Her yere, “B.k böceklerini lütfen ezme!” tabelası astırmış…

Benim, kibarlık yapıp noktalı yazdığıma bakmayın, o açık açık yazdırmış böceğin halk arasında bilinen adını…

Kim mi?

Karacabey’in AK Partili Belediye Başkanı Ali Özkan!

B.k böceklerinin neden ezilmemesi gerektiği de büyük harflerle yazıyor tabelada:

“Longoz ormanının bu denli zengin çeşitliliğe sahip olmasında bu böceklerin payı büyüktür. Her gün binlerce dışkıdan yaptıkları topları, içine bıraktıkları yumurtalarıyla birlikte toprak altına gömerek hem toprağı havalandırıp gübreliyor hem de pislikleri ortadan kaldırıyorlar. Orman için çok önemli olan bu canlılara LÜTFEN ZARAR VERMEYİN!”

Görüyorsunuz değil mi, her canlının dünyaya gelmesinin sebebi var…

İnsanoğlu da dahil kimse bu dünyaya sadece nefes alıp vermek, yiyip içip üremek ve yan gelip yatmak için gelmiyor!

Fakat bu gerçeği göz ardı eden, yaşadığı çevresine, kentine, ülkesine, insanlığa b.k böceği kadar faydası olmadığı halde fayda sağlamaya çalışanlara b.k atmayı sevenlerin sayısı da az değil…

Neyse, konu daha fazla b.ka sarmadan, kıssadan hisse tadındaki bir fıkrayla bağlayayım yazıyı…

Gemi yolculuğu sırasında denizin ortasında büyük bir fırtına kopuyor, dev dalgalar çıkıyor.

Gemi ha battı ha batacak!

Yolcular büyük panik ve korku içinde, kimi dua ediyor kimi can simidi bulma derdinde…

Bir vatandaş ise hiç oralı değil…

Güvertede sakin sakin oturmuş, can derdiyle koşuşturan insanları izliyor...

Gemiyi kazasız belasız limana yanaştırmaya çalışan kaptanın da dikkatini çekiyor, adamın gamsız hali…

Dayanamayıp yanına giderek, sesleniyor:

“Nedir senin bu rahatlığın nedeni beyefendi? Milli yüzücü müsün? Neyine güveniyorsun bu kadar? Varsa bir bildiğin bize de söyle!”   

Vatandaş, gülerek cevap veriyor;

“Ben, Allah’ın işine karışmam arkadaş! Hayatımda bir defa karıştım, altı ay b.k yedirdi bana!”

Kaptan merakla “Nasıl yedirdi?” diye sorunca başlıyor anlatmaya vatandaş:

“Bir gün doğada bir b.k böceği görünce, boş bulunup, Allah’ım diğer canlıları anlıyorum da bu böceği ne diye yarattın, ne faydası olabilir ki dünyaya, dedim kendi kendime… Aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra bende bir hastalık çıktı. Gitmediğim doktor, kullanmadığım ilaç kalmadı. Bir türlü iyileşemedim. Son bir umutla, kocakarı ilaçlarıyla şifa verdiği söylenen bir üfürükçüye gittim… O bana altı ay boyunca b.k böceğinin b.kunu yersem iyileşeceğimi, yoksa ölebileceğimi söyledi. Çaresiz, dediğini yaptım ve eski sağlığıma kavuştum. İşte o gün bugün, Allah’ın işine hiç karışmıyorum kardeşim. Vardır bu dalgaların da bir çıkma sebebi!”

Başkan Özkan, o tabelaların yanına birer tabela daha yaptırıp, onun üzerine de bu fıkrayı yazdırmalı!