Ne arı var ne namusu ne de mahremiyeti

Batının vardığı menzil uçkur medeniyeti.

Medeniyet kelimesinin Osmanlıcada ilk harfi mimdir (M harfi). Bu mimi kaldırınca; geriye Deniyet kalır. Deniyet ise alçaklık demektir. Batının teknik üstünlüğü için medeniyet değil de Mimsiz medeniyet tabirinin kullanılması buradan çıkmıştır.

Jeffrey Epstein Brooklyn/New Yorg'ta, Yahudi bir ailede doğar. Finans sektöründe hızla yükselip çok büyük bir servet sahibi olur. Üst düzey devlet adamları, Donald Trump ve Cılinton gibi, İngiliz kraliyet ailesinden Prens Andrew ve dünyada ünlü kişilerle yakınlık kurdu. Bu kişi daha sonra Pedofili (Subyancılık) suçundan hapis cezası aldı. Hapisteyken kaldığı tek kişilik hücrede ölü bulundu. Hapse girdiğinde güncel olayları yorumlayan hemen herkes onu içeride öldürürler diyorlardı, dedikleri gibi oldu. Bir doktor intihar raporu verir, bir hâkim intihar kararı verir dosya kapatılır. 50 sene ya da 100 sene sonra gerçek açıklanır. Ölen ölmüş kalan sağlarda ölmüştür. Kimse o gün cezaevinde kameralar neden arıza yaptı diye sormasın.”Seks ticareti, cinsel taciz ve çocuk istismarı” ne kadar örtülmeye çalışıldıysa da mızrak çuvala sığmadı Epstein intihar süsü verilerek infaz edildi. Bunlar ABD için olağan işlerdir.

Epstein’ın elinde çok ciddi şantaj dosyaları olduğu malum. Mesela:  Trump ile Hillary Clinton’ın yarıştıkları seçimde ”bildiklerimi söylesem seçim iptal edilirdi” demiştir. Hatırlarsanız Seçilen Trump hemen Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmişti

Jeffrey Epstein’e ait Virgin adalarında iki adası vardı ve bu adalarda ünlüleri ağırlıyor, çocukları misafirlerine seks için veriyordu. İddia bununla bitmiyor. Gelen misafirlerin gizli çekilmiş görüntülerini de İsrail’e ulaştırıyordu. Mossad ajanı olduğunda da genel ittifak var. (ölümünden sonra hakkındaki dava gizli celselerle devam etmiştir)

Bugün ABD ve Avrupa’nın tam desteği ile İsrail Gazze’de soykırım yapıyor. Dünya seyrediyor. Batılı ülkeler yasaklama getirse de halk sokakta yasak dinlemiyor, İsrail aleyhine yürüyüş yapıyor, ama devlet yetkilileri gıkını çıkaramıyor.

Netenyahu komşu Arap ülkelerinin liderlerine "Çıkarınızı korumak istiyorsanız, sessiz kalın" tehdidini nasıl çekiyor acaba? Elinde ne var?

Demek ki İsrail böyle bir soykırım yapabilmek için ülkeleri tehdit edebileceği bilgi belge görüntü gibi delil olabilecek her şeyi biriktirmiş. Jeffrey Epstein kullandığı araçlardan, isimlerden sadece bir tanesidir.

Netenyahu'nun bir itirafı vardı; "Arap ülkelerinin iktidarlarından son derece memnunuz. Ancak halklarından son derece rahatsızız" diyordu.

Doğrudur çünkü o liderler, halk uyanmasın diye pahalı ninnilerle Ronaldo'ya 214 milyon dolar veriyor, Neymar için 400 milyon dolar harcıyor. Yetmiyor 120 gün ülkenin dört bir yanında festival düzenliyor. Neredeyse ense kökünde binlerce bebek İsrail tarafından katlediliyor. Çıtı çıkmıyor ya da kuyruğu kaptırmışlar ki çıtı çıkamıyor.

2022'de BM, Uluslararası Göç ve Çalışma Örgütlerinin birlikte yaptıkları araştırmaya göre: Dünya genelinde 40,3 milyon kişi insan ticareti mağduruymuş. Her 4 kurbandan birisi ne yazık ki çocukmuş. (10 milyonu aşkın çocuk) Bu sayının 15,4 milyonu zorla satılarak evlendiriliyor, Yine 4,8 milyonu ise cinsel sömürüye maruz bırakılıyormuş.

2003'te ABD Irak'ı işgal etmişti. O işgalde ne ölüsü ne de dirisi bulunamayan kayıp

8 bin kişi var. Bu kişiler hala bulunamadı. Uluslararası Af Örgütü'nün raporuna göre kayıpların 4000'i kadın ve çocuklardan oluşuyordu

Almanya'da ise 2000 mülteci çocuk kayıptır. Bu resmi rakam, kayıp mülteci sayısının 9000'i aştığını söyleyen avukatlar ve sivil gruplar var. Bu çocuklar nerede? Süper güç denen devlet yetkilileri karar verse bunlar bulunamaz mı? Bulunur elbette. Ne yazı ki o kayıp çocuklar, o kahrolası devlet başkanlarına seks için sunulmaktaymış.

Dünyaca ünlü akademisyen Oktay Sinanoğlu (40 yıla yakın ABD Yale üniversitesinde hocalık yapmıştır.) Derki; “Batı'da insanlık anlayışı yok, başkalarını insandan saymak yok Amerika'nın sadece 100 yıllık tarihini bilen var mı? Her tarafı alavere dalavere milletleri kandırmak, katliam yapmak, yaptığı anlaşmalara hiç bir zaman uymamak”

Bugün ABD’nin başında Joe Biden var. Bu kişi Obama dönemi başkan yardımcısıdır. 51 sene senatörlük yapan bu Rum kuklası mendebur, yeminli Türkiye düşmanıdır. Seçildiği Delaware eyaletinin en büyük şehri Wilmington Yunanlı göçmenlerin çoğunlukta olduğu bir yerdir. Bakalım Pandora’nın kutusunda neler var?

Tamer Korkmaz yazmıştı: “2020’deki seçim kampanyası sırasında onun bir pedofili yani (Subyancı)  olduğunu belli eden görüntüler yayınlanmıştı. Delaware Senatörü iken 1992-1993 döneminde, ofisinde sekreter olarak çalışan Tara Reade, Joe Biden’ı kendisine cinsel tacizde bulunmakla suçlamıştı. Biden’ların “ailecek uyuşturucu müptelası” olduğu bilinir. Kızı Ashley, yıllar önce kokain çekerken kameralara yakalanmıştı. Oğlu Hunter Biden’de her yol var. Uyuşturucu kullandığı için, ABD Deniz Kuvvetleri’nin yedeklerinden atılmıştır. 2019’da bir otel odasında “Bir hayat kadınıyla olduğu, uyuşturucu kullandığı” görüntüler halen daha tartışılıyor.

Avrupa’ya geçelim. Fransa’da Macron 'un atamasıyla başbakanlık görevine getirilen 34 yaşındaki bir eşcinsel olan Gabriel Attal, eski sevgilisi Stéphane Séjourné'yi Dışişleri Bakanı yaptı. Attal'ın bir dönem Séjourné ile yüzük takıp birlikte yaşadığı, geçen sene de ayrıldığı ifade edildi. (Biri erkek biri kadın sanılmasın, ikisi de erkek)

Başbakan, dışişleri bakanı yaparda Macron durur mu? Macron’un ise ta 2007’de “Gazeteci Mathieu Gallet ile eşcinsel ilişki yaşadığı” iddia edilmişti. O vakitler bu iddiayı reddetmişti. Ya da ret ettirdiler. (Başkanlık için hazırladıkları kişi korunmuştu )

Belediye başkanlığı ve bir dönem bakanlık yapmış olan bir milletvekili arkadaşım anlatmıştı. İstanbul belediyesini temsilen Berlin Belediyesini ziyarete gitmiştim. Belediye başkanı bizi girişte karşıladı ve bana “alevi misin? Sünni misin?“ diye sordu. Soruya çok sinirlendim  (ben şantiye mühendisliğinden geliyorum bizim ağzımız biraz bozuk olur, bağırır çağırırız) daha selam vermeden böyle bir soru hadsizliğine ben de cevap olarak “sana ne lan ib..” diye o argo kelimeleri kullanarak cevap verdim ve tercümana da aynen çevir dedim. Çeviriye adam tebessüm etti. Görüşmemiz bittiğinde memnun olduğunu belirtip size Türkiye’de bile içmediğiniz lezzette bir Türk kahvesi ikram etmek istiyorum dedi ve kahvelerimizi içtik. Ayrılma vakti ben de kendilerine “eşiniz hanımefendi ile beraber sizleri İstanbul’da ağırlamak isteriz” davetinde bulundum. Bizim heyetteki bazı arkadaşlarda bir tebessüm oluştu.  Ayrılınca neden güldüklerini anlattılar. Berlin Belediye başkanı Klaus Wowereit erkekti amma karısı yoktu, kendisi gibi erkek bir kocası vardı.

Bu konuya haftaya devam edebiliriz. Sadece bizim kitaba bir bakalım: Eşcinsel sapkınlığa düşen Lut kavmi ile ilgili (Hicr suresi 74 ayet)  “Hemen ülkelerinin altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık”. (kötü bir iş için kullandığımız, başımıza taş yağacak sözü de buradan gelir)