Ligde, ileri için umut vermeyen futbolu, mahalle takımları karşısında bile aldığı istikrarsız sonuçlara mı üzülelim?
Süper Lig şampiyonluğu gururumuzun bin parçaya bölünmesine mi üzülelim?
İki defa kongre kararı almasına rağmen yönetime aday çıkmamasına, sahipsizliğine mi üzülelim?
Divan Kurulu’nun işlevsizliğine ve pasifliğine mi üzülelim?
Sosyal medyadan timsah gözyaşı döküp de elini taşın altına koymaktan kaçanlara mı üzülelim?
Teknik Direktör Tahsin Tam’ın da pes edip gidişine mi üzülelim?
Sakat olmasına rağmen iğneyle oynadığını söyleyen futbolculara gösterilen tepkilere mi üzülelim?
Borçlardan dolayı transfer tahtasının açılamamasına mı üzülelim?
Puan silinme cezası ihtimaline mi üzülelim?
Genç futbolcuların, patates tarlası sahalarda, babaları yaşında kaşarlanmış futbolcular arasında geleceklerinin heba olup gitme korkularına mı üzülelim?
Başkan Ö. Faruk Banaz ve yönetiminin, kulübü ayakta tutmak için verdiği iyiniyetli, özverili mücadelesinin şehirde karşılık bulamamasına mı üzülelim?
Hangi birine üzülelim, bilemiyoruz…
Ne yazık ki, her sabah uyandığımızda Bursaspor’la ilgili olumsuz haberler karşılaşıyoruz.
Bir de Stadyumun karşısına, hastane yaptı diye kızıyorduk devlete…
Meğer boşuna yapmamış!
Geleceği görmüş devletimiz!
Madem öyle, Hastane hizmete girdiğinde stadı görmeyen bir katını Bursaspor’u menfaatsiz, çıkarsız ve karşılıksız, arma aşkıyla sevenlere ayırmalı!
Bu üzüntülerin sonu hiç iyi değil çünkü!
KUYRUĞA BAK EKONOMİYİ GÖR!
Hafta sonu öğle saatleri Atatürk Caddesi’nde yürürken, baktım Tayyare Kültür Merkezi’nin (TKM) önünde bir kalabalık…
Güzel bir sanatsal etkinlik var herhalde diyerek sevindim.
Yaklaşınca anladım ki o kalabalık TKM’nin yanındaki İskender kebapçısının müşteri kuyruğuymuş!
Kentimizin dünyaca meşhur lezzetini tatmak için çoluk çocuk dakikalarca kuyrukta sabırla beklemeyi göze alan vatandaşları takdir ettim.
Aynı gün, aynı saatlerde bir başka lezzet kuyruğu daha çarptı gözüme…
Bu da susamlı kebap kuyruğuydu!
Kentin gözde yeni buluşma mekânları arasında gösterilen Abdal Meydanı’ndaki simit fırınlarının önündeydi kuyruk...
İskender kebap mı, susamlı kebap mı hangi kuyruk daha uzundu, diye soracak olursanız, fark göremedim, fifti fiftiydi…
Benzeri kuyrukları, soğan, patateste indirim yapan marketlerde, yeni çıkan teknolojik ürünlerde kampanya yapan AVM ve teknoloji mağazalarının önlerinde de görebilirsiniz.
Bir yanda yarına dair ümidini simide bağlayanlar, bir yanda rejimini kebapla yağlayan ve en son çıkan akıllı telefonu ucuza aldım diye mutluluktan ağlayanlar…
Türkiye’nin en güzel ekonomik göstergesidir işte yokluğu ve varlığı anlatan o kuyruk fotoğrafları…
TÜİK’ten daha gerçekçi!