Yazılı, görsel basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin yasal düzenleme, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı.

Kamuoyunda dezenformasyon yasası olarak da bilinen 29 maddelik düzenlemenin ilk iki maddesi dün geçmiş…

Fakat özellikle son maddeyle ilgili tartışmalar var…

Çünkü bu madde, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu, Türk Ceza Kanununa ekliyor…

Halk arasında endişe, korku veya panik yaratacak, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi yayanların, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını içeriyor.

Muhalefet partileri ve basın meslek örgütlerimizin çoğu işte bu maddenin basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit olduğunu iddia ediyorlar…

Yeniden düzenlenmesini, metinde yer alan “ülkenin iç ve dış güvenliği” ve “kamu barışını bozma” kavramlarının muğlak olduğunu savunuyor, bu kavramların netleştirilmesini istiyorlar.

30 küsur yıllık bir basın emekçisi olarak doğrusu ben de biraz kaygılandım…

O maddede sanki “sana söylüyorum yazılı, görsel ve internet medyası, sen anla sosyal medya!” denmek istenmiş…

Yani, daha fazla ‘tık’lanma, takipçi sayısını artırma uğruna, doğruluğunu araştırma gereği duymadan, sosyal medyada her türlü yazılı, görsel paylaşımlar yapanlara gözdağı verilmek isteniyor gibi...

Ama sosyal medyadaki trolleri, provokatörleri temizleyelim, bilgi kirliliğini önleyelim derken habercilikten ekmeğini kazanan gerçek gazeteciler de arada güme gidebilir bu kanun yüzünden!

Şu da bir gerçek…

Sosyal medyayı haber kaynağı gibi görüp, doğruluğunu, gerçekliğini araştırmadan, 5N 1K kuralını ihlal ederek, her bilgiyi, görseli haberleştiren basın kuruluşlarımız hatta haber ajanslarımız da var…

Medya sektöründe habercilikte hız, doğruluğun önüne geçmiş durumda maalesef!

Haberi ilk veren kazanır anlayışı özellikle internet medyasının en büyük sorunlarından biri ne yazık ki…

Oysa doğruluğu teyit edilmeden paylaşılan her haberle birlikte mesleğimizin saygınlığı, okurun güvenini kaybediyorlar.

Dilerim ki;

Sosyal medyadaki paylaşım özgürlüğü ile basın özgürlüğünün bir tutulduğu 29.ncu madde yeniden ele alınıp bu sıkıntıları, kaygıları giderecek şekilde düzenlenir…

Sosyal medyada trollük ve provokatörlükle geçinenlerle, gerçek gazetecilik yaparak geçinenlerin ayrımı yapılır…

Hatta mümkünse;

Trollüğü, provokatörlüğü gazetecilik gibi görenler, karıştıranlar için ayrı bir kanun maddesi düzenlensin!

Tık’lanmayı seven cezasına katlansın!

Kurunun yanında yaş yanmasın!

Gazeteciler yalnız yazdıklarından değil yazamadıklarından da sorumludur tarihe karşı!