Bursa Hakimiyet Gazetesi'nin iç sayfasında "Yarı şaka-Yarı ciddi" diye bir anonim köşe vardı.
Genel yayın yönetmeni ve başyazarımız Aykan Uzuoğuz, fıkralar yazardı orada...
Gece muhabirliği yaparken, ben de gündeme dair esprili şeyler yazarak, Aykan Hocam'ın masasına bırakıyordum...
Bir gün odasına çağırıp, talimatı verdi:
"Yarı şaka-Yarı Ciddi köşesinde sana yer açtım, bundan sonra oraya yazacaksın!"
O köşenin içinde kendime "S.Adıçirkin" imzasıyla, Kenar Yazarı adlı küçük bir köşe yaptım...
Kısa ve öz yazıyordum. Beş altı yüz tuşu geçmiyordu yazdıklarım.
Diğer yazarların gözü kalınca, köşe içinde köşe ağır geldi gazeteye, ikisi birden kaldırıldı.
Yazar olarak önümü açan, cesaretlendiren bir diğer isim de, genel müdürümüz Saruhan Ayber oldu.
Sayesinde, ilçe haberler müdürlüğü görevine terfi ettikten kısa bir süre sonra bölge sayfasında da haftada bir köşe yazmaya başladım.
Yazılarımın ilgi görmesi üzerine, gazete yönetimi, “İlçe haberlerini bırak, tamamen yazarlığa geç! Haftada altı gün yazar mısın?” teklifinde bulundu.
Balıklama atladım tabii bu tarihi teklife…
Yalnız önemli bir sorun vardı…
Gazetenin her sayfasında bir hatta bazılarında iki yazar var.
Bir öneride bulundum:
“İsterseniz ben küçük ilanlar sayfasında bile yazarım!”
Sıcak bakmadıkları gibi komik de bulmadılar önerimi…
E haklılar, gazetenin en çok okunan ve para kazandıran sayfasını niye zayi etsinler!
Sonunda buldular bir sayfa…
Fakat beni gören okur, övgü yerine hep aynı sitemde bulunuyordu:
“Köşenin arka yüzünde gazetenizin dağıttığı battaniye kuponları var. Biz seni okuyana kadar evde ve işyerinde kesiyorlar. Söyle müdürlerine, ya köşenin yerini değiştirsinler, ya kuponların!”
Nasıl söylerim bunu yönetime?
Battaniye promosyonu sayesinde tiraj patlamış, okurlar benim soğuk esprilerimden korunmak için üçer beşer alıyor gazeteden!
Yine de yüzümü karartıp, yönetime çıtlattım.
Sağ olsunlar, beni attılar gazetenin en arka sayfasına!
Sayfanın sol köşesinde ben varım, sağ köşesinde ise “günün güzeli!”
Bikinili bazen üstsüz pozlu en güzel fotomodel ve mankenlerin en ateşli resmini koyuyorlar o köşeye…
Altına da dört beş satırlık uydurma bir haber:
“Helga, siyasete soyundu!”
Sayfada doğal olarak bir haksız rekabet oluştu…
Bir köşede kel tipsiz yazar Selahattin Adıgüzeller, diğer köşede 90-60-90’lık güzeller!
Gel de siyasete soyunan Helga ile reyting yarışı yap!
Haliyle, yazılarımın reytingi, tüm esprisi güme gidiyordu.
Günün güzeli köşesiyle aramızdaki bu haksız rekabet, ramazan ayına kadar sürdü.
Beni ramazan manilerinin olduğu sayfaya terfi ettirdiler!
O gün bugündür nerede bir sayfa güzeli görsem, aramızdaki tatlı rekabeti anımsarım…
Bakıyorum da şimdi ne o rekabet var medyalarda ne de o eski güzeller!
Helga’yı da siyasetten soğuttuk soya soya pardon yaza yaza!