmanlıyı yıktık. Türkiye’yi de yıkacağız.'' Anadolu Türklere bırakılmayacak kadar bizim için önemlidir.”

Geçmişteki Haçlı ordusu Hıristiyan idi. Şu anda Haçlı ordusu vekâlet savaşı yapan aklınıza gelebilen dâhili ve harici bilumum terör örgütleridir. Bu örgütlerin lojistiğini de yerli ve milli duruştan uzak, ittihatçı zihniyet sağlıyor, hâlâ batıya hayran, batıdan medet uman, batının devşirme aydınları sağlıyor, son olarak ta batının desteklediği medya kanalları ve siyasi muhalefettir. Hulasa karşımızda güçlü bir haçlı ordusu var.

Yazar Mustafa Necati Özfatura; Bizans, Roma'yı taklit ettiği için yıkıldı, 803 yıllık Endülüs, Hıristiyanları taklit ettiği için, 622 yıllık Osmanlı Batı'yı taklit ettiği için yıkılmıştır. Batı'nın Türkiye'ye dost olmasını beklemek akrepten bal yapmasını beklemek gibidir. Der. Haksız mı?

Şair Cengiz Numanoğlu’nun mısraları ile bitirelim

İnsan haklarından nutuklar atan!

Tarihine baktım; Her sayfası kan.
Bari katlettiğin, çocuktan utan.

Çökecek üstüne, bir gün bu çatı,
Arz’ın yüz karası, kudurmuş Batı.

Senin hayranların; ezik insanlar,

 Manevi mayası, bozuk insanlar,
Silik, şahsiyetsiz, yazık insanlar,

İslâm neferinin, yoktur fiyatı,
Bunu öğren artık, meşrepsiz Batı.