“Beşlik simit gibi kasılma!” derlerdi eskiden halk arasında, bu söz bugünden itibaren yeniden kullanılmaya başlanabilir.

Neden mi?

Gariban kebabı 100 gram simit 5 lira olmuş!

Bursa Simitçiler ve Unlu Mamül İmalatçıları Odası Başkanı Erdal Pınar, fiyat artışının zam değil bir güncelleme olduğunu belirterek, “Bu şartlarda 10 lira olmadığına dua edelim. Susamın fiyatı olmuş 50 lira, unun çuvalı desen 630 lira… E hani bunun elektriği, suyu, gazı, işçi ücreti? Bunların hepsi maliyet! Esnafımız zor durumda! Sırf kepenk kapatmasın diye fiyatlarımızı güncelledik” demiş…

Vay be!

Bir zamanlar, asgari ücrete zam hesaplanırken, klasik çay-simit formülünden yola çıkardı siyasetçiler… 4 kişilik ailenin bir ay boyunca üç öğününü sadece çay ve simitle geçirmesi halinde harcayacakları paranın hesabını yaparlardı.

Şimdi yapsınlar da göreyim!

Bırakın bir aylık hesabı, bir hafta sonu çılgınlık yapıp, çoluk çocuk Abdal Meydanı’nda kahvaltıya gelseler, yandılar gevrek simit gibi!

Bu arada, tahinli pide de 12 lira olmuş!

Yakında susamsız simit ve içi boş tahinsiz pide de satılırsa şaşırmayalım!

Ben de diyorum, sokak aralarında dolaşan simitçilerin sayısı niye azaldı?

Ucuz ekmek için saatlerce kuyrukta bekleyen vatandaş, simide 5 lira nasıl versin?

Bu gidişle simit, sadece simit sarayında satılacak gibi!

Neyse varsın 5 lira olsun simidimiz yeter ki asgari ücrete zamdan kesilmesin ümidimiz!

AKREPLERE DİKKAT!

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olma başvurusuna karşı çıkmıştı Türkiye…

İtirazında haklıydı…

Çünkü bu iki ülkede özellikle de İsveç, canımızı yakan ne kadar terör örgütü ve aranan terörist varsa yıllardır onlara kucak açıyordu…

Açmakla da kalsa iyi, illegal faaliyetlerini sürdürmelerine göz yumuyor hatta siyasi, ekonomik, lojistik her türlü desteği açık açık veriyorlardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bize karşı terör eylemlerinde bulunan bu örgütlerin faaliyetlerini engelleme ve birçok suçtan aranan teröristlerin iade edilmeleri şartıyla, iki ülkenin üyeliğine sıcak bakabileceklerini söyledi, Madrid’deki son NATO toplantısında…

İki ülke de bu şartları yazılı mutabakatla kabul ettiler ama hala kuşkuluyuz millet olarak!

O meşhur akreple kurbağa hikâyesi aklımıza geliyor ve bu diplomatik başarının yine bir ‘kandırıldık’ vakasına dönmesinden yana korkuyoruz!

Dereden karşıya geçmek için yardım isteyen akrebe, “Geçiririm ama bir şartla, beni sokmayacaksın!” diyor kurbağa…

Akrep söz verince onu sırtında derenin karşısına geçiriyor…

Fakat sırtından inerken sokuyor iğnesini yine!

Kurbağa, acıyla soruyor:

“Hani söz vermiştin? Bu ne şimdi?”

Akrep, gülüyor sinsi sinsi:

“Ne yapayım, benim huyum bu! Vazgeçemiyorum!”

Biliyorsunuz NATO’da da az akrep yok!