Cumhurbaşkanı kararnamesi ile bir bürokrat görevden alınıyor. Bürokrat mahkemeye gidiyor ve mahkeme kararı ile görevine dönüyor. Göreve döndükten belli bir süre  sonra tekrar kararname ile görevden alınıyor.

Haberi yapan gazete, mahkeme safhasını gizliyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan şu tarihte görevden aldığı bürokrat için filan tarihte tekrar görevden alma kararnamesi düzenledi diye manşet atıyor.

Bundan ne anlaşılır? Bu sistem öyle kötü ki; Her şeyi elinde tutan tek adam yönetimi kararname ile görevden aldığı bir memurun daha önce alındığını unutmuş ikinci bir görevden alma kararnamesi düzenlemiş kanaati oluşmaz mı? Her iki kararnamenin suretini de yayınladın mı iş bitti. Haberi okuyan kişi; Cumhurbaşkanı alzheimer mi oldu diye düşünmez mi? “Algı soytarılığı” derken kast ettiğimiz kepazelik budur!  

Seçim bitene kadar duyduğunuz her haberi deyim yerindeyse en az yedi farklı kişiye doğrulatınız. Ummadığınız insanlardan umulmadık beyanlar ve hareketler bekleyin. Tehditle, şantajla, olsun, satın alınarak olsun her yolu deneyecekler. Küresel haydutluğun kutsalı yoktur. Bayrağı, vatanı yoktur. Onlar için varsa yoksa yönetmek, hükümran olmak vardır. Kendilerini Firavun gibi rab, insanları da kul görürler. İlahi kuraldır “her Firavunun bir Musa’sı çıkar”

Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun çok kullandığı bir söz vardır.

“Firavuna karşı olmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir”  

Oxford Üniversitesi'nin 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye, dünyada fake news (sahte, yalan habere), Manipülasyona ve sanal operasyonlara en fazla maruz kalan ülke. Hem de yüzde 50 oranında! Bunun en büyük sebebi: olayları ciddi bir tahlil süzgecinden geçirmeyişimizdir. Medyayı ikiye bölmüşüz, Hükümete yakınsan Yandaş medya, hükümet karşıtı isen Fondaş medya (ABD ve Avrupa’nın Fonladığı medya) İktidar ve muhalefet olarak kargadan başka kuş tanımıyoruz. Herkes kendi medyasına mutlak doğru olarak bakıyor. Kontrol etme, teyit ettirmek yok. Bir toplum böyle olursa; içten ve dıştan sanal saldırılara kolaylıkla muhatap olur.

İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsünün 2015-2019 yıllarını kapsayan “Türkiye odaklı” araştırmasına göre; Bizdeki sosyal medya gündem başlıklarının yüzde 47’si, dünya Trend (ilgi çeken) listelerine girerken; bu başlıkların yüzde 20’si sahte imiş.

Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı’nın tespitine göre, orman yangınları başladığı günden itibaren sosyal medya üzerinden sistemli bir şekilde dezenformatif (Bilgi çarpıtma) ve manipülatif (hileli yönlendirme) içerikleri barındıran paylaşımların

Yüz de 32’si FETÖ’cü,

Yüz de 23’ü Marjinal sol,

Yüz de 18’i PKK,

Yüz de 12’si DHKP-C terör örgütüne bağlı hesaplar,

Yüz de 15’i ise genel kullanıcılar tarafından gerçekleştirildi.

Yani yüzde 15 genel kullanıcı yüzde 85 terör örgütlerine yem oluyor.

Türkiye’de olsun Dünyada olsun sosyal medya; iftira, hakaret, aşağılama, taciz, gibi sanal şiddetin aklınıza gelen hatta hayret uyandıran çirkinliklerin sergilendiği kirli bir yalan deryası halini almıştır..

ABD'de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmada yalan haberlerin “çok daha hızlı bir biçimde' yayıldığını” ortaya koydu. Araştırmaya göre yalan haber içeren Tweetler, gerçek haber içerenlere kıyasla çok daha fazla paylaşılıyor, doğru bilgi içeren bir tweetin 1500 kişiye ulaşma hızı, yalan haber içeren bir tweet'in altıda biri kadar yavaşmış.          

Son Orman yangınlarında siyasi rant peşinde koşanları gördük. Twitter de ise ihanet şebekesi görev yapmıştır. Marc Owen Jones adlı İngiliz akademisyenin tespitlerine göre o gece (hani Help Turkey öldük bittik yardım edin mesajlarının atıldığı, Türkiye’yi küçük düşürmek için muhalif yapının bir yerlerini yırttığı gece)

ege 20281770 adlı hesap o gün açılan bir hesapmış. O gece çok sayıda mesaj atmış ve daha sonra mesajların tümünü silmiş.

Badboy2147 adlı hesap daha sonra ortadan kaybolmuş ve badboy353435 olmuş

Açılan Hashtagları popüler yapmak için 7400 civarında hesap olduğunu ama bu hesapların yüzde 70’inin ya adını değiştirdiğini ya da kaybolduğunu tespit etmiş. Ayrıca buraya atılan bir buçuk milyon mesajın biri ABD diğeri de BAE’de (Birleşik Arap Emirliği) bulunan iki bilgisayardan atıldığını da belirlemiş. Sosyal medyada okuduklarınızı, gördüklerinizi bu şüphe süzgecinden geçirin. İşin uzmanı olmayan şarlatanlara aman dikkat diyorum.

Son bir not, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr Eray Güçlüer, Türkiye’de ABD’nin paralı sosyal medya elemanları var bilgisini veriyor. Bu şunu gösterir. Bu satılmış elemanlar Türkiye için birer Truva atıdır. Bizim değil ABD çıkarlarına hizmet ederler.

Obama iki kez ABD başkanı seçildi. Ekibi seçimlerde çok aktif bir dijital medya kampanyası yürütmüşlerdi. Yazılımcılar çocukların oynadığı dijital oyunlara kadar sızıp propaganda yapmıştı. Bugün bu alan çok daha gelişti. Artık bu alanda işler algoritmalarla kotarılıyor.(Algoritma: belirli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için çözüm yolunun adım adım tasarlanmasıdır).

Senin neleri sevip, sevmediğin, siyasi kimliğini bu mecralardaki hareketlerinle, paylaşımlarınla tespit ediyorlar. Dijital dünyada sizi kimlerin ne kadar süre aralığında görmesine yapay zekâ karar veriyor. İstediğini üst sıraya çıkarır, istemediğini yerin dibine gömer. Sosyal medyada Türkiye karşıtlarının infial yaratacak sahte içerikleri çok hızlı dolaşıma giriyor. O hesapları takip etmeseniz bile bir şekilde pat diye sizin karşınıza çıkarıyorlar. İster istemez kara propagandaya maruz bırakılıyorsunuz.

Seçimlere giderken adam kalkmış Twetter üzerinden anket yapıyor. Bir kere Twitter şeffaf ve her görüşü eşit temsil eden bir platform değil. Tam aksine Kaosu tetikleyen ve karışıklıktan beslenen bir mecradır. Ayrıca anketlerde cinsiyet, yaş, meslek, tahsil gibi bir sürü alan sorgulanıp araştırma yapılır. Bunların tamamından yoksun Twitter ve benzeri mecralarla demokrasi tesis etmek, horozu yumurtlatmak gibi saçma bir hayal olur.  

Sahte hesaplara, sahtekârlığa imkân veren bu mecra terbiyesizler tarafından terbiyesizce kullanmaya müsait bir mecradır. Mesela dersek; Muharrem İnce Habertürk TV’de anlattı. Bir sosyal medya hesabının sayfa dökümünü gösterip

“bu hesap CHP Genel Merkezinden yönetiliyor” dedi. CHP içindeki trol ağının ne denli etkin olmaya çalıştığını anlatırken; Bu programa gelirken hakaretlere maruz kaldım dedi. İBB başkanı İmamoğlu CB adayı olmak istedi CHP trolleri saldırdılar. Akşener altılı masadan ayrıldı aynı trol grubunun gazabına uğradı.  Kılıçdaroğlu’na haber göndererek Üç ismin baş harflerini sayarak T’nin trolleri, E’nin trolleri ve O’nun trollerine söyleyin hakareti bıraksınlar demiş.(Tabi ki dinleyen olmamış)

Aynı yapılanmadan CHP anketçisi olarak bilinin Kemal Özkiraz "Ak Parti Beykoz ilçe başkanlığı Muharrem İnce'ye 100 bin imza için otobüs kaldırıyor. Muharrem İnce'yi niye bu kadar çok seviyorlar acaba?" ifadelerini kullandı.

Muharrem İnce ise "Kemal Özkiraz ve CHP trollerinin yayınladığı görseller, tıpkı Kemal Özkiraz’ın akrabasının doktorluğu gibi sahte. Bu sahte belgeleri hazırlayan, yayan ve Manipülasyon yapmaya çalışan alçaklar hakkında suç duyurusunda bulunacağım dedi. Ak Parti Beykoz ilçe başkanlığı da hemen bu ahlaksız montaj için savcılığa suç duyurusu yaptı.

Hulasa-i kelam, Sosyal Medya taşların bağlandığı itlerin salıverildiği bir mecradır.

Seçime doğru bilerek, cezasına katlanmayı göze alarak, her türlü sahte belgeyi yapıp paylaşacaklar. Bunun doğruluğunu ispata çok kere zaman yetmez, yetse bile o yalanı duyup inananları teker teker bulup ikna etmek imkânsızdır. Yalanları ortaya çıksa, yalanlarını yüzlerine vursan hiç önemi yoktur. Çünkü utanmazlar. Seçimi almak için her yol ama her yol mubahtır dedikleri için seçim sonuna kadar o çevrenin dediği hiçbir şeye inanılmaz.  

İngiltere’de bir kasabada Belediye başkan seçiminde yaşanmış ilgi çeken bir algı oyununu anlatarak bitirelim. Seçimde çok güçlü bir adayın karşısında kazanması sıfıra yakın bir aday var. Son gün o güçlü aday mitingini yapmış. Alanı terk etmiş. Zayıf olan aday kürsüye gelmiş, güçlü adayın birikimini, yetişmiş kişiliği hakkında birkaç cümle kurduktan sonra; kalabalığa çıplak kadın fotoğrafı olan bir mecmua gösterip. “Başkan seçeceğiniz kişinin eşinin bir fahişe olduğunu biliyor musunuz?”Der ve kürsüden iner. Ertesi gün imkânsız gerçekleşir, yalanına halkı inandıran zayıf aday kazanır. Sonradan kasaba halkı seçmedikleri adayın fahişe bir eşi olmadığını hatta bekâr olduğunu öğrenirler. Ama iş işten geçmiştir.