Anne karnında tek bir hücre halinde iken giderek bu ana hücrenin çok sayıda bölünmesi ile bebek oluşur. Zamanla 110 trilyon hücreden (hücreler bizi oluşturan en küçük canlı parçacıklarımızdır) oluşan bir bedene sahip oluruz. Şöyle bir düşünün. Annenin vitaminleri, kalsiyumu, omega-3’leri, proteinleri ve daha yüzlerce mikrobesinleri bebekteki hücrelerin oluşumunu sağlar. Yani annenin aldığı gıdalar ile bebek şekillenir. İleri yaşlarda da bu böyledir. İçtiğiniz bir asitli içecek de göz hücrelerinize gidebilir, yediğiniz bir cipsten gelen maddeler de. Sonuçta vücudunuzu ya tertemiz bir ev gibi yapabilirsiniz ya da bir çöp ev gibi.

 Eğer bilinçli değil de gıda sektörünün (çoğunlukla) yönlendirmesi ile beslenirseniz kendinizi değil, başkalarını beslersiniz. Buna şöyle bir örnek vereyim. İngiltere’de bir süre önce Prof Dr. Graham Mc Gregor hükümete bir rapor sundu. Şeker tüketiminin, şekerli ürünlerin artması ile birlikte İlkokul altı çocuklarda obezite ve şeker gelişiminin %20, ilkokul ve üstü çocuklarda ise bu oranın %33 olduğunu raporunda belirtti ve şöyle ekledi. Sağlık sistemi çökecek…

 Uzun ve sağlıklı yaşayan toplulukların ortak özelliklerinin başında iyi bir kan insülin seviyesinin olması ilk şarttır. İnsülin miktarını arttıran gıdalara baktığınızda son 20-30 yıldır yavaş yavaş sofralarımıza giren gıdaları, sokaklarımızda mantar gibi çoğalan dükkanlardan servis edilen gıdaları görürsünüz. Bursamızda her yeni açılan ev yemekleri yapan dükkanları, işkembecileri, kuru fasülyecileri, Akçaabat, İnegöl Köftecilerini görmek beni inanılmaz sevindiriyor. Çocuğunu ve eşini bir kelle paça, işkembe çorbası satan yere götüren ebeveynlerin ellerini sıkmak, tebrik etmek istiyorum. İnanın bunları yürekten yazıyor ve bu esnaflarımızı kalpten destekliyorum.

 Kolesterol kötü dediler kandık. Oysa hiç düşünmedik. Yahu bu kötü olsa yaradanımız anne sütüne bunu bol bol koyar mıydı, beynimizde bu kadar çok kolesterol olur muydu, erkek veya kadın olmak için gerekli olan hormonlar, D vitamini kolesterol içerir miydi? Hiç düşünmedik ve kolesterol korkusu o güzelim yumurtalardan, tereyağından ve dağlardaki kekik ile etini yapmış o güzelim kuzu etlerinden kaçtık. Kaçtık da ne oldu. Diğer sofralarımıza giren yağlar ve gıda maddeleri ile daha fazla kalp hastası, şeker hastası, kanserli hastalar ve Alzheimer hastası olduk. Suçüstü yakalandık. Ha namludan çıkan kurşun, ha egzozdan çıkan duman ve gürültü, ha baz istasyonları, ha trafik, ha saflaştırılan ve rafine edilen ürünler. Hepsi öldürüyor. Ama bilim diyor ki (hani cep telefonunu bulan bilim, uzaya adam gönderen bilim, organ nakli yapan bilim, bizi biz yapan bilim) hastalıkların % 90’ı beslenirken yaptığımız hatalardan kaynaklanmaktadır.

 Bizleri öldüren sebepler o kadar çok ki, ama asıl sebebi, asıl katili görelim artık.

 İNSÜLİN DİRENCİNE DAİR BİLGİLER

İnsülin direnciniz gelişmiş ise vücudumuzda birtakım sıkıntılar baş göstermeye başlar. Günümüzde pek çok insanda yemekten yarım saat kadar sonra bir bitkinlik, halsizlik, uyku hali başlıyor. Reaktif hipoglisemi dediğimiz bu durum insülinin ani ve bol olarak salgılanıp çabucak kan şekerini olması gerekenden aşağı düşürmesi durumudur. Tıpkı voltaj iniş çıkışlarının elektrikli ve elektronik aletlerde yaptığı gibi bir etkidir bu. Gel zaman git zaman bu denge daha da bozulup şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu kişiler örneğin siz seyir halinde iken aniden arabaları ile önünüze çıkar ve dikkat etsene dediğinizde sen de frene bas kardeşim diyebilirler. Yorumlamaları bozulmuştur.

 Son çalışmalara göre insülin direnci olan hastalarda beyin hücrelerinin duyarlılığı daha da azalmaktadır. Çünkü insülinin fazlalığından hücreler kendilerini korumak zorundadır ve dolayısı ile hücrelerin şekeri kullanma yeteneklerinde de değişiklikler olacaktır. Bu olay hayatımızdaki birçok insan olma kalıbını alt üst edecek bir durumdur ve çok ayrıntılı olarak özellikle hukuk açısından revize edilmelidir. B12 eksiklikleri, omega-3 eksiklikleri ve daha pek çok beyin dokusunun sağlıklı çalışmasına neden olan bazı madde eksiklikleri cezai ehliyeti yeniden gözden geçirebileceğimizi bizlere düşündürtebilir. Çevremize dikkat ettiğimiz zaman bunu daha da net anlıyoruz.