Bir gün, bir ışık aldı gözümüzü. Her ne kadar açmaya korksakta göz kapaklarımızı, canımızı acıtsa da bu dünyanın ışığı ve nefesi, yavaş yavaş uyandık dünyaya… Hatırlayın oğullarınızın yahut kızlarınızın dünyaya gözlerini açışını…
Bir gün bir yola çıktık hepimiz ağlayarak…
Sonra gülmeyi öğrendik usul usul…
Emekledik, yürüdük. Adım adım, duya duya, koklaya koklaya, dokuna dokuna tanıdık bu dünyayı. Şimdi düşününce ‘’kolay mıydı’’ diye… Değildi. Annelerimize de soralım. Kolay mıydı? Değildi.
Dünyaya getirdiğimiz genetik kodlarla, doğduğumuz ortamdaki çevresel faktörler ‘’bir’’ oldu. Annemizin sesi, babamızın görüntüsü, evimizin rengi ve duyup hissettiğimiz katrilyonlarca şey deneyimlerimizi oluşturarak bizi var eden yaratıcı güce ev sahipliği yaptı. Bizse tamamlanmaya devam ettik. Hep, her an, şimdi bile…
Hepimizin ayrı bir yolu var. Başka bir yolculuğu…
Aynı dünyamızında olduğu gibi.
Aynı hepimizin küçük birer dünya olması gibi. Etrafımızdaki insanlara ve dünyamıza eğer bu bakış açısıyla bakarsak hem yaşamı daha iyi anlayacağımızı hem de daha güzel yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Acımasız olmamalıyız başta da kendimize karşı. Yaptığımız birçok hata karşısında önce biz kendimizi affedebilmeliyiz. Affedebilelim ki öğrenmiş olalım. Bir sonrakine aynı hatayı yapmayalım. İnsanın yolculuğu bundan fazlası değil. Bence yaşamdaki en kıymetli şey ‘’öğrenmek’’. Öğrenmeye geldik bu dünyaya… Ve öğretmeye.
Tek bir hücreninde yaptığı gibi ‘’bilgi aktarmaya’’…
Hayat amacımız sevgi bilincini keşfedip, dünyayla hizaya gelerek yaşamak olmalı. Gerçek potansiyelimizi keşfetmek için buna ihtiyacımız var.
Benzer şekilde, en başta bahsettiğim gibi başlamış olan yolculuğumuz, şimdi hepimiz için başka başka yerlerde devam ediyor. Hayat mücadelelerle dolu derler. Yaşadığınız mahallenin görüntüsü, evinizin hangi penceresinden baktığınıza göre değişir. Bunun için en başta bir pencereniz olması gerekir. Kendinize, evinize pencere değil pencereler yapın. Hatta birçok pencereniz olsun ki evinize hem daha çok güneş girsin hem de daha fazla oksijen. Ve böylelikle yaşamın farklı yönlerini görebilin.
Takılıp kalmamalı körü körüne kendi hikayemize, başkalarının hikayelerinede saygı duymalı. Ayrıca hikayemizi de değiştirme gücünü her zaman kendimizde bulabilmeliyiz. Dardaysanız, çıkın ordan. Bende bilmediğim ya da yanlış bildiğim daha birçok şeyi bilmeye niyet ediyorum bugün burda. Bilmenin gücünden de korkarak fazlasını istemiyorum. Şans dilemeli kendimize, yürüdüğümüz yolun mümkün olduğunca taşsız olması için. ‘’Ayağına taş değmesin’’ cümlesinin güzel anlamı da burdan geliyordur belki, kimbilir…
Vel hasıl kelam yaşamak bir ‘’yolculuk’’. Bu yolculuğun kıymetini ve güzelliğini bilerek nice güzel anılar biriktirmenizi diliyorum. Ve insan olma yolunda ilerlerken yüreğimizi sızlatan her şeyin ömrümüzü yeşertmesini diliyorum. Ömrünüzün bir yol olduğunu, sizin bu yolda yolculuk ettiğinizi ve yürürken yol kenarlarına çiçekler ekmeyi unutmayın.