“… Sudan bahanelerle savaşır ülkeler…
Toplar, tüfekler, bombalarla kovalanır, sevgi ağacına yuva yapmaya çalışan barış güvercinleri…
Niçin, neden, kim, kimi sorularıyla zihninden vurulur, savaşanlar önce…
Bu soruların cevabını alamadan ölür, çoğu...
Kan ve barut kokuları arasında saklambaç oynar savaş çocukları… Güzel günleri ararlar, ceset yığınları arasında…
Bulamazlar!
Yerine, açlığı, sefaleti sobeler çocuklar.
Çocuklar sobeledikçe, yoksulluk, çaresizlik saklanır kaderin siperlerine, acıyı kamufle ederek…
Savaşlar, en çok anaların canını acıtır, yüreğini kanatır…
Çünkü, çocuklarını göç yollarında soğuktan, sığınaklarda açlıktan kaybedenler de onlardır…
Bir daha görmemek üzere eşini ve evlatlarını cepheye gönderenler de onlardır!”
Yukarıda okuduğunuz satırlar, 2004 yılında çıkardığım “Bursa’nın Ufak Tefek Aşkları” adlı kitabımdan…
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın acımasız görüntülerini ekranlarda izlerken, anımsattı yine bana…
Çatışmalar giderek yayılıyor…
Aynı köklere sahip iki ülke arasındaki, göstere göstere gelen savaşın ne zaman, nerede biteceği henüz kestirilemiyor.
Dileriz en kısa zamanda biter…
Fakat bölgeden gelen haberler, yapılan yorumlar kaygı verici…
Bir yanda Rusya’nın saldırısını haklı görenler bir yanda işgal olarak tanımlayanlar…
Üçüncü dünya savaşını tetiklemesinden, nükleer silahların kullanılmasından bile endişe duyanlar var.
Ateşkesin sağlanması için iyi niyetle çabalayan ülkeler, uluslararası kuruluşlar olduğu kadar barış çabası altında iki ülkeye de çaktırmadan gaz verenlerin olduğu da gözden kaçmıyor!
Kim bilir kimler ellerini ovuşturuyordur, yeni silahlarını satacağı için!
Türkiye olarak biz daha zordayız…
İki ülkeyle de ticari ve siyasi olarak gayet iyi ilişkiler içindeydik.
Siyasetçilerimiz de, halkımız da resmen kardeş kavgası arasında kaldı…
Aynı apartmanda oturduğumuz alt ve üst kattaki komşularımızın kavgasına da benziyor bu…
Taraf tutsak, iki taraf da kindar, bize de sarabilirler yarın öbür gün!
Ayırmaya kalksak arada dayak yiyen biz olabilir, hiç karışmayıp ne haliniz varsa görün desek, apartmanı da yıkacaklar başımıza!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Durun, siz kardeşsiniz!” diyerek, iki ülkenin liderlerini sağduyuya, “Laf değil çözüm üretin” diyerek de, sürekli BM, NATO ve AB ile ABD’yi caydırıcı önlemler almaya davet etmesi boşuna değil…
Bu savaş nerede nasıl biter bilemem ama bildiğim tek gerçek…
Rus Devlet Başkanı Putin, “Kırk yıllık KGB’ci, dünkü komedyen Zelenski karşısında geri adım attı!” dedirtmeyecek kesin siyasi bir sonuç almadan bu savaşı sonlandırmaz!
Bunu dedirmemek için her türlü çılgınlığı göze alabilir!