Kıymetli okurlarım. Geçen hafta genel anlamda vitaminlerden bahsetmiştik. Bu hafta son gelişmeler ışığında bazı vitaminler hakkında sizlere bilgiler aktarmak istiyorum. Kendi kendinizi değerlendirerek vitamin eksikliğiniz konusunda fikir sahibi olmanız, bunun sonucunda gereğini yapmanız daha sağlıklı bir yaşam sürmenize yol açacaktır.
Hayati öneme sahip olan bu maddeler suda eriyebilen (emilmesi için suya ihtiyaçları vardır) ve yağda eriyebilen (emilmeleri için safra asitlerine ve yağlara ihtiyaç vardır) diye 2 gruba ayrılırlar. B grubu vitaminler ve C vitamini suda eriyenlerdir. A, D, E ve K vitaminleri ise yağda erirler ve vücutta suda eriyen vitaminlerden farklı olarak depo edilebilirler.
A vitaminini bitkisel ve hayvansal kaynaklardan alabiliyoruz. Örneğin domatesten gelen likopen adlı madde bir A vitamini ön maddesidir ve vücutta A vitaminine çevrilir. Görme, büyüme, üreme üzerine olumlu etkileri olan A vitamininin son zamanlarda genetik uyarılarla da vücudumuzu koruyucu etkileri olduğu bulunmuştur. Balık, et, karaciğer, sakatatlar, süt, yumurta, peynir, kayısı, havuç, domates, ceviz, yeşillikler birer A vitamini deposudur.
D vitamini artık farkındalık oluşturdu. Güneş cildimize vurduğu andan itibaren derimizdeki bazı özel hücreler D vitamini yapmaya başlıyor. Gıdalardan da (balık, et, sakatatlar, yumurta, süt, peynir, tereyağı, güneşte kurutulmuş sebzeler, yulaf, yeşillikler) alabildiğimiz bu vitamin özellikle kış aylarında vücudumuzda çok azalıyor. Kaslarımız, kemiklerimiz, bağışıklık sistemimiz bu eksiklikten nasibini alıyor. Kuvvetsiz, halsiz, içine kapanık ve tüm vücudu ağrılı, kolayca grip olabilen birer birey haline geliyoruz.
Son yıllarda K 2 vitamini de öne çıkmaya başladı. Besin kaynaklı olarak yiyeceklerimizden K 2 alırız. Bağırsaklarımızda bulunan (eğer yeterince varsa) probiyotik bakterilerin çalışması ile de K 2 elde ediyoruz. Özellikle Kalsiyumun kemiğe oturması için bu vitamin şart. Yurt dışındaki ün yapmış tıbbi merkezlerde kemik erimesi, varisler, Alzheimer, menopoz ve obezite tedavilerinde ek olarak K 2 vitamini sıklıkta kullanılmakta. Ülkemizde de son zamanlarda bir çok hekim K 2 vitaminini kullanmaktadır.
B grubu vitaminlerin eksiklikleri ile de sıklıkla karşılaşabilmekteyiz. Genellikle halsizlik, yorgunluk, solukluk, cilt ve sinir dokusu rahatsızlıkları, unutkanlık şeklinde belirtiler ile kendini gösterirler. Bu grupta Yanan Ayak Sendromu denilen ve gündüz üşüyen gece yanan ayak yakınmaları ile kendini belli eden B 5 vitamini (Pantotenik Asit) eksikliği ayrı bir öneme sahiptir. Yara iyileşmesinde azalma, kolesterol yüksekliği, stresli bir ruh hali de bu tabloya eklenirse bu vitaminin düşüklüğü hatıra gelmelidir.
KIŞ, KIŞLIĞINI YAPMADAN…
Kıymetli okurlarım. Kış kapımızda. Meteoroloji yetkilileri özellikle Aralık 2022 sonrası bölgemizde yoğun kar yağışı olabileceğini belirtiyor. Halen sokaklarda ince, yazlık kıyafetler ile dolaşanlar gözünüze çarpıyordur. Bu kişilere soğuk etkisi bir gün mutlaka uğrayacaktır farkında olmadan.
Soğuk hava özellikle dengeli beslenmeyen ve spor yapmayan insanlarda hastalık yaptığı bilinen 200 çeşitten fazla virusun hücum ettiği birer birey haline getiriyor bizleri. Bu konuda şu birkaç öneri bizleri grip, nezle gibi durumlardan koruyabilir.
1-Burun ısısı 33 derecenin altına düşerse burnumuzun mikropları öldürücü etkisi ortadan kalkıyor. Bu nedenle hem biz hem de çocuklarımız atkılarını burnu içine alacak şekilde takmalı.
2- Nar, limon, yeşillikler ve omega-3 vücudumuzun bağışıklık sistemine çok yararlıdır. Bol bol ve sıcak çorba içmek, suyumuzu eksik etmemek çok önemlidir.
3-C vitamini ile şeker molekülü hücre içine aynı kapılardan girer. Ortamda fazla şeker olursa C vitamini hücre dışında kalır. Bu nedenle direncimizi yükseltme adına bal şerbeti değil de bol ev yapımı limonata, sebze suları, karabiber ve diğer baharatları içeren çorbaları tercih edip ağır yiyeceklerden bir müddet kaçınmak soğuk ile bizlere gelen mikroplarının canına okuyacaktır.