1990’lı yılların başı…

Bursa Hakimiyet gazetesinde taze muhabirim…

Belli bir alanım yok, her habere koşturuyorlar…

Bir gün Yazı İşleri müdürüm, odasına çağırdı ve “Seni ekonomi servisine verdik… Hadi vatana millete hayırlı olsun” dedi…

“Yapma müdürüm! Ben kendi ekonomimi düzeltememişim daha ev bütçesi sürekli açık veriyor, ülke ekonomisine nasıl faydam olacak?” desem de dinletemedim.

Emir büyük yerdendi.

Bakan Nebati gibi boynumu büküp, zorlu görevi kabul ettim.

Gündüzleri çarşı pazar, emekli ve küçük esnaf haberlerine gidiyor, akşamüstü de anlaşmalı olduğumuz döviz bürosu ile kuyumcular odasını arayıp, döviz ve altının kapanış fiyatlarını alıyordum.

En zorlandığım haber, her hafta sonları Nilüfer’de kurulan açık oto pazarına gidip hangi marka aracın kaça gittiğini araştırmaktı…

Arabaların markasını, modelini, yılını ve kilometresini satış fiyat ortalamasını belirten bir liste vardı, bunu her hafta güncelliyorduk…

TÜİK gibiydim. Kalem kalem yazıyordum…

Sıkı da bir takipçisi vardı, bizim o listeye bakmadan aracının fiyatını yazmıyordu vatandaşlar…

Aracının fiyatını düşük bulanlar gazeteyi arayıp sitem ediyor, yüksek bulanlar ise bir teşekkürü çok görüyorlardı.

Yağmuru var karı var, tozu var toprağı var, e benim de bir pazarım var… Üstelik de yeni evliyim, ben hafta sonlarını hep böyle açık oto pazarında mı geçireceğim?

Buldum güzel bir formül!

Pazara gide gele dost olduğumuz bir iki galerici, “Sen ne geliyorsun her hafta buralara kadar? Ara bizi, sana hangi marka, modelin kaça gittiğini veririz seve seve” deyince sevindim…

Akşam saatlerinde arıyordum, o hafta açık oto pazarındaki ortalama alış-satış rakamlarını veriyordu…

Pazara gitmekten kurtulmuştum ama ne var ki, bir süre sonra hazırladığım listeye tepkiler çoğalmaya başladı.

Şikayetler gazete yönetiminin kulağına gitmeden nedenini çözdüm, meğer kendi ellerinde bulunan araçların fiyatlarını yüksek gösterip, olmayan araçların fiyatını ise düşük söylüyorlarmış bana galerici kurnaz dostlarım…

Verdikleri rakamların tam tersini yazmaya başlayınca açık oto piyasasındaki fiyat dengesi yerine oturdu ama ben yerimden kalkmak zorunda kalmıştım…

Yatay geçişle beni ekonomi servisinden politika servisine göndermişlerdi.

Bu mesleki anekdotu niye mi yazdım?

Bugünkü ikinci el oto piyasasındaki hareketliliğe maşallah demek için yazdım!

Akaryakıta her gün zam gelmesine rağmen, vergisi, sigortası, kaskosu, yedek parça, bakım ücreti sürekli artmasına rağmen ülkemizdeki iki el oto fiyatları da gayrimenkul fiyatlarıyla yarışıyor adeta…

Fiyatlar günlük değil saatlik değişiyor!

Alan mı kazanıyor, satan mı belli değil!