Rüzgârla Güneş, hangisinin daha güçlü, kudretli olduğuna dair aralarında sürekli tartışırlarmış.
Rüzgâr, doğa gücüne güvenip, "Ben senden kudretliyim" diye böbürlenir... Güneş ise gülüp geçermiş ona.
Sonunda tecrübe etmeye karar vermişler güçlerini…
Rüzgâr, seslenmiş Güneş’e:
"Senden daha kudretli olduğumu şimdi sana göstereceğim. Bak şu karşıdan gelen ihtiyar adamın paltosunu sırtından nasıl çıkartacağım izle de gör!"
Der demez, kuvvetlice esmeye başlamış…
İhtiyar, aniden çıkan rüzgâr karşısında önce bir irkilmiş sonra paltosunun iki yakasını kaldırıp elleriyle sıkıca tutmuş.
Rüzgâr, paltoyu bu haliyle atamayacağını anlayınca, fırtınaya dönüşse de ihtiyar paltosuna daha çok sarılarak, düğmelerinin hepsini iliklemiş…
"Gördün mü o kadar estin yine beceremedin, paltoyu çıkaramadın" demiş Güneş gülerek:
"Bak şimdi sen de beni izle! Güzellikle ihtiyarın paltosunu nasıl çıkartacağım..."
Derken saklandığı bulutların arkasından yavaşça çıkarak havayı ısıtıverirmiş.
Hava ısındıkça ihtiyar terlemeye başlamış tabii...
Ve en sonunda dayanamayıp kendiliğinden paltosunu çıkarmak zorunda kalmış ihtiyar.
Neşe içinde yoluna devam etmiş...
Aralarındaki bu güç gösterisinden sonra Güneş, Rüzgâr’a dönerek kıssadan hisseyi patlatmış:
“Gördün mü? Tebessüm, sıcak ilgi, nezaket ve dostluk, sertlikten daha kudretlidir.
Gerçekte kuvvetli olmak, insanlara bir işi zorla yaptırmak değil, kendiliğinden yapacak hale getirmektir..."
Katıldığım dost sohbetinde, sevdiğim eski bir siyasetçiden dinlemiştim bu güzel hikâyeyi.
Anlattıktan sonra şöyle ilginç bir soruyla da bağlamıştı sözünü:
“Ne dersiniz; hayatın hemen her alanında, mesleklerinde, makamlarında başarılı ve kalıcı olanların güneş gibi parlamalarında bu hikâyenin haklılık payı yok mu?”
“BEKAA SORUNU YOK!”
Hafta sonu…
TR-Düşünce Kulübü’nün düzenlediği “Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Türkiye’nin Bekaa Meselesi” konulu konferansın konuşmacı konuğu CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’ydu…
İnsan hakları üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan Bekaroğlu, Ördekli Kültür Merkezi’ndeki konuşmasında, dünyada sorunsuz ülkenin olmadığını, ülkemizde de siyasi ve ekonomik anlamda ciddi problemlerin bulunduğunu hatırlatarak;
“Türkiye, bu sorunları çözecek potansiyele, demokrasi kültürüne sahip bir ülke. Bizi kimse yabana atamaz! Ülkemizde şu an bekaa sorunu yok ama var diyerek o problemlerin çözümünü ötelersek işte asıl o zaman olur! Ben, Türkiye’nin 2. Yüzyıla gerçek demokrasiyle gireceğine inanıyorum, siz de inanın” dedi.
Bekaroğlu, ülkemizde bulunan 8 milyon mültecinin, Suriye Devlet Başkanı Esat’la oturup anlaşmadan geri gönderilmesinin mümkün olmadığını da savundu.