SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Asker yolu beklerim

Yazının Giriş Tarihi: 09.05.2022 09:51

Güzel bir Yozgat Türküsü böyle başlar. Cepheye giden askere sen görevini yap, merak etme ben sılayı beklerim diye sürer türkünün sözleri. Cephede verilecek mücadele sıladaki yaşamın devamı için gereklidir çünkü. Türk tarihi, ordularının güçlü olduğu dönemlerde her zaman çekinilen, büyüklüğü kabul edilen millet olmanın örnekleri ile doludur. Her daim var olsunlar.

Vücudumuzda da askerlerimiz var. Organlarımızın çevresinde, kanımızda, kemiklerimizde, boğazımızda, cilt ve cilt altımızda sürekli olarak devriye gezmekte, düşman ile karşılaştıklarında da savaşarak bölgelerini korumaya çalışmaktadırlar. Bu askerlerimizin temel eğitimini bağırsaklardaki probiyotiklerimiz vermektedir. Hele çocuk sezaryen ile değil de normal doğmuş ise bu eğitimi daha ilk günden almış yani hiç bir dersi kaçırmamıştır. Oysa her geçen gün sofralarımızdan probiyotik içeriği yüksek olan gıdaları yavaş yavaş eksiltiyor, bir beyaz ekmeğin arasında veya kızartılmış boş kalorili gıdaların içinde sağlığımızı hapsediyor veya kızartarak yok ediyoruz.

Kıymetli okurlarım. Beslenme konularında ne kadar yurt dışı çalışma varsa günü gününe takip etmeye çalışıyorum. Emin olun sizler vücudunuza ne kadar iyi bakarsanız, vücudunuz da size o ölçüde cevap veriyor. İşin özeti bu. Basından izlediyseniz antibiyotiklerin yakın zamanda büyük oranda etkilerini kaybedeceği belirtiliyor. İş yine bizim askerlerimizin eğitimine kalmış. Bedeninizi ne kadar iyi besler ve hareketli bir yaşam tarzını benimserseniz sadece bir ateş düşürücü ilaç ile bile mikropların üstesinden gelebilecek bir güce sahip olabilirsiniz.

GLUTENİ YABANA ATMAYIN

ABD’de popüler bir nöroloji hekimi beynimiz ve tahıllar konulu bir kitap yazdı. Gıdalarımızın içinde aşikar veya gizli bir biçimde aldığımız glüten (buğday proteini olarak bilinir) adlı maddenin hayatımızı nasıl alt üst ettiğini belirten hekim, doğal yağları hayatımızdan uzaklaştırdıktan sonra pek çok beyin ve diğer sinir sistemi organlarının hastalıklarında ciddi artışlar olduğunu belirtmekte. Kolesterol korkusu ile uzak durduğumuz doğallığını yitirmemiş yağlar aslında bizler için en önemli beslenme maddeleridir diyor hekim.

Gluten içerikli gıdaları keserek ve doğal yağlar ile günlük diyetini düzenleyerek sayısız hastada migreni, sara yı, depresyonu, kas ağrılarını, bazı romatolojik hastalıkları ve hatta Alzheimer’ı bile tedavi edip önleyebildiğini belirtiyor bu hekim.

Descartes diyor ki ‘’Akıl, Dünya'da en iyi dağılmış olandır; zira herkes ondan nasibini iyice almış olduğunu sanır. Hatta her konuda zor memnun edilebilen kişiler bile sahip oldukları akıldan fazlasını istememektedirler’’. Sağlıklı bir beyin aklı iyi işletir. İşlenmiş tahıllar, şeker, kızartılmış yiyecekler, abur cuburlar, katkı maddesi konarak paketlenen gıdalar, aşırı tuz, trans yağlar, işlenmiş proteinler, alkol ve nikotin beyin hücrelerimizi süratle ölüme götürüyor. O zaman denklemi kuralım. Yukarıda sayılanlar beyin hücrelerini yıkıma götürüyor mu? Evet. Akıl işlevini zedeliyor mu? Evet. Yok ben yine yerim bir şey olmaz diyen çıkabilir. O zaman Descartes haklımı? Evet. Kulakları çınlasın…

JAPON YAPIŞTIRIR

2016 Nobel Tıp Ödülü  Tokyo Üniversitesi’nden Prof.Dr. Yoshinori Ohsumi’ye verildi. Japonya’dan bir bilim insanı. Dr.Yoshinori hücrelerin kendilerini yenilemeleri üzerine çalışmalar yaptı. Her akıllı ve bir şeyleri keşfeden insanların ortak özelliği olan düşünme yeteneğini kullandı. İnsanın hasta iken neden canının bir şeyler yemek istemediğinden yola çıktı. Beden hasta iken savunma hücreleri mikroplar ile savaşır. Bu savaş sırasında kalkıp bir de aldığımız gıdalar ile uğraşmak istemez ve tüm gücünü mikroplarla olan savaşa harcar. Vücudumuzda doğal bir işleyiş olarak bazı hücrelerin ölmesi gerekir. Bu olaya otofaji denilmektedir. Otofaji olayının iyi işlemesi bazı bozuk ve işe yaramayan hücrelerin öldürülüp bunların faydalı kısımlarının alınmasına neden olur. Gereksiz yer işgal eden, vücutta işe yaramayan hücreler ortadan kalkar. Günlük hayatımızdaki geri dönüşüm teknolojisi, sektörü gibi. Ancak ara öğünler veya sık aralıklar ile yemek olayı tersine çeviriir ve asıl önemli buluş bu.

 

Ne garip dünya değil mi? Elin oğlu taa Japonya’lardan geliyor, binlerce yıldır atalarımızın beslenme sisteminin ne kadar doğru olduğunu ispatlıyor. Yapıştırıyor bazı çok bilmişlerin, yalan yanlış bizlere beslenme anlatanların ağzına Japonu. Bazıları halen sık sık yemek yemeyi mi öneriyor halâ yoksa. Belli ki Nobel’i de takmıyorlar. Belki bildikleri vardır. Karar sizin.