“Başkanım takım elden gidiyor ne olur sahip çıkın”

“Tamam çıkalım!”

“Çıkın ama siyaset bulaştırmayın!”

“Ne yapalım peki?”

“Para verin ya da para verecek, sponsor olacak firmaları bulun, gerisine karışmayın yeter!”

“Oldu, başka bir emriniz?”

“Yok, gerisi bizde, biz yönetiriz kulübü!”

Bursaspor’la ilgili son yıllarda bu klasik diyalog sıkça yaşanır oldu kentte…

Özellikle büyükşehir belediye başkanları, kulübe para ve sponsor bulunması noktasında destek verdiğinde baş tacı ilan edilirler…

Fakat iş, verilecek ekonomik desteğin doğru yerlere harcanmasını denetlemesi için kulübe yönetici önermeye gelince, spora siyaset karıştırmakla itham edilirler.

Hiç bulaşmasalar, bu defa da kulübü sahipsiz bırakmakla, vefasızlıkla suçlanırlar.

Ne güzel iş!

Parayı, sponsorları, belediye başkanı bulsun, şeref tribününde, medyada havayı kulüp yöneticileri atsın!

Elini cebime hiç atmayacak ya da verdiği TL’yi dolar kuruna endeksleyip faiziyle geri alacaksam, kampanya ve bağışlardan gelen paraların, yaptığım borçların hesabı sorulmayacaksa, ben de yaparım böyle yöneticilik…

Takım iyi sonuçlar aldığında spor programlarına katılır, şampiyonluk demeçleri ve bomba transfer müjdeleri veririm bol bol…

Takım iyi gitmediği zamanlar da “Adım Hıdır, elimden gelen budur” diyerek topu kent yöneticileri ve dinamiklerinin üzerine atıp, taraftara onları hedef gösteririm!

Daha olmadı basarım istifayı, koyarım temliki!

Yerel yöneticilerini sırf bu paradokstan kurtarmak için spor kulübü yöneticiliğini yasaklayan kanun çıktı.

Bu kanun sayesinde biraz rahatladı belediye başkanları…

Bütçelerini, kitle sporları yerine halkın tüm kesimlerinin yapabileceği bireysel sporlara ve bu sporları yapabilecekleri tesislere harcamaya başladılar.

Ne yazık ki, kanun çıksa da bulunduğu kentin, ilçenin ortak değeri, simgesi olan futbol kulübüne karşı maddi manevi sorumluluktan kaçamıyor belediye başkanları…

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın bugünlerde Bursaspor’la ilgili yaptığı girişimleri de buna örnek gösterebiliriz.

Sportif ve mali açıdan ligde zor günler geçiren, yönetimin olağanüstü kongre kararı aldığı kulübe sahip çıkması takdir edilecek bir davranıştır.

Bulduğu ekonomik kaynaklarla transfer tahtasının açılması ve 4 futbolcunun transfer edilmesi, takıma da camiaya da umut ve heyecan getirdi.

Olağanüstü kongre için de Ömer Faruk Banaz başkanlığında güvenilir ve ekonomik fedakârlıktan kaçmayan isimlerden oluşturulan aday yönetimin öncelikli hedefi, gemiyi su almadan limana sağ salim yanaştırmak!

Bunu da başaracaktır…

Yeter ki, yakasında timsah rozeti, cebinde akrep olanlar, Alinur Başkan’ı görünce alkışlayıp, arkasından “spora siyaset karışıyor” geyiği yapmasınlar lig bitene kadar!