GÜLİN ÖZDEMİR KAYA / SOSYAL TV
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında basın mensuplarıyla kahvaltı programında buluştu. Düzenlenen programda Bozbey, basın temsilcilerini masalarında tek tek ziyaret ederek günlerini kutladı ve her biriyle sohbet etti.


Başkan Bozbey programda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
“SİZLERLE BİR ARADA OLMAKTAN BÜYÜK MUTLULUK DUYUYORUM”
Çalışan ya da çalışabilen toplum adına, kamuoyuna karşı yönetim görevini yerine getiren siz değerli arkadaşlarımızla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Hepinize hoş geldiniz diyorum, sefalar getirdiniz, sağ olun.
”ÖZGÜRLÜK, BAŞKASININ ALANINA GİRMEMEKTİR”
Elbette ki basın özgürlüğü son derece önemlidir. Ben özgürlük tanımını şu şekilde değerlendiriyorum: Özgürlük, kişinin kendi alanı içinde var olmasıdır. Bir kişinin özgürlük alanı, başka bir kişinin özgürlük alanının içine girmez. Sizin özgürlük alanınız benim özgürlük alanıma, benim özgürlük alanım da sizin alanınıza müdahale etmez.
Özgürlük demek, her şeyi sınırsızca yapmak değildir; her şeyi kendi sınırları içinde değerlendirmektir. Ne yazık ki zaman zaman bu kavram yanlış anlaşılabilmektedir.
“BASIN DÖRDÜNCÜ KUVVETTİR, KAMU ADINA DENETİM YAPAR”
Basın özgürlüğünü; dördüncü kuvvet olarak eleştiri hakkını kullanan, toplum ve kamuoyu adına denetim görevini üstlenen, bu görevi yerine getirirken çekinmeden eleştiri mekanizmasını işleten ve bu sorumluluğun bilincinde olan bir yapı olarak görüyorum.
Basın özgürlüğü, kişilik haklarına saygı göstererek, özel alanlara girmeden, kamu yararını gözeterek görevini yapabilmektir.
"GAZETECİLİK TOPLUMUN VİCDANIDIR"
Hepinize bunun için yürekten teşekkür ediyorum. Gazetecilik gerçekten büyük bir sorumluluk mesleğidir. Gerçekleri çarpıtmadan, belgeye dayandırarak, bilgiyi doğrulayarak yapılan habercilik toplumun vicdanıdır.
Yanlış bilgilerle yönlendirilen, algıyla yönetilmeye çalışılan bir kamuoyu değil; hakikatle buluşan bir toplum hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Sorumlu gazetecilik, yapay gündemler oluşturmak değil; gerçeği doğru, eksiksiz ve belgeli şekilde aktarmaktır.
Kamu yararını önceleyen, insan onurunu gözeten ve gerçeği merkeze alan bir basın anlayışı demokrasiyi güçlendirir, toplumsal güveni büyütür.
“ÖZGÜR VE SORUMLU BASIN DEMOKRASİMİZİN AYRILMAZ PARÇASIDIR”
Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bizler özgür ve sorumlu basını demokrasimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Yaklaşık 27 yıldır bu kentte çeşitli sorumluluklar üstlendim. Bugüne kadar hiçbir gazeteci arkadaşımıza “Bunu niye yazdın?” demedim. Diyemem de. Çünkü gazetecilik kamu vicdanını temsil eder ve saygı duyulması gerekir.
Elbette bazı durumlarda “Keşke bunu yazmadan önce benden de bilgi alsaydın” dediğim olmuştur. O kadar. Çünkü mesleğinize gerçekten saygı duyuyorum ve toplumsal denetim görevinizi yerine getirdiğinize inanıyorum.
“ŞEFFAF YÖNETİM ANLAYIŞINI BİRLİKTE BÜYÜTMELİYİZ”
Şeffaf bir yönetim anlayışı sunmaya çalışıyoruz. Elbette eksiklerimiz, hatalarımız, yanlışlarımız olabilir. Sizler bunları bize gösterdiğinizde, biz de düzeltmek için mücadele ediyoruz ve etmeliyiz.
Bu sorumluluğu sizlerle birlikte paylaşmayı ve büyütmeyi çok değerli buluyorum.
"BU DAYANIŞMA GÜNÜ BENİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ"
Bugün burada; zamanından, hatta özel yaşamından fedakârlık yaparak kamuoyunu bilgilendiren, kamu adına denetim görevini yerine getiren siz basın emekçileriyle aynı sofrada bulunmak benim için büyük bir mutluluk.
Belki çoğunuzun sadece yazılarını okuyoruz ama bugün yüz yüze gelmek de benim için ayrı bir değer taşıyor.
Bu dayanışma gününde, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde sizlerle bir arada olmaktan gerçekten mutluluk duydum.
Yeşil Bursa hedefini yeniden güçlendirmek istediklerini vurgulayan Bozbey, bu çalışmanın basın mensuplarıyla dayanışma içinde gerçekleştirileceğini ifade etti. Bozbey, "Bugün sizlerle güzel bir haberi sürpriz olsun diye paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki günlerde Yunuseli Ağaçlandırma Alanı'nda her bir basın mensubu arkadaşımız adına bir ağaç dikeceğiz" dedi.

Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, programda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Başkan, değerli meslektaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri ve konuklar; bugün burada 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir aradayız. Ancak ne yazık ki bu günü, olması gerektiği gibi bir bayram coşkusuyla değil, mesleğimizin karşı karşıya olduğu ağır sorunların gölgesinde, dayanışma ve mücadele duygusuyla karşılıyoruz.
10 Ocak, 1961 yılında 212 sayılı yasanın hayata geçmesiyle bizim için çok büyük anlamlar taşımaktadır. Bu tarih, gazetecinin hak, özgürlük ve mesleki onur mücadelesinin simgesi olmasının yanı sıra, basının demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunun da tarihsel bir hatırlatıcısıdır.
Ancak bugün gelinen noktada gazetecilerin çalışma koşulları, mesleki güvenceleri ve ifade özgürlüğü ciddi biçimde aşınmış durumdadır. Basın sektörü uzun süredir ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma, mesleki itibarsızlaştırma, dijital alanda artan denetim ve hukuki belirsizliklerle kuşatılmıştır. Gazeteciler yalnızca geçim mücadelesi vermekle kalmamakta, aynı zamanda mesleklerini yaparken sürekli bir baskı ve belirsizlik ortamıyla karşı karşıya bırakılmaktadır.
Bu tablo yalnızca basın emekçilerinin değil, toplumun haber alma hakkının da doğrudan zarar görmesi anlamına gelmektedir. İşte bu nedenle bugün 10 Ocak’ı “acı bir bayram” olarak değil; gerçekleri konuşma, sorunları görünür kılma ve çözüm taleplerimizi güçlü biçimde dile getirme günü olarak değerlendiriyoruz. Çünkü basın özgürlüğü zayıfladığında demokrasi de zayıflar; gazeteciler susturulduğunda toplumun sesi kısılır.
Bu düşüncelerle, basın mesleğinin içinde bulunduğu durumu ve sorunlarımızın ana kaynağını oluşturan basın meslek yasası eksikliğini bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum.
2026 yılına ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibar kaygısı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizliklerle girdik. Basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, dijital yayıncılıktan mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere acilen ihtiyaç vardır.
Mesleki bir düzenlemenin olmaması, etik dışı, tehdit ve şantaja dayalı bir yayıncılığı teşvik etmekte; hiçbir mesleki birikimi olmayan kişilerin gazeteci kimliğiyle sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum gerçek gazeteciliğe zarar vermektedir.
Unutulmamalıdır ki özgür basın yoksa demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Ülke olarak basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız.
10 Ocak’ı gerçek anlamda bir basın bayramı olarak kutlayabileceğimiz, mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışa en kısa sürede ulaşmayı diliyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”





