Ampute Milli Futbol Takımımız daha önce Avrupa Şampiyonu olarak göğsümüzü kabartmıştı…

Uluslararası başarısına, Dünya Şampiyonluğu da ekledi, hafta sonu...

Finalde rakibi Angola’yı farklı yenerek Dünya Şampiyonluğu kupasını kazanan Ampute Milli Futbol Takımı, ülkemize yine büyük sevinç ve gurur yaşattı.

Helal olsun onlara!

Bir kez daha yürekten kutluyorum kahramanlarımızı...

Doğal olarak şampiyonluğu getiren futbolcu ve teknik kadroyla röportajlar yapılıyor medyalarda…

Yazdıkları başarı hikayelerinin, performanslarındaki istikrarın sırrını soruyorlar…

Her zamanki gibi mütevazi bir şekilde anlatıyorlar, Ampute Milli Takım futbolcuları, şampiyonluğa uzanan o zorlu yolculuğu…

Oysa, aldıkları her kupayla bizleri gururlanmakla kalmıyor, şampiyonluktan daha önemli gerçekleri de hatırlatıyorlar bizlere…

Onlar attıkları birbirinden güzel gollerle yalnız rakip takımların kalelerini sarsmıyorlar…

Futbolun yürek ve inançla da oynanabileceğini göstererek, bu sporun sadece ayak ve parayla oynandığını zannedenlerin…

Sözleşmede profesyonel, sahada amatör, saha dışında turist Ömer gibi davrananların…

Toptan önce paraya kafayı çıkanların, magazin sayfalarına plonjon yapanların, menajersiz helaya bile gitmeyen dünkü yetmelerin ve Faroe Adaları’ndan temiz hava bol gıdayla dönenlerin karizmalarını da sarsıyorlar, frikikten!

Yalnız attıkları gollerle değil…

Doğuştan veya sonradan engellilere yönelik toplumdaki tüm önyargılara karşı da röveşata atıyorlar tek ayakla…

Öyle bir röveşata ki bu, tribünlerde ve ekranları başında kendilerini izleyen halka, bürokrasiye, yerel yöneticilere üç puanlık mesajı gönderiyorlar adeta…

Diyorlar ki…

“Sosyal hayatımızda da, iş hayatımızda da omuz omuza mücadele etmek, şampiyonluklar yaşamak istiyoruz. Ne olur oralarda engeller çıkarmayın karşımıza! Koltuk değneklerimize, tekerlekli sandalyelerimize, eksik uzuvlarımıza bakarak değil yüreğimize, gözlerimize bakarak karar verin, değerlendirin engellilerin potansiyelini… Turnuvadan turnuvaya, engelliler gününden gününe hatırlanmayalım! Hayal kırıklığı liginde oynamak istemiyoruz artık!”

İstedikleri çok şey değil aslında, VAR’a takılmasın istiyorlar engellilerin umutları, hayalleri ve hedefleri…

Ve ofsayt çizgisiyle örtüşmesin kader çizgileri!

Yaşam sevinçleri de gol sevinçlerine karışsın, uzun timsah yürüyüşleri yapsınlar mutluluğa doğru bir ömür…

ŞANKAYA’YA RAHMETLE…

Kentimizin sevilen sayılan, hayırsever iş insanıydı rahmetli Şükrü Şankaya

Olay Gazetesi’ne ziyaretleri sırasında her karşılaştığımızda takılırdı bana, şaka yollu “Sen siyaset yazma, siyaseti yazan da çok, yapan da! Sen mizahtan şaşma! Ülke olarak gülmeye daha çok ihtiyacımız var evladım” derdi.

Dün, ölümünün 17. yıldönümü nedeniyle kabri başında dualarla anılan o güzel insanı ben de rahmetle, saygıyla anıyorum.