Her 29 Ekim sabahı, gökyüzü bir başka parlar Türkiye’de.

Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet; eşitliğin, özgürlüğün, umutla yeniden yeşeren bir geleceğin adıdır.

Bir milletin kaderini eline alma cesaretidir.

Bir yanda işgal altındaki şehirler, diğer yanda umudunu yitirmemiş bir lider: Mustafa Kemal Atatürk.
O ve silah arkadaşları, bu topraklarda yalnızca bir ülkeyi kurtarmadılar; aynı zamanda halkına özgürlüğün, eşitliğin ve çağdaşlığın kapısını araladılar.

Cumhuriyet’in karşısında duranlar, halkın iradesine karşı duranlardı. Cumhuriyet; yıkılmaz, çünkü Cumhuriyet; milletin kalbinde yaşar.

Cumhuriyet; kadınların seçme ve seçilme hakkıdır, köy okullarında yanan bir lambanın altında okuyan çocuğun hayalidir, tarlada, fabrikada, üniversitede emek veren milyonların emeğidir.
Cumhuriyet, eşit yurttaşlığın teminatı, özgür düşüncenin sığınağıdır.

Atatürk’ün “Benim en büyük eserim Cumhuriyettir.” sözü, aslında hepimize yazılmış bir vasiyettir.

Cumhuriyet, sadece geçmişin emaneti değil, geleceğin de teminatıdır.

Bu bayramda, atalarımızın kanıyla yazdığı o büyük destanı bir kez daha hatırlayalım.

Çünkü Cumhuriyet, korundukça değil, yaşandıkça anlam kazanır.

Bugün 102. yılında Cumhuriyet’in ışığı hâlâ aynı parlaklıkta yanıyorsa, bu halkın kararlılığı sayesindedir.

Her birimiz, o ışığın bekçisiyiz

Ve gururla haykırıyoruz:

Yaşasın Cumhuriyet!