Gün boyunca uyku, stres, fizik aktivite durumu, ısı gibi durumlar enerjimizde artma veya azalmaya yol açabilir. Ancak bir de gıda diye kullandıklarımız var ki düşman başına. Bu yediklerimiz günlük hayatımızda sık tükettiğimiz gıdalardan oluşmakta. Bizler de acaba neden bana bir yorgunluk çöktü diye hayıflanırken katiller yanı başımızda duruyor ama bir türlü nedenini anlayamıyoruz.
1-Beyaz ekmek, unlu mamüller ve pirinç: İşlenmiş karbonhidrat oldukları için liften ve besleyici maddelerden arındırılmışlardır. Hızla kan şekerini yükseltirler. Aynı hızla salınan insülin de ani olarak kan şekerini aşağıya indirir ve bizler de enerjik halimizi kaybederiz. Yine enerjimiz için gerekli B vitaminleri bu gıdalarda bulunmadığı için bu yol ile de ikinci kez enerji düşüklüğü yaşarız.
2-Şeker ilave edilmiş kahvaltılık tahıllar ve yoğurt da enerji düşüklüğüne sebep olan gıdalardır.
3-Alkol: Relaks etki yaratır. Bu çok hoşa giden bir durumdur. Uyku verir sanılsa da asla gerçek kalitesinde bir uyku uyuyamaz ve ertesi gün kendinizi düşük enerjili hissedersiniz.
4-Kahve: Alzheimer ve Parkinson Hastalığı’nda çok olumlu etkilere sahiptir. Erişkin tip şeker hastalığı riskini de azaltmaktadır. Ancak günde 4 fincandan daha fazla içildiğinde uyku kalitenizi düşürmeye başlar ve kendinizi yorgun hissedersiniz.
5-Enerji İçecekleri: Uzun vadede uyku süresini ve etkinliğini olumsuz yönde etkilerler. Yine uzun vadede panik atak sebebi olabilirler.
6-Kızartmalar ve Fast-Food: Besleyici öğeler açısından çok fakirdirler. Karın doyurur ama beslemezler. Dolayısı ile enerjinizin tükenmesine yol açarlar.
7-Düşük kalorili gıdalar: Hormonal dengesizlik sebebidirler. Uzun vadede hem vitamin eksikliğine sebep olurlar hem de daha fazla gıda alımına sebep olarak enerjinizin tükenmesine yol açarlar.
Kıymetli okurlarım. Ne akademik kariyer sahibi idiler ne televizyonlardan beslenme programları izliyorlardı, ne kalori biliyorlardı, ne de vitamin, mineral, amino asit, karbonhidrat konusuna hakimdiler. Ama atalarımız bir şeyi çok iyi biliyorlardı. Hangi gıda yenilir hangi gıda yenilmez.
ARTIK DUR DİYELİM
Psikopat, ruhsal bozukluklardan birisi olan psikopatiye sahip olan insanlara denilir. Yetiştiği ortam, hormonal ve biyokimyasal eksiklikler, madde bağımlılığı, kötü alışkanlıklar, geçmişinde taciz ve şiddete maruz kalma gibi nedenler psikopatiyi tetikleyen nedenlerdendir. Temelde 2 gruba ayrılırlar. % 10 kadar psikopat kendini açık açık belli eder. Bunlar hiç sakınmadan yani spontan olarak karşısındakine, çevresine zarar verirler. Dizilerde, kült filmlerde, akşam tv haberlerinde gördüğünüz bu tanıma uyan psikopatlar görünür psikopatlardır. Kalan % 90’lık grup ise gizli psikopatlardır ve zor fark edilirler. Bunlar yakınlarında olanları yani kendisine zararı dokunmayacak olanları psikolojik olarak veya şiddet uygulayarak sindirme eğilimindedirler. Planlı hareket ederler ve zora girecekleri durumlardan kaçınırlar. Hiç beklemediğiniz insanlar rahatlıkla bu grubun içinde yer alabilmektedirler.
Kişisel veya sosyal girişimlerde eksiklik, ilişkilerde başarısızlık, yasalara ve kurallara uymamak, sevgi ve şefkat gibi kavramlara uzak olmak, ahlâki ve dini kurallara değer vermemek, otokontrol eksikliği, küçük yaşlardan itibaren hayvanlara işkence yapmak, canlarını yakmak ve onları öldürmek bu insanların genel özelliklerindendir.
Sesin şiddet birimine desibel (db) denilir. 30 db fısıltı ile konuşmaya denk gelirken 115 db, barlardaki müzik sesine, 140 db ise jet uçağı sesine denk gelir. 85 db üzeri ise genellikle kulağa zarar vermektedir. Yüksek db sürekli ve kuvvetli olduğunda iç kulaktaki sinirlere etki ederek belirli bir süre sonra işitme kayıplarına ve kulak çınlamalarına neden olur.
Bu tanımlamalara göre psikopatlık ile kulak sağlığımız arasında farkına varılmasa da ince bir bağın olduğu ve belirli bir süre sonra işitme kaybına sebep olabileceği çok aşikar. Sen gece 02. de motorunu bağırttıracaksın, etrafta hastamı var, o gün şehit mi var, yeni doğmuş bir bebek mi var düşünmeyeceksin, benim kulaklar gidecek. Yok böyle bir hak. Çevremizde maalesef bunlardan çok var. Çok da bu konuyu dile getirdim. Yorumları sizlere bırakıyorum ancak kronik gürültünün kulaklarınıza geri dönüşü olmayacak şekilde zarar verdiğini bir kez daha tekrarlayayım.