Bizim gibi bir deprem ülkesi olan Japonya’da yapı denetimi diye bir uygulama yokmuş…

Peki ya inşaatı yaparken malzemeden ve işçiliğin kalitesinden çalan olursa?

Bu soruya Japon vatandaşın verdiği cevap ibretlik:

“İnsan hayatının söz konusu olduğu bir yerde kimse böyle bir şey yapmayı aklına bile getirmez, getiremez!”

Demek ki neymiş…

Depreme dayanıklı binalar yapmak için eğitimden, kanundan, yönetmelikten, mevzuattan, kaliteli malzemeden, sağlam zeminden önce sağlam ahlak lazım!

Bir binayı proje aşamasından bitimine kadar, yaptıran, yapan, yasal izni veren ve denetleyenlerin karakteri sağlam zemine oturmamışsa, yaptıkları işin mesleki ve vicdani sorumluluğunu taşıyıcı kolonları zayıfsa, ne yaparsanız yapın, nafile!

Toplum olarak, her türlü namussuzluğu ticari kurnazlık, rant gibi gören çürümüş zihniyeti betona gömmedikçe, sallanmaya, ağlanmaya daha çok devam ederiz!

Yalnız Japonya’dan değil Kanada’dan da güzel bir örnek vereyim mesleki sorumluluğu anlatan…

Bu ülkedeki tüm mühendislere mezuniyet töreninde diplomanın yanında bir de iron ring denilen çelikten yapılma yüzük verilir ve ömür boyu takmaları istenirmiş…

O yüzük, 1907 yılında inşa aşamasında yıkılan ve 75 inşaat işçisinin ölümüne neden olan bir köprüyü simgeliyormuş.

Yüzüğün amacı;

Mühendislere görevlerinin günü değil geleceği kurtarmak olduğunu unutturmamak ve mesleki sorumluluklarını, iş disiplinini, insani bakış açısını hatırlatarak, işlerini doğru yapmazlarsa işte böyle olur demekmiş… 

Keşke bizde de olsa benzeri bir uygulama…

Fakat sadece mezun olan inşaat mühendislerine değil, bütün müteahhitlere hatta inşaatlarda bizzat çalışanlara, yasal izinleri verenlere, denetleyenlere bugüne kadar depremlerde kaybettiğimiz on binlerce vatandaşımızı simgeleyen bir yüzük dağıtsak…

Onlar da işlerini yaparken gözleri o yüzüğe takılıp, telafisi mümkün olmayan maddi manevi yanlışlardan sakınırlar belki!   

Yüzük şart değil depremlerde yetim ve öksüz kalmış çocukların isimleri yazılı kolye veya üzerinde “Orada kimse var mı?” yazılı künye de olabilir!

BU HARİTAYA DİKKAT!

Doğal olarak…

Günlerdir ülkemizdeki diri fayları gösteren deprem haritasına odaklandık…

Fakat bir tehlikeli harita daha var aynı korku ve kaygıyla bakmamız gereken…

Hangi harita mı?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı kuraklık haritası!

Bu haritaya göre, Türkiye’nin birkaç şehir dışındaki tüm bölgelerin ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya…

Ne yazık ki bu tehlikeyi yakından hisseden şehirler arasında Bursa da var!

Nilüfer Barajı’nın doluluk oranı yüzde 0!

Doğancı Barajı’nın doluluk oranı ise yüzde 24 civarındaymış!

Kışın barajlar böyleyse yazın halimiz nice olur düşünemiyorum!

BUSKİ, kuraklık riskine karşı çalışıyor ama bizler de vatandaş olarak suyumuzu tasarruflu kullanmazsak, “Yağdır Mevlam su” şarkısını koro halinde çok söyleriz…