6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli iki depremde binlerce insanımız hayatını kaybetti…
Yaralı kurtulanlar hastanelerde…
Yara almadan kurtulanlar ise çadır veya konteynerlerde, başka şehirlere göç ederek yaşam mücadelesi veriyor…
Tam 11 ilimizi etkileyen son yüzyılın en büyük depremlerinin meydana getirdiği maddi manevi hasarını devlet ve milletçe gidermeye çalışıyoruz…
Hala artçı depremler devam ederken bölgede, bir yandan da sıra dağlar gibi uzanan enkazlar temizleniyor tek tek…
Bölgede hayat eski normal haline bir iki yıl içinde dönecek ama depremin ekonomik, sosyolojik ve psikolojik izlerini silmek kolay olmayacak…
Dün, Mehmet Köroğlu adlı Gaziantepli depremzede ile tanıştım…
43 yaşındaki Mehmet kardeşimizin hayatı tam bir roman…
Gurbetçi bir ailenin çocuğu…
7 yaşında Almanya’ya gidiyor…
20’li yaşlarındayken Müslümanlığı seçen Alman kız arkadaşıyla evleniyor…
Bir kız çocukları oluyor…
İslamiyeti daha rahat yaşamak için memleketi Gaziantep’e dönüyor Mehmet, baba evinin bir katına yerleşiyor.
Daha sonra bir kız çocukları daha oluyor çiftin…
Bir ara Arapçayı daha iyi öğrenebilmek için Mısır’a gitmeye karar veriyor… Gittikten bir iki ay sonra ülkede darbe olunca tekrar dönüyor Gaziantep’e…
Bu arada çocuklarının sayısı 6’ya çıkıyor…
En küçükleri 10 aylık ikiz…
Hepsi kız…
Depremden sağ kurtulmayı başarıyorlar ama evleri ağır hasarlı, oturulamaz ve eşyaları kullanılamaz halde…
Beş yıl önce iş bulma umuduyla gelip bulamadan döndüğü Bursa geliyor aklına Mehmet’in…
Eşi ve altı çocuğuyla birlikte atlayıp otobüse geliyorlar Bursa’ya depremden sonra yine bir umut…
Şu an, adını yazmamı istemeyen bir STK’nın, Gazcılar’da depremzede aileler için tahsis ettiği küçük bir otelde kalıyorlar… (Depremin ilk günlerinden itibaren 20 depremzede ailesini, üyelerinin desteğiyle ağırlayan, yaptığı yardımı şova dönüştürmeyen bu hayırsever STK’ya da helal olsun diyorum!)
Mehmet’teki şu kadere bakar mısınız?
Almanya’dan baba evi Gaziantep’e kesin dönüş yap, Mısır’a git darbe yaşa, geri dön deprem yaşa…
Ve altı çocuğunla Bursa’nın köhne bölgesindeki bir otelde hayatta kalma mücadelesi ver!
Kiralık ev bulup taşınmak istiyor Mehmet fakat çocuklarının sayısını duyan ev vermeye yanaşmıyormuş…
Kendilerini misafir eden STK’ya yük olmamak için iş bulup çalışmak da istiyor, o konuda da çalmadık kapı bırakmamış…
Mehmet kardeşim yaşadığı bunca sıkıntılara rağmen umudunu yitirmemiş, “Allah büyük, elbet açar bir kapı” diyor, çocuklarına sarılarak…
Kim bilir daha ne hikayeler var depremin yıktığı binaların enkazlarında, yıkamadığı insanların yüreklerinde gizli?