Bizim telefon dolandırıcılarımızın taktiği klasik…
Yıllardır hep aynı hikayeyle insanlarımızı kandırmayı başarıyorlar…
Senaryo malum…
Rastgele aradıkları vatandaşa, kendilerini polis, savcı, hakim gibi tanıtıp, “Adınız bir terör örgütünün soruşturmasında geçiyor. Banka hesaplarınıza ulaşan örgüte operasyon yapacağız. Yakalamamız için dediklerimizi yapmak zorundasınız. Yalnız bu operasyon çok gizli sakın kimselere söylemeyin” diyerek korkutuyorlar önce...
Arayan kişinin polis, savcı veya hakim olduğuna gerçekten inananları yani oltaya takılanları ikinci aradıklarında, bankadaki bütün paralarını çekmelerini, yastık altında sakladıkları ziynetlerle birlikte bir poşete koyup, verecekleri adrese bırakmalarını söylüyorlar.
Vatandaş da denilenleri yapıp, ömrü boyunca edindiği bütün ekonomik birikimini torbayla götürüp bırakıyor kuzu kuzu…
Dolandırıldığını anladığında da çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor haliyle…
Medyada benzeri haberleri yapılmasına, her yere uyarı afişlerinin asılmasına, kamu spotlarının hazırlanmasına rağmen, bu tuzağa düşenler arasında eğitimi, mesleki statüsü yüksek kimselerin de bulunması daha da acı!
Laf aramızda, bir defasında beni de aramıştı adının Komiser Kemal olduğunu söyleyen uyanık…
Hemen mevzuya girmiş, bankadaki mevduat hesabımı çekip evdeki altınlarla birlikte cami avlusuna getirmemi istemişti.
“Ah be komserim Kemalim, nerde bizde yastık altında saklayacak altın, bankaya yatıracak kadar para, kredi kartın ek hesabı bile patlak! Sen de varsa ver bir çeyrek altın da hafta sonu akraba düğünü var, takalım mahcup olmayalım eşe dosta!” deyince, anında kapatıverdi telefonu…
Kapatmasa daha da ağlanacak, IBAN’ımı verecektim!
Bir de, iş insanlarını, belediyeden, valilikten, hayır kurumlarından aradıklarını belirterek yardım isteyen dolandırıcılar da var…
İnananlar oluyor ki, Belediyeler, valilik sürekli halkı uyarıyor bu konuda…
Bu dolandırıcılar yalnız bizim ülkemize has mı diye düşünüyordum ki, Japonya’da yaşanan son olayı duyunca rahatladım!
65 yaşındaki Japon kadınla internetten yazışarak önce gönlünü çalmış dolandırıcı…
Kendisinin Rus kozmonot olduğunu belirterek, “Seninle evlenirdim ama uzayda mahsur kaldım, dünyaya dönemiyorum. Dönmem için 30 bin dolara ihtiyacım var. Parayı gönderirsen dünyaya ayak basar basmaz, nikahı da basarız” demiş…
Zavallı kadın da inanıp, göndermiş parayı…
E ne demişler, para kısmetten çıkınca nasip uzaydan bile gelirmiş!
Fakat elin dolandırıcılarının senaryolarına bakar mısınız ne kadar özgün ve inandırıcı değil mi?
Millet uzaya çıkmış bizimkiler hala elde telsiz komiser Kemalcilik oynuyor!