İnsan çok ilginç bir canlı. Diğer memeli ailesinden ayrıldığı pek çok nokta olsa da sonuçta temel özellikler açısından memeli gurubuna ait bir takım ortak özellikler sergiliyor. Yatlarımız, katlarımız, paramız pulumuz, dünyalıklarımız olsa da sonuçta trilyonlarca hücreden oluşmuş bir organlar topluluğundan ibaret olan ve yok olduktan sonra dünya atom havuzuna eklenecek canlılarız bizler. Diğer memeli hayvanların birçoğu gibi gibi el ve ayaklara sahip, sindirim, dolaşım, boşaltım, üreme, sinir sistemlerine sahip. Sinir sistemi ve bunun en tepesinde koordinasyonu düzenleyen bir beyine sahiptir insan. İnsan olmanın gereğini de bu sisteme borçludur.
İnsanoğlu beyini sayesinde pek çok hayatını kolaylaştıracak yenilikleri hayatına sokmayı başardı. Çok garip gelecektir size ama acaba hayatımız kolaylaşırken ömrümüzden de bazı şeyler gitmedi mi? ABD’de bulunan Yale Üniversitesi’nin başarılı ve genç profesörü, beslenme uzmanı Dr. David Katz diyor ki: İnsan vücuduna dışarıdan yaptığınız bir uygulamaya karşı vücudunuz da buna bir cevap mutlaka verecektir. Katz bütünleştirici tıp ekolünün öncülerindendir.
Unuttuğumuz bir gerçek var. Kültürel düzeye göre değişiklikler gösterse de çoğu insan yediğimiz gıdaların vücudumuza birer parça olarak katılacağını bilmiyor. Nasılsa bir sindirim sistemimiz var ve yediğimiz her şeyi faydalı hale getirerek bizi yaşatacak zannediyor. Ama kazın ayağı öyle değil. Bazı meslek hastalıkları vardır. Asbest işçileri, maden işçileri, radyoaktiviteye maruz kalan kişiler gibi. Bu kişiler belli bir müddet sonra vücuda giren birtakım maddelerin sonucunda organlarını hasarlar. Gün gelir hasta olur ve genellikle daha genç yaşlarda ölürler.
İnsan hücre yapısına uygun olmayan gıdalar için de durum böyledir. Binlerce yıldır alışık olduğunuz ve genetik yapınızın tanıdığı maddeler ile uyum içinde geçinirken birdenbire gıda adı altında almaya başladığımız maddelere de vücut erken veya geç cevabını verecektir. Karaciğer yağlanması, obezite, şeker hastalığı, allerjiler, kanserler, bazı beyin hastalıkları gibi. Hayatı komedi gibi görenler son perdede mutlaka ağlarlar kıymetli okurlarım, lütfen unutmayın…
HAREKET VE BEREKET
Bilirsiniz, çok kullanılır. Nerede hareket orada bereket. Dünyanın en saygın tıp dergilerinden biri olan The Lancet Dergisi’nde yayınlanan bir makaleye göre yetişkin dünya nüfusunun üçte biri yeterince hareket etmiyor. Bunun sonucu olarak da yılda ortalama 5 milyon kişi bu nedene bağlı olarak ölüyor. İnsanoğlu tekerleğin icadından ve yerel tarıma geçtiğinden beri ataları kadar hareket etmiyor. Betonlar arasına hapsedilmiş yaşam tarzımız da bunu körüklüyor. Oysa asla unutulmaması gereken bir gerçek var, o da kaslarımızın çalıştıkça şekerden sonra yakacağı enerji kaynağının yağ olması gerçeğidir. Hiçbir zaman seni hareket ettirmeden zayıflatacağım diyen sözde uzmanların laflarına aldırış etmeyin. Bu yolla verilen kiloların büyük bir kısmının yağlardan değil kaslardan gideceğini bilin.
YUMURTADA NE KADAR PROTEİN VARDIR?
Bana çok sorulardan birisi de budur. Kesin bilgi vermek zor olsa da (tavuğun yediği yem, yaşadığı ortam vb durumlardan dolayı) genel olarak şöyle hesaplayabiliriz.
1-Küçük boy yumurta (38 gram) yaklaşık 4.8 gram protein içerir.
2-Orta boy yumurta (44 gram) yaklaşık 5.54 gram protein içerir.
3-Büyük boy yumurta (50 gram) yaklaşık 6.3 gram protein içerir.
4-Ekstra büyük yumurta (56 gram) yaklaşık 7.1 gram protein içerir.
5-Jumbo yumurta (63 gram) yaklaşık 8 gram protein içermektedir.
Genel olarak kabul edilen erişkinde alınması gerekli protein miktarı erkeklerde 56 gram kadınlarda ise 46 gramdır. Ancak bu değerler son derece sakin bir hayat süren erişkinler için olan değerlerdir.
Yumurtada merak edilen bir başka konu ise sarısı ve beyazı hakkındaki bilgilerdir. Yumurta sarısı yumurtadaki hemen hemen tüm besleyici maddelerin toplandığı yerdir. Ancak protein açısından baktığınızda yumurtanın yarı proteini sarısında diğer yarısı ise beyazındadır. Yumurtanın beyazında yaklaşık 150 farklı tür protein bulunmaktadır.