Etkisi bitti, eski gücünü yitirdi filan diyoruz ama koronavirüs denilen illet hala canlar almaya devam ediyor.
Bursa’daki son kurbanlarından biri de ülkücü hareketin tanınmış ismi, araştırmacı yazar M. Metin Kaplan’dı…
Kendisiyle, yıllar önce efsane ülkücülerden Fazlı Taştan sayesinde tanışmıştık…
Yazdığı kitabı çıktıktan sonra bizlere tanıtmak amacıyla gazeteye gelir yazarları ziyaret ederdi Metin Bey...
Kitaplarında ülkücülere yönelik samimi özeleştirilerde bulunduğu için o camianın tepkisini çekmiş hatta davaya ihanetle suçlanmış, siyasi cinayet ve suikastlarla ilgili açıkladığı gerçeklerden dolayı da istihbarat servisleri tarafından hayati tehditler almış bir yazardır…
Tepkilere, suçlamalara ve tehditlere rağmen korkmadan yazılarını sürdüren Kaplan, dün Ulucami’den dava arkadaşları, dostları tarafından tekbirlerle son yolculuğuna uğurlandı…
Cenaze namazına yalnız Bursa’dan değil çeşitli illerden de gelenler vardı.
Aynı suçtan yargılanıp, çeşitli cezaevlerinde yıllarca birlikte hapis yattığı kader arkadaşı, ülkücü hareketin saygın ismi Efendi Barutçu’nun cenazede yaptığı duygusal konuşma aynı zamanda saf tutan ülkücülere de ders niteliğindeydi!
Cezaevlerinde ve sonrasını, sırf dava uğruna yaşadıkları çile dolu yılları adeta yeniden yaşarcasına anlatan Barutçu, konuşmasının sonunda, Kaplan’ın sağlığında ve hastalığı sürecinde maddi manevi desteğini esirgemeyenlere de teşekkür etti.
Teşekkür ettikleri arasında sadece İYİ Parti’de siyaset yapan isimlerin olması dikkat çekiciydi!
Fakat asıl ilginç olan, MHP ve İYİ Partililerin cami avlusunda birbirleriyle göz göze gelmemek için gösterdikleri olağanüstü çabaydı!
Pandemi süreci boyunca maske taktıklarına bu kadar sevinmemişlerdir!
Neredeyse gözlerine kadar kapatanlar oldu!
Geçmişte aynı dava, aynı parti ve lideri uğruna canları pahasına birlikte mücadele edenlerin, her karşılaştıklarında kafalarını tokuşturanların, gururla bozkurt selamı verenlerin; şimdi ayrı partilerde siyaset yaptıkları için davaya ömrünü harcayan ülkücü bir arkadaşlarının cenazesinde bile uzaktan selamlaşmaktan, yan yana bulunmaktan, omuz omuza saf tutmaktan kaçınmaları ne acı!
MHP’li ve İYİ Partililer, sordular mı acaba kendilerine musallada yatan Kaplan’la helalleşirken, “Vatan aynı vatan, bayrak aynı bayrak, ezan aynı ezan, peki ya dava? Davamız da aynıysa niye ayrıldık biz arkadaş? Kim ayırdı? Bu ayrılık en çok kimin, kimlerin işine yaradı, yarıyor?” diye…
Sanırım, bu soruların cevaplarını bulmak için de rahmetlinin kitaplarını bir daha okumak, okutmak lazım!