Bir ulusun kaderi, bir liderin kararlılığıyla yeniden yazıldı.
30 Ağustos 1922'de, Anadolu’nun bağrından çıkan kahraman Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde tarihin akışını değiştirdi. Bu, sıradan bir zafer değildi. Bu, emperyalizme karşı ayağa kalkmış bir milletin, esareti reddedişinin destanıdır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Türk milletinin yeniden dirilişinin, özgürlüğe yürüyüşünün simgesidir.

Bu zafer, Anadolu topraklarının ebediyen Türk yurdu olduğunu tüm dünyaya ilan eden bir destandır.
Yokluklara rağmen kazanılan bu zafer, inancın, birlik ve beraberliğin nelere kadir olduğunun en büyük kanıtıdır.

Bugün bizlere düşen görev; Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyetimizi sonsuza dek yaşatmak, özgürlüğümüzün bedelini canıyla ödeyen kahramanlarımızı unutmamaktır.

Atatürk’ün şu sözleri, bu zaferin anlamını özetliyordu:

“Zafer, zafer benimdir diyebilenindir.”

CUMHURİYET’İN YOLU
Büyük Zafer’in ardından diplomasi süreci başladı. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. 30 Ağustos, 1924’ten itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaya başlandı ve 1926’dan sonra tüm yurtta resmî bayram haline geldi.

VENİZELOS’TAN ATATÜRK’E NOBEL ADAYLIĞI
Savaş meydanında karşı karşıya gelen tarafların liderleri, barış döneminde diplomasi masasında buluştu. Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos, 1930’da Ankara’ya gelerek Atatürk ve İsmet İnönü ile Türk-Yunan Dostluk Antlaşması’nı imzaladı.

Venizelos, 1934’te Nobel Komitesi’ne yazdığı mektupta Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Mektubunda, “Küçük Asya Felaketi ertesinde saygın bir ulus devlet olarak yeniden doğan Türkiye’nin samimiyetle uzattığımız dostluk elini kabul etmesi, halklarımız arasında barışın temeli olmuştur. Bu barışın sağlanmasında en değerli katkıyı gösteren kişi Mustafa Kemal Paşa’dır” ifadelerine yer verdi.

30 AĞUSTOS’UN MİRASI
Bugün, 103 yıl önce kazanılan Büyük Zafer, yalnızca bir askeri başarı değil; bağımsızlık, özgürlük ve Cumhuriyet’in temeli olarak tarihteki yerini koruyor.

Kaynak: Haber merkezi