Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde olmasına bir yandan seviniyor bir yandan da kaygılanıyoruz…

Seviniyoruz, doğalgaz faturaları daha az geliyor diye…

Kaygılanıyoruz, kuraklık, susuzluk tehlikesi yaşarsak diye…

Kuyular da olmasa BUSKİ olacak SUSUZKİ!

Kardan geçtik yağmur da çok yağmadı sonbahar ve kış mevsiminde…

Meteoroloji, Marmara’ya beklenen kara kışın geleceğine dair sürekli müjdeler veriyor, medya “son yüzyılın en soğuk kışı geliyor” başlıklarını atıyor ama henüz tık yok gökyüzünde!

Kara hasret kalanlar, çocukluklarına, gençliklerine ait karlı, kardan adamlı nostaljik fotoğraflar paylaşıyorlar sosyal medyadan…

Uludağ’a kar yağdığında, “soğuğunu biz çekiyoruz, keyfini kayak yapanlar sürüyor” diye bozulur tepki gösterirdik eskiden…

Şimdi Uludağ’a yağdığında kendi sokağımıza, çatımıza yağmış gibi seviniyoruz.

İklimlerde yaşanan dengesizlik tüm dünyanın öncelikli sorunu…

Yağmur veya kar yağdı mı tam yağıyor, yağdığı yerler adeta doğal afete dönüşüyor yağmadığında ise felakete!

Bütün bunlar hep dünyanın fabrika ayarlarıyla oynayanlar yüzünden!

Kıyameti kendi ellerimizle hazırlıyor, bindiğimiz dalı kesiyoruz geleceğe hükmetme adına…

Dün, bindiğim taksinin şoförüyle bu konuda harika bir bilimsel tartışma yaşadık…

Radyoda hava durumunu dinledikten sonra, bilge ses tonuyla mırıldandı şoför:

“Yağmaaazz! Kar filan yağmaz Bursa’ya!”

Baktım kendinden çok emin, sordum:

“Niye yağmaz diyorsun kaptan?”

 “Ovaakça’da var ya iki dev baca, işte onun yüzünden!”

Doğalgazdan elektrik üreten Çevrim Santrali’nden söz ettiği belli…

“Bacaların ne bağlantısı var yağmayan yağmurla karla?” diye üsteledim…

Dikiz aynasından şöyle bir süzdü beni:

“Olmaz mı abicim, o bacalardan gökyüzüne çıkan sıcaklık yüzünden kar yağmadan daha havada eriyor. İşte o yüzden yıllardır Bursa’ya doğru düzgün kar yağmıyor…”

Bu sözleri üzerine merak edip hemen Google’a girip santralin üretime geçiş tarihine baktım:

“İyi diyorsun da santral 1998’da hizmete girmiş, o tarihten günümüze kadar çok karlı kışlar gördüğümüzü hatırlıyorum ben…”

 “O yağanlar kar mı be! Tuz gibiler, iki günde eriyorlar!”

 “Hadi diyelim Bursa’ya o bacalar yüzünden yağmıyor karlar, baca olmayan çevresindeki diğer illere niye yağmıyor?”

Bu kazık sorum üzerine aramızdaki bilimsel tartışmaya ara verip göz ucuyla taksimetreye bakarak sordu şoför:

“Siz nerede inecektiniz?”

Uygun yerde ineceğimi belirtip, karlı sohbeti soğuk espriyle bağladım:

“İnanma şehir efsanelerine Kaptan! Dua edelim de o bacalar elektrik enerjisi üretmeye devam etsin… Elektrik olmazsa, evlerimizin, fabrikalarımızın bacaları tütmez! Kışın donarız soğukta, antifriz de kurtarmaz bizi!”