Siyasetçiye oy oranını sor yaşını sorma!

Bizde bir kadının yaşı sorulmaz derler bir de siyasetçinin!

Genç nüfusa sahip olmakla övünen memleketimizde, siyasetçinin yaşı her zaman sorun olmuştur.

Bu yaş olayına sadece vatandaş ve bir kısım medya değil, aktif siyaset yapan siyasetçiler de kafayı takıyor.

Geçmiş zaman…

Eski cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal, sağ ve henüz başbakan olduğu yıllar…

Bir Bursa gezisi sırasında, partisinin İl Başkanlığı’na da uğruyor.

Partililerle siyaset üzerine sohbet ederken, bir il yöneticisi söz alıyor…

Gayet yumuşak ve terbiyeli bir ses tonuyla giriyor söze:

“Efendim biliyorsunuz ülkemizde insanlar 65 yaşına geldi mi hemen yaş haddinden emekli ediliyorlar. Fakat böyle bir yaş kotası bir tek siyasette yok! Siyasetçiler niye bu kotaya dahil edilmezler? Bu çifte standartlığı ortadan kaldıracak bir yasa çıkaramaz mısınız Meclis’te?”

Peki Özal, bu isteğe ne cevap vermiş?

Çenesini buruşturarak, İl Başkanı’na dönmüş rahmetli ve aynen şu ilginç yorumu yapmış, gülerek:

“Sevgili Başkan! Duydun mu il yöneticin ne diyor? Bizi çoktan gözden çıkarmış!”

Özal gittikten sonra da il başkanı ve partisinin Bursa vekillerinden de yemiş zılgıtı bir güzel, o yönetici!

Yediği zılgıt gücüne gidince de basmış istifayı…

Görüyorsunuz işte siyaset dünyası, bu yaş konusunda çok hassas, alıngan ve kırılgan...

Yalnız siyaset dünyası mı, meslek örgütlerinde (medya dâhil!), esnaf odalarında, derneklerde, en kıytırık STK’larda görev yapanlarda bile var aynı hassasiyet…

Bıraksalar ölene kadar oturdukları koltuktan kalkmazlar!

Seçim dönemleri doğum günleri gibidir! Seçildikçe gençleşiyorlar! Ya da öyle hissediyorlar!

En sevdikleri doğum günü hediyesi de, bulunmaz Hint kumaşından yapılmış kıyafetler!

Hep derim…

Akıl yaşta değil baştadır, söz konusu vatana hizmetse, yaşa, taşa, ağaran kaşa fazla takılmamalı.

Özellikle siyasette tecrübe çok önemli…

Siyasetçiye sandıkta emeklilik yakışıyor!

HAYVANLARA ŞİDDET UYGULAYANLARA DA BARINAK ŞART!

Dünkü yazımda, belediyelerin hayvan barınaklarının işletmesini gönüllü hayvan sever derneklerine vermelerini önermiştim.

Yazıma gelen olumlu tepkilere bakılırsa, hayvan severler bu işi severek üstlenmeye hazırlar.

Belediyeler, lojistik, veterinerlik ve gıda desteğinde bulunsunlar yeter, o gönüllü insanlar sokak hayvanlarına gözü gibi bakarlar…

Barınaklarla ilgili istenmeyen üzücü haberlerin, şiddet görüntülerinin önlenmesi sağlanır böylece…

Yasal açıdan bu mümkün değilse, bir diğer önerim daha var…

O halde, sokak hayvanlarına şiddet uygulayanların, bundan zevk alanların psikolojik tedavileri için de korunaklı barınaklar yapılsın, hem de şehirlerin en uzak bölgelerine!

İyileşmeden insan içine salmayalım!