TDK (Türk Dil Kurumu) sözlüğünde Akşam pazarı: Pazarlarda, işportalarda akşama doğru tezgâhta kalmış malların ucuz fiyatla satılışı. Olarak izah edilir, hani Pazar esnafının “gel vatandaş gel, akşam pazarı bunlar” diye ucuzluğu seslendirdiği tezgahta kalmış malları satma gayreti var ya işte o sahneyi geçen hafta siyasette Altılı masa ortaklarının birbirine kazık atma sahnelerinde de seyrettik.
Masa taraftarı bir kesim bu bir kumpastır diyor. Tabi ki; bu kumpasın bir bedeli olacaktır Farklı söylenişleri olsada sonuçta aynı manayı veren bir söz var:
Hesap bilmeyen kasap ya bıçak kırar ya masat
Gazeteci Yılmaz Özdil bu sözü köşesinde 19.6.2016 tarihli yazısında argo bir dille yazmış (Hesabını bilmezse kasap, kıçına kaçar masat) demişti. Biz onun gibi değil de “ya bıçak kırar ya masat” ifadesini kullanarak hesabı kim yanlış yaptı diye soralım.
Acaba Yerel mahkemenin karar verme ihtimalini bildiği halde “nasılsa kararın kesinlik kazanma süreci çok uzun olduğu için önemsemeyip Almanya’ya gitmekle by Kemal mi yaptı, yoksa daha mahkeme kararını vermeden insanları Saraçhaneye davet edip adeta çadır tiyatrosu sahneyen Ekrem effendi ve muhibbanı mı yaptı?
Gazeteci Fadime Özkan yazmıştı: Saraçhaneye ek seferler konuldu İmamoğlu sabahtan tivit attı Dört elden kalabalıklar Belediye önünde toplansın dendi. Nitekim CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın "hâkimi tanıyorum" müjdesiyle beklenen haber beklendiği gibi geldi.
Dava niçin açılmıştı? Ekim 2019 tarihinde İBB başkanı YSK üyelerine ”Ahmak” demiş. Yerel mahkemede durdu durdu seçime 6 ay kala kararını verdi. Büyük bir ihtimalle İstinaftan döneceği belli olan bir kararı neredeyse göbek atarak kutlamak neyin nesidir anlamak mümkün değil.
Eğer sen bu ucuzluk pazarından kendine bir mağdur Tayyip Erdoğan hikâyesi, çıkarma peşinde isen sadece kendine güldürürsün
Senin Erdoğan’la tek benzerliğin var, o da hasbelkader seçildiğin İBB başkanlığıdır
Nasıl seçildiğini Türkiye Kürdistan Sosyalist partisi davasından 15 yıl hapis cezası alıp Diyarbakır cezaevinde yatan, çıkıp siyasi yasağı bitince; HADEP, DEHAP ve DTP Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan, sonrasında bu çizgiyi terk edip Ak Parti’den Milletvekili seçilen Kürt asıllı siyasetçi Orhan Miroğlu ’na sormuşturm.
Bana birinci seçimde 650 bin civarında HDP seçmeni sandığa gitmişti. Tekrarlanan seçimde ise 1 milyon 100’i aşkın HDP seçmeninin sandığa gittiğini tespit ettik dedi. Hulasa-i kelâm Kandilin HDP’si ve maalesef İyi Parti aynı yolda yoldaş olup seni oraya oturttu. (sahi altılı masa liderleri neden Diyarbakır annelerini ziyaret etmez?)
Neyse biz asıl mevzuya dönelim
Erdoğan İstanbul’a seçildiğinde 14 yaşında bir çocuktun
O dönem yaşananları hatırlamazsın ben anlatayım da iyi dinle!
Erdoğan belediyeyi sizin Nurettin Sözen’den devir almıştı
Şehrin cadde ve sokaklarında çöp dağları vardı, Taşınan çöplerde harcıâlem
taşındığından can ve mal kaybına neden oluyordu. Mesela: Ümraniye çöplüğünde patlama olmuş 39 kişi ölmüş 12 kişi ise kaybolmuştu (yani cesetleri bulunamadı)
İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel yolsuzluk rüşvet yüzünden tutuklanmıştı
İstanbul’un havası kirli idi, İstanbul’da sular akmıyordu
Mali durumu çok sıkıntılı Çöp, çukur, çamurla anılan bir İstanbul vardı.
Erdoğan ne yaptı çok kısa bir hatırlatma
Yolsuzluk ve susuzlukla anılan İSKİ’nin başına Prof.Dr. Veysel Eroğlu’nu getirdi
Bu ülkede siyasiler temel atar gösterisini yapar giderdi Yıllarca o temel ödenek
beklerdi. Türkiye’de ilk kez bir işin temeli atıldı, işin bitim tarihinden once iş bitirlip açılışı yapıldı. Istranca dağlarından barajlara suyun yolculuğuna şahitlik ettik. Velhasıl
İstanbul’da akmayan çeşmeler akmaya başladı. O Veysel Eroğlu daha sonar DSİ ‘de
Genel müdürlük yaptı ve yıllarca Bakanlık yaptı (2007-2011)
İstanbul’un kirli havasını temizlemek için İGDAŞ’ın başına şu an Ordu Belediye başkanı olan Dr. Hilmi Güler getirildi. “İGDAŞ Gökyüzüyle arkadaş” slogan ile şehrin havası temizlendi. Hilmi Güler’de Enerji bakanlığı yaptı.
İDO’nun başına Binali Yıldırım atanarak deniz taşımacılığında çığır açılmıştır. Dikkat et Binali Yıldırım hükümetlerde devamlı bakanlık yaptı ve Türkiye’nin son başbakanı olark tarihe geçti. Hızlı trenden Marmaray’a kadar çok sayıda büyük projeye imza attı.
Farkındamısın bilmem ama Tayyip Erdoğan’ın belediye kadrosu Türkiye’ye çağ atlatan büyük hedefleri gerçekleştiren hükümet üyeleri oldular.
Erdoğan’ın İstanbul belediyeciliğini anlamak için üzerinde akademik çalışmalar yapılması gerekir. O kadar önemli projeler yapılırken borçlu bir belediye, borcunu bir milyar dolar azaltmıştı ki, Milli Eğitim okul kitaplarında var olan bir şiiri okudu diye palaspandıras dava açıldı mahkûm edildi, yargıtay da hemen onadı ve Erdoğan görevden alınıp hapse atıldı.
Ekrem efendi senin için böyle bir durum yok. Sen tıkırtıkır işleyen İstanbul belediyesini aldın, tarihinin en borçlu belediyesi yaptın. İnsanların karşısına çıkıp şu hizmetleri yaptım diyebileceğin bir şey var mı? İstanbul’u sel basar sen tatildesin, İstanbul kışın kara teslim olur sen İngiliz elçisiyle rakı balık sofrasındasın. Bu şehir babanızın çiftliği mi? Varsa yoksa algı peşinde koştun. İş yok ilân panolarında reklâm çok. Belediyeyi öyle bir çıkmaza soktun ki İstanbul’a ikinci kez Erdoğan gelse ancak düzeltir. Partiniz neden hizmet özürlüdür hiç düşünmez misiniz? Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir sözü var: “CHP sen belâmısın” demişti. İstanbul’lu ne günâh işledi de bu cezaya çarptırıldı halâ bulabilmiş değilim.
Gelelim akşam pazarı siyaset başlığına
Siyasette ucuzluk aklı başında ciddi insanların harcı değildir. Hele bazı yapmacık hareketler var ki; mide bulandırır. Bülent Ersoy’dan “ablan sana kurban olsun” naraları duyardık ve gülerdik. Ama senin Meral ablanla bir çak yapışınız var ki; Gazeteci Esra Elönü deyişiyle Akşener ne de güzel “Çakşener” olmuş.
Recep Tayyip Erdoğan’ın tek rakibi vardır o da Amerika’dır
ABD kendi yörüngesinde peyk bir Türkiye peşinde, bu milletin değerlerini hiçe sayan bir yapılanma arayıpta bulamadığı bir muhalefet topluluğudur.
Bu millet sizden ne bekleyebilir ki; bugün birbirinize madik atıp duruyorsunuz mazallah iktidar olsanız bu millete neler yapmazsınız
Bizde gelenek halini almış 23 Nisan ritüelleri vardır. Çocuklar, Milli Eğitim Bakanı, eskiden Başbakan vardı şimdi ise Cumhurbaşkanının koltuğuna oturtulur mesaj verirler. Aşağıdaki haberi seyredince; böyle bir etkinlik mi var demeden kendimi alamamıştım. Buna bir Meral Akşener güldürüsü diyebiliriz. Eski Genel Kurmay başkanı İlker Başbuğ bile ekranlarda çıkıp övgüyle söz ettiği konuda bakın ne diyor "S-400'lerle ilgili bir duyumum var. Büyük bir güvensizlik neticesinde sarayın korunması için alındığına dair bir duyumum var" dedi. Hayda!!!. Askeri uzmanlar Akşener'in bu saçma açıklamasını '’Trajikomik’' buldular. S-400'lerin ülkenin genel hava sahasını korumaya yönelik 400 km menzilli füzeler olduğunu, Cumhurbaşkanlığı veya benzeri stratejik noktaların tüm ülkelerde 5-10 km menzilli füzelerle korunduğunu söylediler. Bu açıklamanın iyi bir tarafı var: o da insanlara kahkaha attırmasıdır. Altılı masanın Maralı sonuçta bu kadarlık bir siyasetçi
Abdülhamit döneminde saraya yerleşmiş olan İngiliz ajanı Yahudi Vambery:
"Paraçalı muhalefeti birleştirmediğimiz sürece Abdülhamit'i indiremeyiz." Demişti. Ermeniler, Bulgar çeteleri, İttihat ve terakki Sultana karşı birleşip “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” sloganları atarak Abdülhamit’i tahttan indirmişlerdi. On sene sürmeden o slogan sahipleri Osmanlı Devletini tarihten sildirdiler. Meral hanıma bakınca; eskiden üzülüyordum şimdi ise öfkeleniyorum. Niçin mi? Saraçhanede otobüsün üstüne çıkmış “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” diye slogan atıyor. Ayıptır ayıp!