Kelimesi kelimesine ağzından çıkan cümleleri yazıyorum: ”Bana HDP ’li kardeşlerim oy veriyorsa, bende onlara layık olabiliyorsam ne mutlu bana” (Ekrem İmamoğlu)
Kılıçdaroğlu bize dedi ki “Bizi destekleyin ama kimse görmesin”
(Sırrı Süreyya Önder)
“Yaptığımız strateji ile Türkiye’nin kaderini nasıl değiştirdiğimizi hep birlikte gördük.
İstanbul’da yapmış olduğumuz başarının altında Kürdistani partilerle gerçekleştiriş olduğumuz ittifakın önemli bir yeri olduğunu belirtmek isterim”.
(Pervin Buldan)
Dikkat ediniz, Kürdistani Partiler diyor. Çoğul kullanıyor. Birincisi kendileri HDP, ikincisi kim dersiniz? Partîya Karkerên Kurdistanê (PKK) demek istediği açıktır.
TBMM de Fatma Kurtulan ’da "İyi Parti, size söylüyorum: Size rağmen, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK'ya içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP'nin oylarıyla oturuyorsunuz. Bu ittifakta, CHP ile yaptığınız ittifakta HDP'nin oylarının etkisi vardır. Ne yapacaksınız şimdi? Ne diyeceksiniz şimdi buna?" derken; neden HDP ve PKK birlikte zikredilmiştir?
Bu alıntılarda bir şey çok açık görünüyor. HDP kamuoyunda PKK adını sıklıkla söyleyerek alıştırma taktiği yapıyor. Kendisi için de “meşruluk/yasal olma” hamlelerinin karşılığı alıyor.
CHP’de yetkili ağızlar HDP için üzerine basa basa “HDP meşrudur” diyor. Aynı şeyi İYİ Partili yetkili ağızlarında gerekçeler sunarak söylemeleri soru işaretleri uyandırıyor Bir bakıyorsunuz HDP ’yi PKK yanında konumlandırıyoruz diyorlar, bir bakıyorsunuz Burası Kürdistan diyene anında hak ettiği cevabı veremiyorlar aslında vermiyorlar. Kamuoyunda güçlü bir gündem olunca; PKK yanı gibi kem küm cinsi laflar ediyorlar.
İYİ Parti, MHP’den ayrılan Akşener ve arkadaşları tarafından kuruldu. Ancak milliyetçi kimliği ile kurulan İYİ Parti, kendisini MHP’den ayrıştıracak bir siyasal kimlik inşa ederken, muğlak (karman çorman) bir kimliğe hatta siyasal kimliksizliğe doğru yol alıyor suçlamalarına doyurucu cevaplar veremedi, veremiyor.
Görünen o ki çelişki Akşener ve arkadaşlarının sırtında önemli bir kamburdur. Yazının başında Ekrem İmamoğlu’nun “layık olabiliyorsam ne mutlu bana” dediğini naklettik. Milliyetçi bir siyasinin böyle bir kişiyi “Fatih Sultan Mehmet’e” benzetmesi yakışmıyor, yakışık almıyor.
Çelişkiler o kadar çok ki. Bir TV programında konu olmuş söylemiştim. İzmir’de İYİ Parti, BŞB başkanı seçilen CHP’li Tunç Soyer’i desteklemişti. Tunç Soyer’in babası ise 12 Eylül darbesinde askeri savcı idi. Mamak askeri cezaevinde yaşananlarla ilgili Cumhurbaşkanımız Erdoğan: "CHP, Türkeş ve arkadaşlarını 12 Eylül'de en ağır işkencelere maruz bırakarak idamla yargılayanların mirasçılarını yeniden vitrine çıkarıyor” dedi.
Devlet Bahçeli de "ülkücü veya devrimci olan hiç kimsenin Soyer’in adaylığını kabul edemeyeceğini" savundu.
Meral Akşener, Nurettin Soyer’in hazırladığı MHP iddianamesinde idamını istediği Alparslan Türkeş’in "Evladın işlediği suçtan babanın, babanın işlediği suçtan oğlunun sorumlu tutulamayacağı" yönündeki sözlerini hatırlattı ve Tunç Soyer’in adaylığının kendisi için mahzuru olmadığını belirtti.
Burada önemli bir konuyu hatırlatmakta yarar var. Nurettin Soyer için oğlu Tunç Soyer babasının (1971 darbe atmosferinde) F. Gülen ’i mahkûm ettiren iddianameyi gündeme getirip “ babamla iftihar ediyorum” demişti.
Bunu söyleyen kişi 12 Eylül döneminde Mamak askeri cezaevinde yapılan işkenceler için yanlıştı demedi, diyemedi.
Meral Akşener Samsun’da Merhum Ozan Arif’in mezarını ziyaret emiş. TBMM de ise İYİ Partili vekil Ozan Arif’ten şiir okumuş. Acaba diyorum bir kısmını paylaştığım Ozan Arif’in 12 Eylül döneminin işkencelerini anlattığı C-5 şiirini okudular mı?
Tırnağım söküldü kerpeten ile C-5 ler konuşsa gelse de dile,
“Su” diye yalvardım! Hep güle güle, Bakarak yaptılar benim sorgumu.
Şişe ile zorladılar kıçımı tuzlu su verdiler, yaktı içimi.
Derisinden kopanaca saçımı, Çekerek yaptılar benim sorgumu.
Allah`sız, kitapsız sekiz-on ayı, Suçsuzum dedikçe, vurdu sopayı.
Burnuma soktular tornavidayı, Bükerek yaptılar benim sorgumu.
Biri bu “Soyer” di, domuzun dölü!. Sesinden tanıdım, değilim deli.
Tenasül uzvuma ceryanlı teli, Takarak yaptılar benim sorgumu.
Hâkim bey; erkeklik kalmadı daha. Ölem diye çok yalvardım Allah ‘a.
Avuç içlerimden tutup çarmıha, Çakarak yaptılar benim sorgumu.
Babamı almaya, eve gittiler. Anama, eşime neler ettiler!
Çocuğumun boğazından tuttular, Sıkarak yaptılar benim sorgumu.
Yavrumu görünce çıldırdım dedim(!) Ne derseniz kabul, saldırdım dedim.
Atatürk`ü bile öldürdüm dedim. Yakarak yaptılar benim sorgumu.
(Ozan Arif)
İYİ Parti maalesef istikametini şaşırıp tek yön yanlış yola girmiş, tali yoldan doğru istikamete dönmeyi bırakın, yanlış yolda sürat yapıyor. Meral hanım ABD elçisi ile bir ayda dört kez ne görüşmüş olabilir? Bunlar milletin hayrına değildir. Bu durum İYİ Partiye İP diyenleri haklı çıkartıyor. İP ‘in İpi kimin elinde sorusunu sorduruyor.