Avrupa soykırımdan bahsediyor. Soykırım Balkanlar’da olmuştur. Bulgar, Yunan, Sırp, Türkleri katletmiştir, Ben Avrupa tarihine inanmam, Avrupa tarihimizi tahrip etmiştir, benim bütün hayatım bu tahrifatı düzeltmekle geçti Avrupa bize hiçbir zaman dost olmadı. Türkiye güçlenince;  “Avrupa korkuyor ve bizi parçalamak istiyor”

 (Tarihçi Halil İnalcık)

Savaş hukukuna göre zehirli gaz kullanmak yasaktır; biliyorum. Amma zehirli gazı insanlara karşı kullanmak yasaktır! Türkler Müslüman'dır. Dolayısıyla da insan sayılmaz hiçbiri! Yani, Türklere karşı rahatça zehirli gaz kullanabiliriz.

(Winston Churchill)

İnsanlar kırsalda gece karanlığında dışarıdaysa; yol boyunca genellikle yabani hayvanlardan korkusundan bağırır, gürültü çıkarırlar ki, korksun ve kaçsın. Hatta köpek taklidi yapıp havlayanlar olur. Batılı devletler de, utanç veren geçmişlerini gizleme hesabıyla, Türkiye gibi ülkelere ipe sapa gelmez şekilde iftira ve suçlamalar yapıyorlar. Bu durum yukarıda anlattığımız “havlama halidir” Türkiye güçlenmeye başladığı için bu seslere Anadolu ağzıyla “hoşt köpek” diye karşılık vermeye başladı. Nasıl mı derseniz “Batı medeniyetinin tarihi onlarca, hatta yüzlerce utanç verici katliam, soykırım gibi ağır suçlarla doludur. Katil, barbar gibi yaftaları başkaları üzerine yıkmadan önce, biraz da kendilerine dönüp bakmalarını yüzlerine vuran bir Türkiye var. Şayet Türkiye (2023, 2053, 2071) hedeflerine aynı hızla yürürse; havlama sesi kesilir, çünkü aslana havlanmaz.

Bunu söylerken ezbere konuşmuyoruz  ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Suriye özel temsilciliği yapan James Jeffrey'in "Batı daha önce Erdoğan’dan daha otoriter olan çok liderle muhatap oldu, onlar her koşulda bize yaltaklanıyor. Erdoğan ise bizimle çatışıyor, çelişkilerimizi yüzümüze vuruyor, dostumuz olmaya çalışmıyor." Sözleri bizi haklı çıkaran bir itiraftır.

ABD bu güne kadar kendi dilinin dışında tek anlaşma imzalamıştır. O da Türkçe olan 22 maddelik Osmanlı’ya haraç ödediği 5 Eylül 1795 tarihli anlaşmadır. Bu anlaşma gereği 29 yıl boyunca ABD her yıl vergisini ödemiştir. Osmanlı’nın çöküş dönemi ile İngiltere ve Avrupa’nın yerini alacak ABD’nin yükselmeye kök salmaya başladığı dönemlerdir. İkici cihan harbinde de Teknolojik başarı ve iki atom bombası ile dünya dümenine geçmiştir. ABD Osmanlı’yı sevmezdi sadece haraç ödedi diye değil, kurulduğu 1774’ten 1909’a kadar yani 125 sene orta devlet statüsünde kaldı. Orta devletler Dünya devletlerine büyükelçi gönderemiyordu. Maslahatgüzarlıkla  idare ediyordu. ABD’nin sınıf atlamasını engelleyen, her defasında bu teklifi veto eden o günkü Yedi dünya devinden  “Düvel-i muazzama” biri olan Osmanlı imparatorluğu idi. 1876’dan Tahtan indirildiği 1909’a kadar Amerika’yı engelleyen batılıların kızıl sultan dediği İkinci Abdülhamit’tir. ( Tarihçi Dr. Ahmet Anapalı)

Bu günde Osmanlı’ya lanet okuyan İttihat ve Terakki zihniyetinin temsilcileri az değil. Attila İlhan (6.2.2004 Ceviz Kabuğu) bu kafayı söyle anlatır ”SSCB dağıldıktan sonra KGB'nin belgelerinde görüyoruz ki, Türkiye'deki sosyalistlerin pek çoğu maaşa bağlanmışlar. Bugün de, Amerikan vakıflarından, Alman vakıflarından maaş alarak, Avrupa fonlarından para alarak, onlar adına hareket eden pek çok basın yayın organlarında görevli isimler vardır ve bunlar artık ayıp olmaktan da çıkartılmıştır. Maalesef Türkiye bu noktaya gelmiştir.                                         

Attila İlhan’ın meşhur sözüdür. Türk aydını dediğimiz kişi, batı'nın manevi ajanıdır
Satılmış müsvedde kişiliklerin oranının yüksekliğini belirtmek için de  “Bu ülkenin nüfusunun %10'luk hain kontenjanı vardır” demiştir.

Kudüs şairi Nuri Pakdil’de; varsa yoksa batı diyenlere Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan” sözüyle çıkışır.
 

Karanlık geçmişiyle batı neler yapmadı ki

Mesela İngiltere: Hindistan'dan milyonlarca ton buğdayı ülkesine ihraç (transfer)

etmiş bunun sonucunda 12 ila 29 milyon arasında Hint açlıktan ölmüştür.

En son 1943'te Winston Churchill, İngiliz askerlerine ve Yunanistan gibi ülkelere Hintlerin ürünlerini gönderirken, 4 milyon kadar Bengalli açlıktan ölmüştür.

Churchill, Bengal kıtlığıyla ilgili bir açıklamasında, "Hintlilerden nefret ediyorum. Hayvan gibi bir dine sahip, hayvan gibi insanlar. Kıtlık, tavşan gibi üredikleri için kendilerinin hatasıydı." dedi.

Aborjinler Avustralya kıtasında yaşayan yerli halktı.  İngilizler, bölgeye hastalıkları götürmüş, kızamık, suçiçeği ve grip gibi hastalıklarla halkı katletmiştir 1900’lü yıllara gelindiğinde hastalık vb. yüzünden aborjin nüfusunun %90’ı hayatını kaybetmiştir. 1910-1970 yılları arasında yaklaşık 100.000 Aborjin kökenli çocuk ailelerinden kaçırılarak koparılmıştır. Gerekçe olarak ise; Aborjin halkının kendi başlarına bir geleceği olamayacağı gösterilmiştir. Aborjinler 1999 yılında haklarına kavuşabildiler.

Haberlerde seyrettiniz mi bilmem, Aborjinleri yok eden İngiliz tahtının varisi Prens Charles 2018 yılında yaptığı Avustralya ziyaretinde Aborjinler tarafından geleneksel törenle karşılanmıştı. Hangi yüzle gittin sorulmaz; yüzsüzlükle gitmiştir. İçinden de olsa, ceddinin yaptıklarından utanç duymuş mudur bilmem amma, üzüldüğü iki ziyareti buraya not düşelim.  2005 ve 15 yıllarında yaptığı Çanakkale ziyaretlerinde. Kara savaşlarının 90 ve 100.yılı anma törenlerine katılmıştı. Avustralya’da yerli halkı yok ettiler ama bize de “Çanakkale geçilmez” zaferini yaşattılar.

Savaş kararı alınırken;

Eski başbakan ve savaş konseyi üyesi Arthur Balfour:  “Türkler yolları kesildiğinde teslim mi olurlar yoksa sırtlarını duvara verip çarpışırlar mı?”

Lloyd George: “Herhalde çarpışırlar.”

Savaş Bakanı Kitchener: “Herhalde teslim olurlar.”

Donanma Bakanı Churchill: “donanma on dört gün içinde İstanbul’da olacak!”

Çanakkale’de bozguna uğrayıp tası tarağı toplayıp kaçınca;

Churchill:

Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. Diyerek zaferimizi itiraf etmişti.

İngiliz Yazar Ellis Ashmit Barlett

18 Martta mağlup olduk. Bu bapta tevile felana (başka anlam vermeye falan) hacet yoktur. Diyerek noktayı koymuştur.