GÜLİN ÖZDEMİR / SOSYAL TV 

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, basın mensupları ile kahvaltı programında buluştu.

WhatsApp Image 2024-03-09 at 10.54.51

Özlüce’de Karya Davet’te gerçekleşen programda Bozbey, Bursa’nın sorunlarına ve çözüm noktasında neler yapılması konusunda açıklamalarda bulundu. Bozbey aynı zamanda basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor. 

Mustafa Bozbey’in konuşmasından öne çıkanlar; 

Uzun zamandır sahadayız. 5 yıla yakın süredir sahadayım. Son adaylaşma sürecinden sonra da aday olarak da sahadayım. Gittiğimiz her ilçede her yerde gerçekten öncelikli olarak merkezde sorunlar başka, diğer ilçelere kentin dışına çıktığımızda daha farklı sorunlarla karşılaşıyoruz. Kentin içinde ana sorun trafik, kentsel dönüşüm ve tabiki ekonomi. Kentin biraz dışarısına çıktığımızda orada ekonomi biraz daha öne çıkıyor. Her ilçenin sorunu bir başka, talepleri bir başka ve acil çözülmesi gereken sorunları da bir başka. Onun için bizler sahada bunların tamamını not ediyoruz
Yapacağımız hizmetlerin sıralamasını da bu yönde planlayarak hareket ediyoruz
Merkezin dışında Yenişehir’in, İznik’in, Orhangazi’nin başka, Gemlik’in daha farklı. Mustafakemalpaşa’nın farklı, dağ ilçelerinin ki daha farklı. Böyle bir kentteyiz. Üstelik de gelişmişlik sıralamasına baktığımızda buna göre de ihtiyaçların ve taleplerin olduğunu görüyoruz. 

Büyükorhan 815.sırada. Zaten 973 ilçe var. Düşünün bir bu ilçemizde insanlarımız yaşıyor. 2 bin civarında da nüfus artışı yaşanmış son bir yılda. Ama oranın da talepleri farklı. Bizler hem projelerimizi hem de önceliklerimizi belirlerken işte bu 17 ilçemizde bu farklı talepleri, istenilen projeleri uygulamak için 1 Nisan’ı bekliyoruz. 
Kentin sorunu trafik. Trafiğin ne denli önemli olduğu biliyorsunuz. Zamanınınız önemli kısmını trafikte harcadığınızı biliyoruz. Trafikte hep zaman problemini anlatıyoruz. Trafiğin en kötü tarafı; çevresel anlamdadır. Yani havamızı kirletiyoruz. Çevremizi kirletiyoruz. 

Bursa Mudanya'da “Rota Myrleia” doğa tutkunlarını ağırladı Bursa Mudanya'da “Rota Myrleia” doğa tutkunlarını ağırladı

Bursa’nın havasının da kötü ve kirli olduğunu biliyoruz. Bir istasyonu kontrol ettiğimizde 165 pm üzerinde kirlilik olduğunu görüyoruz. 
Trafik sadece zamanımızı almıyor, bizim soluduğumuz havayı da kirletiyor. Çocuklarımızın soluduğu havayı da kirletiyor. 
Çevremizde deprem olduğunda aklımıza geliyor. Bu kent 1999’da da depremi yaşadı. 1999’dan 2024’e 25 yıl geçti. Yapılanları incelediğimizde Nilüfer Belediyesi’nde yapılanlar hiç bir ilçede malesef yapılmadı, yapılamadı. Bunun da sorgulanması lazım. 
Biz 1999 depreminden sonra İnşaat Mühendisleri Odası ile protokol yaptık. 1999 öncesi bütün yapıların testlerini yaptırdık. Bunları da ilgiller ile paylaştık. Ataevler bölgesi son derece önemliydi. O bölgede özellikle depremsellik açısından sıkıntılar vardı. Dile getirdik. Kentsel doönüşüm projelerini hazırladık. Ne yaptık hem toplanma alanlarını, aynı zamanda da depremden sonra olabilecek bazı durumlara karşı da mahalle afet gönüllülerini yetiştirdik.
Muhtarlıklara afet konteyneri koyan, jenaratör, delici kesici aletleri koyan tek belediye olduk Türkiye’de. 
Bunların amacı neydi, gönüllüler vardı. Afet konteynerini nasıl kullanacaklarını biliyorlardı. 28 mahalleye koyduk. Profosyonel ekipler gelinceye kadar müdahale etmeyi öğrendiler.
6 şubat depremini yaşadık. 11 şehri etkiledi. O şehirlerimizde afet konteynerleri olsaydı, gönüllüler olsaydı profosyonel ekipler gelinceye kadar binlerce canımız kurtarılabilirdi. 
Bunu tanıtıp, duyurduk. Ama hiç kimse kılını kıpırdatmadı. 

Deprem anı, depremden sonrası var
İlçe belediyesinin sorumuluğunda olmamasına rağmen fay hatlarıyla ilgili çayışma yaptık. 
1855 Bursa’nın yıkıcı olan depremin fayının tespitine başladık. Büyükşehir dahil 6 belediye başkanına mektup yazdık. Osmangazi, Yıldırım,, Kestel, Gürsu, Yenişehir, İnegöl ve Büyükşehire uzansın dedik. 
Hiç bir belediye başkanından geri dönüş yapılmadı. O proje Nilüfer’de kaldı. 

2000 senesinin sonuna doğru Bebka ile hocalarla proje yürütüldü. Bursa’nın yeni fayının tespitini sağladık. 1855 depremindeki fay hattının tespitini yaparken, 95 kilometrelik yeni fayla karşı karşıya kaldık. İyi ki başlamışız. 7.3 büyüklüğünde deprem üreten bir fay. Üstelik de 1400 yılından beri de hareketlenmemiş bir fay. Bu fay nereden geçiyor. Stadyum ile yeni yapılan hastanenin arasından geçiyor. 6 Şubat’ı yaşadık, halen daha biz bu şehirde aktif fayların nerelerden geçtiğine dair araştırmayı yaptırmadık. Mikro bölgeleme projesini yaptırmadı. 
Insanlarımız oralarda yaşıyorlar, yeni yeni binalar, fabrikalar yapılıyor. 
Hakikaten bu kentin sahibinin olmadığının kanıtı bunlar. Bu kentin yöneticisinin olmadığının kanıtları bunlar. .
Eğer siz kent yöneticisi iseniz. Kentin insanının güvenliğini ve huzurunu, temiz havaya ulaşmasını, sağlıklı şekilde zamanında erişmesini sağlamakla sorumlusunuz. 
Bunu yapmıyorsunuz. İşte herşey ortada. Onun için bunları paylaşmak, bunları çözmek inanıyorum ki, bizler için büyük bir huzur büyük bir mutluluk olacak. 
Bu kentte 3,3 milyon insan yaşıyor. Merkezinde 2,3 milyon insan yaşıyor. 400 bin de sığınmacı var. 
Diğer bir önemli konu da ekonomi;
Gittiğimiz esnaf, kahvehanede, pazarda, çarşıda öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, vicdanımız el vermiyor. Yüreğimiz dayanmıyor. Gizli gizli benim kolumu tutup kulağıma söylenenleri halen daha kulağıma geliyor, içim ürperiyor. 
Çok zorda olan insanımız var. Öyle insanlarımız var ki, ihtiyacı olduğu halde ihtiyacını dahi söyleyemiyor. Ama gerçekten muhtaç. 
İşte bu insanlara bizim mutlak ulaşmamız, onları da yaşamla en azından gelecekle ilgili kaygılarını, umutsuzluklarını ortadan kaldırmamız gerekiyor. Sahip çıkmamız gerekiyor. 
Bunu yaparken de bir elin verdiğini diğer elin görmemesi gerekiyor. Öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki evine aylarca et girmemiş. Çocuğuna aylardır süt içirememiş, okuluna gönderirken kahvaltı yaptıramayan anneler var. 
Bu konuda da desteklerimiz var. Sizler biliyorsunuz. Kırsala gittiğimizde oradaki köydeki insanlarımızla konuşuyoruz. “Niye ekeyim “ diyor. Ektiğimde daha fazla para harcayıp, borçlanacağım, sattığımda yerine koyamayacağım” diyor. 1-2 dönüm yerimi satıp idare ediyorum diyorlar.
Bursa’da dağ ilçeleri de dahil olmak üzere var olan tarım topraklarının yüzde 30-35’i başka ellere geçmiş. 
Baba ihtiyaçtan dolayı araziyi satmış, bir süredir de o araziyi ekip biçiyorlar. Fakat baba rahmetli olunca bir bakıyorlar ki, tarlayı 7 sene önce satmış, tarla başkasının. Aile bile bilmiyor. Böyle dramlarla karşı karşıyayız. 
Ekonomi git gide özellikle alt gelir gruplarını vuruyor. Yaşam sorunlarını ortaya çıkarıyor. Aile içi dramları çoğaltıyor. 
Bunun yanında kentimizde önemli sorunlardan birisi, madde bağımlılığı. Bunu heryerde konuşamıyoruz. Ama vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Gelip bir baba; gözüyaşlı olarak bana sarılıyor. Nasıl kurtaracağım diyor. Amatem’e götürüyorlar, çocuğunuz tedavi olmak istemiyor diyorlar. Geri gönderiyorlar. 
Öyle hikayeler anlatıyorlar ki, orası da ayrı ızdırap, aile içi şiddeti anlatıyorlar insanın şok olası geliyor. Bunları yaşıyoruz. Sahada görüyoruz. 

Büyükşehir’de özel bir çalışmanın yapıması gerektiğine inanıyoruz. Arkadaşlarımız hazırlıklara başladılar. Aileler diyor ki, çocuğumuzun bağımlı olduğunu komşular söyledi, hiç konduramadım diyor. Ne zaman  bize şiddet uygulamaya başladığınca fark ettik diyorlar. Mahallenin bölümüne bir kesimi gitmiyor. Biz diyor ki, bu mahallenin öbür tarafına geçmiyoruz. Mahalle içerisinden bahsediyoruz. Böyle vahim tablolarla karşı karşıyayız. 

Bursa’da uzun süredir kent yöneticisi olmadığının karşılığını, emarelerini her gittiğimiz yerde görüyoruz. Başka sorunlar da var. Yaşanabliir kent, yeşil Bursa özlemi çok fazla. 2050 vizyon dediğimiz çevre düzeni planını yapmak, altında da kentsel dönüşüm alanlarını 23 noktada belirlediğimiz yerleri planlayıp, mikro bölgeleme çalışmalarını da tamamladıktan sonra tüm fay hatlarının nereden geçtiğini belirledikten sonra yapmak, tüm kentin dinamiklerini oraya alarak, çocuklardan iş dünyasına kadar her kesimin teslim edildiği planlama süreciyle Bursa kent anayasasını yaparak işe başlayacağız.