Çok karşınıza çıkar bu cümle. Bir şeyin satılırken önemini vurgulamak amacını taşır. İhtiyacınız olmadığını düşünmeyin, bir zaman gelecek mutlaka gerekli olacak gibi bir algı yaratır insanda ve çoğu zaman doğrudur da. Tıpkı aşağıda belirttiğim ve sahiplendiğinizde yararlanacağınızı düşündüğüm bilgiler gibi.
Arının ağzında bal vardır ama gerisinde de iğne. Biri çok tatlıdır ve keyif alırsınız. Diğeri ile ise hastanelik olabilirsiniz. Tıpkı arı zehirinin yaptığı allerjik reaksiyonlar gibi bazı gıdalar da bizlerde allerjilere, hassasiyetlere sebep olur. Bu hassasiyet sadece kaşıntı şeklinde karşımıza çıkmaz.
Gıdalara karşı hassasiyetin en önemli göstergelerinden birisi çok dikkat etmeme rağmen kilo veremiyorum şeklinde olan yakınmadır. Bir diğeri şişkinlik yapması, aşırı gaza sebep olmasıdır. Sigara içmiyorsunuz, bir boğaz enfeksiyonunuz yok, ateşiniz de yok, boğazınızı tahriş edici bir şey de içmediniz ama boğazınızda sizi rahatsız eden bir gıcıklanma varsa bu da bir hassasiyet göstergesidir. Saçlarda kepeklenme, deride kaşıntı, pullanma da aynı sebeplerden dolayı oluşabilir. Gece yattınız, stresli değilsiniz, kafanızı meşgul edecek bir hadise de olmadı ama uyuyamıyor veya sık sık uyanıp duruyorsunuz. Akşam yemeğinde karbonhidrattan zengin besleniyorsanız, hele şeker içeriği yüksek ve boş kalorili gıdalar dediğimiz gıdalardan alıyorsanız (kek, pasta, makarna, tatlı vs) uyku kaliteniz bozulur. Akşam dengeli beslenmeli ama en önemlisi lif oranı yüksek gıdalardan da mutlaka almalısınız (yeşillikler, bazı meyve kabukları ve bakliyatlar gibi).
Ülkemizde şeker hastası olan bireylerin sayısı bir hayli fazla. Giderek de artıyor. Şeker hastaları hem açlık, hem tokluk hem de hemoglobin A1c dediğimiz ve 3 aylık ortalama şeker düzeyi hakkında bize bilgi veren bazı değerlere baktırırlar. Hemoglobin A1c özet bir tanımla şeker ve proteinin birleşmesidir. Ne kadar yüksek ise vücutta da o kadar yüksek serbest radikal (hücre bozucu ve kansere yol açan maddeler ) var demektir. Bu da bizi hızlı bir şekilde ölüme götürür. 6 yıl içinde Hemoglobin A1c düzeyi yüksek olanlar olmayanlara göre 2 kat daha fazla beyin dokusunu kaybediyorlar. Buna beyin atrofisi diyoruz ve en başta bunama şeklinde karşımıza çıkıyor.
Hep yemekten bahsetmek, daha sabah kahvaltısından itibaren kileri, mutfak dolaplarını, buzdolabının içini düşünmek, gece uyanıp buralardan şekerli, trans yağlı yiyecekleri tüketmek ciddi bir duygusal açlık göstergesidir. Ayrıca gıdanın tadını almadan adeta çiğnemeden yutmak da bu tanıma uyar. Bunu muhabbet konusu yapmak karşınızdakine ruhsal yönden sıkıntılı olduğunuzu en kolay yoldan anlatmaktır.
Duygusal açlık çeken ve en ufak bir sıkıntıda kendini yemeğe veren, şekerli, trans yağlı ve unlu gıdaları sık sık atıştıran kız ergenleri ileride tıkanırcasına yemek sendromu dediğimiz bir durum beklemektedir ve erken önlem bu kızları yeni ve sağlıklı bir hayata kavuşturmak açısından çok önemlidir.
Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz (Moliere).
BUNAMA ERKENE ALINDI
Alzheimer Hastalığı Alman Psikiyatri ve Nöropatoloji Uzmanı Dr. Alois Alzheimer tarafından 110 yıl kadar önce tanımlandı. Genellikle 60 yaş civarı başlıyor. Yaşlanma ile değil, beyin dokusunun bozulmasının ve anormal süreçlerden geçmesinin sonucunda oluşuyor.
Harward Tıp Okulu’nun belleği iyileştirme konusunda çok önemli uyarıları vardır. 1- Fiziksel zindelik ile beyin zindeliği kol kola gider. Bu nedenle egzersiz bu hastalığı önlemede çok etkilidir. Hem kronik bazı hastalıkları (şeker, yüksek tansiyon, stres gibi) önlersiniz hem de beyin hücrelerini besleyen nörotrofin denilen bazı maddelerin miktarını arttırırsınız. Özellikle yürüme ve bahçe işleri bu konuda çok etkili bulunmuştur. 2- Eğitim seviyeniz ne olursa olsun öğrenmeye, okumaya devam edin. Yeni hobiler yaratın. Bulmacalar çözün, zeka oyunlarına ve bulmacalarına merak sarın. 3- Kronik sigara içimi oksijen seviyelerini azaltarak beyin hücrelerinin fonksiyonlarını bozabilmektedir. 4- Beslenmenize çok dikkat edin ama en önemlisi vücudunuzu gerekli vitamin (özellikle E ve C) ve esansiyel yağlardan eksik bırakmayın. Katkılı gıdalardan, kızartmalardan, trans yağlardan ve şekerden uzak durun. 5- Asla Uykunuzdan taviz vermeyin. İyi bir uyku kesinlikle çok yararlıdır. 6- Çevre ile olan ilişkilerinizi koparmayın.
Erken sayılabilecek bir yaşta ölen Dr. Alzheimer’ın güzel bir sözü var: Hiç aklına gelir miydi, hiç aklına gelmeyeceğim…