1-Şekerli ve yağlı gıdaları aldığımda daha mutlu oluyorum. Neden?
Beynimizde bazı hisler için algılayıcılar bulunmaktadır. Bu algılayıcılardan 2 tanesi uyarıldıklarında ağrıyı azaltan, neşe veren, sakinleştiren opioid ve kannabinoid dediğimiz reseptörlerdir. Yağlı ve şekerli hatta unlu maddeler bunları dolaylı olarak uyarır. Endişe, bıkkınlık, sıkıntı, işteki başarısızlıklar, hayal kırıklıkları bizleri bu maddelere yönlendirir ve aç olmasak da yemeye devam ederiz. Nişan, düğün, cenaze, sinema, tatil, eğlence mekânları hep yiyecekler ile beynimizde işaretlidir. Oysa bizler de doğadaki hayvanlar gibi acıktığı zaman yemek yemek üzere programlanmış memeliler grubuna ait canlılardanız.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken konu şudur: Kız ergenlerde böyle bir durumun varlığının tesbitinde aceleci davranmalı ve bir an önce tedavi durumuna gidilmelidir. Aksi halde bu kızlar ileride tıkanırcasına yiyen birer birey olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Bilim bugün kaloriden ziyade vücuda toplam glikoz girişinin obezitede önemli olduğunu bulmuş durumdadır. Bu nedenle kalori kısıtlayıcı diyetlerin ve bunları uygulayanların başarısızlığının altında bunu bilmeden hastaya ısrarla uygulamak yatmaktadır.
2-Vücut en iyi ne zaman yağ yakmaktadır?
Bu konuda farklı görüşler olsa da çoğu bilim insanları gibi ve obezite ile yıllardır uğraşan bir hekim olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Her yemek yediğinizde vücudun yağ yakma sistemlerini durdurursunuz. Vücut en önce glikozu sonra yağları yakar. Sporunuzu yaptıktan sonra 90 dakika daha aç kalırsanız bu dönemde mükemmel yağ yakarsınız.
3-Spor yapıyorum, gıdama dikkat ediyorum ama hep yorgunum
Hep kaçmak için bahaneler üretiyoruz ancak fiziksel aktivitenin yararlarını saymakla bitiremeyiz. Kalbinizin ve ciğerlerinizin sağlıklı olduğunu hekiminizin size söylemesine rağmen halen yorgunluğunuz varsa bunun altında kronik susuzluk yatabilir. Unutulmamalı, her ne kadar düzenli beslenseniz de vücudun bu besin maddelerini kullanabilmesi, enerjiye çevirebilmesi için belli miktar suya ihtiyacı vardır.
4- D vitaminim genellikle düşük çıkıyor ve ben de belli aralıklar ile D vitamini iğnelerini kırıp içiyorum. Sıkıntı olurmu?
D vitamini eksikliği sık görülüyor. Bazı tv programları ve internet kaynaklı bilgiler bizleri D vitamini almaya yönlendiriyor. Ancak sakıncaları yok değil. Kişide uygun bağırsak florası yoksa ve yeterli K2 vitamini oluşturamıyorsa bu kez dışarıdan kontrolsüzce alınan D vitaminleri uygunsuz doku kireçlenmelerine neden olabilir. D vitamininin kalsiyumu kemiklere oturtması için K2 vitaminine ihtiyaç vardır. K2 vitamini peynirlerde, sakatatlarda (özellikle karaciğerde), yumurtada, tereyağında boldur ama asıl kaynak bağırsak bakterilerinin üretiminden gelenidir.
Çok ilginç gelebilir ama K2 vitamini kalsiyumun kemiklere oturmasına yol açarken damarlara oturup damar sertliği oluşmasını da engelleyen bir garip ve asil etkiye sahip.
5-Şeker hastasıyım. Hangi meyvelerden uzak durmalıyım?: Bu soru bana gelen hastalarımda ikna etmek için çok çaba sarf ettiğim sorulardandır. Özellikle şekerli sıvısı bol olan kavun ve karpuz gibi meyvelerden uzak durulmalıdır. Ani kan şekeri yüksekliği ve bunun çabucak yağa dönüşmesi hiç istemediğimiz durumlardır. Çilek, ahududu, böğürtlen, kızılcık, vişne, likapa gibi berry grubu meyveler rahatlıkla tüketilebilir. Kiraz ve yeşil erik de tüketilebilir. Ham muz (meyve yumuşadıkça kan şekerini yükseltme özelliği artar) üzerine kakao konularak yenilebilir. Yaş üzüm, yaş incir ve dut da ani olarak kan şekerini yükseltir. İlla da alınacaksa az ve yanlarında ceviz ile birlikte alınması daha faydalıdır.
6-Genellikle kahvaltı yapmıyorum. Kilo verirmiyim?: Protein ağırlıklı bir kahvaltı (yumurta, peynir, tereyağı gibi) metabolizmamızı 5 kilometre yürüyüş yapmış gibi hareketlendirir. Ayrıca sağlıklı yağlar ile yapılan bir kahvaltı (örneğin doğal tereyağı) akşam öğünlerinde daha az yemenizi sağladığı gibi gece yemek yeme sendromunun tedavisinde de son derece etkilidir. Anne ve babayı ilgilendiren bir diğer konu da şudur: Kahvaltı yapmayan öğrencilerin derslerde başarı oranı düşerken devamsızlık oranı artmaktadır.
7- Bebeğimi emziriyorum. Trans yağlar anne sütüne geçermi?: Trans yağlar gizli veya saklı bir çok besin maddesi ile vücutlarımıza alınabilmektedir. Vücudun tanımadığı yağlardır ama vücut bunları bir şekilde hücrelerinin yapısına alabilir. Enflamatuar, iştahı arttırıcı, endokrin sistemi bozucu etkili, kısaca berbat yağlardır. Anne bunları aldığında % 12 civarındaki bir oranı sütü ile o masum ve yepyeni bebeğinin vücuduna gönderir.