Altılı ittifaktan Meral hanımefendi, Erdoğan’ı Abdülhamit’e benzetir. Yakın tarihimize bir göz atıp Abdülhamit kimdir? Bir bakalım. Şunu da soralım;.sizin konuşmalarınızı kim hazırlıyor? Devleti yönetenleri bürokratları, siyasetçileri de danışmanları batırır derler. Partinin iskeleti, kendinin ülkücü diye tanımlayanlardan oluşuyor. Kalktın kem küm ambalajı ile özne dedin Abdülhamit’e dil uzattın, rencide ettin. Yoksa ince bir hesapla sizinle yol yürüyen kesimin milli damarını köreltmeye mi çalışıyorsunuz? Çünkü milliyetçi kesim sizin bir ayda dört kez ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Michael Satterfield görüşmenizi milli hislerle kabul edemez.
Tarihçi İlber Ortaylı, 2. Abdülhamit Han çok büyük bir hükümdardır, büyük devlet adamıdır. Zamanının hükümdarları içinde benim yaptığım mukayeselerde kendisine olimpiyat altın madalyasını veririm. Ne Avusturya kralı, ne Rus çarı, ne de İngiltere hükümdarlarının hiçbiri Abdülhamit’in zekâsına görüşüne sahip değildir. O dönemin önemli bir diplomatı olan Alman başbakan Bismark “çok kuvvetli bir diplomat olduğunu” defalarca söylemiştir. Abdülhamit “Dünyadaki sanatı çok yakından takip eden birinci sınıf bir sanatkârdı, padişah olmasa herhalde milyarder olur. Dünyanın her yerinde marka olurdu" diyor. Devamında ise “ İslam dünyasında aktif olmayı şiar edinmişti. Türkiye dışındaki Müslümanların yetiştirilmesinde çok büyük katkıları olduğunu, eğitime çok önem verdiğini” söyler.
Tarihçi Dr. Ahmet Anapalı Abdülhamit han tüm giderlerini şahsi mülkünden kendi ailesinden ve saraydaki tahsisattan artırıp aşağıdaki hizmetleri yaptığını sıralar
Binlerce sınıflık Sübyan Mektepleri (İlkokul)
Yüzlerce sınıflık Askeri ve Sivil Rüştiye (Ortaokul)
Yüzlerce sınıflık Askeri ve sivil İdadi (Lise)
8 tane üniversite (Harran Üniversitesi dâhil)
(3 Ziraat Fakültesi, 6 veterinerlik Fakültesi, 4 Tıp Fakültesi, 2 Edebiyat Fakültesi,
1 Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) , 3 Hukuk Fakültesi, 14 Güzel sanatlar Akademisi, 1 Konservatuar, 1 Çalışma Ekonomisi) ve Galatasaray Lisesi.
.
Gazeteci Taha Akyol: Karpat hocamızdan aktarıyorum: Osmanlı’da 1729 yılı ile 1829 yılı arasındaki yüz senede basılan kitap sayısı 182 taneciktir. Abdülhamit döneminde 1876 ile 1907 arasındaki otuz senede basılan kitap sayısı 10.601’e çıktı.
.
Eğitim konusunda benzetme yapsaydı doğruyu söylemiş olurdu
Recep Tayyip Erdoğan döneminde sadece okullar açıldığında; kitapların devlet tarafından ücretsiz verilmesi başlı başına görmediğimiz bir başarıdır. Bunun yanında:
2002 yılında Türkiye’de 347.000 derslik vardı. MEB 2020-2021 rakamları 732.381 derslik var. 19 yılda İki katından daha fazla derslik seviyesi yakalanmış.
2002 yılında 73 üniversite varken bu rakam 2021 sonu 208 rakamına ulaştı.
(üç katına yakın bir artış söz konusu)
.
Meral hanım, eğitimde benzetmedin bari sağlıkta benzetseydin
Sağlık alanında ilgi çeken bir olay, 1898 tarihinde İstanbul Mecidiyeköy’ de bir Ermeni vatandaşın evi yanar. İtfaiye evden 3 yaşlarında bir çocuğu yanıklar içinde kurtarır ve Taksim’deki hastaneye yetiştirmeye çalışırlar. Yol uzundur ve çocuk yolda ölür. Abdülhamit’in kendi kızı da kuşpalazı (difteri) hastalığından ölmüştür. Sultanı kızının ve Ermeni çocuğun ölümü çok üzmüştür. Sağlık bakanını çağırır. “Benim himayem altında yaşayan hiçbir çocuk imkânsızlıklardan ötürü yollarda can vermemeli derhal Şişli'ye sadece etfalın (çocukların) tedavi edilebileceği bir hastane yapın masrafını da devlet değil ben hazine-i Hassamdan (kendi hususi paramdan) ödeyeceğim der. Türkiye’nin ilk çocuk hastanesi Hamidiye etfal-Şişli etfal adıyla faaliyete geçer. Padişahı sevindiren olay: Tahttan inmesine yakın bir zamanda kızının ölümüne sebep olan hastalığın aşısı bulununca; yurt dışına bakteriyolog gönderip kuşpalazı aşısını hastanede üretmeyi başarır. Hatta bu hastanede çiçek aşısı da üretilir.
.
Sağlıkta Ak Parti / Erdoğan dönemi
Reis döneminde sağlıkta yapılanlar Türkiye’nin yaşadığı mükemmel bir gelişmedir. İktidar olduğumuzda devir aldığımız Türkiye’de, Memurun hastanesi ayrı, SSK mensubu olanın hastanesi ayrı, tabi ki askerin hastanesi de ayrı idi. (Askeri hastaneye başörtülü olduğu için, başbakan eşi hasta ziyaretine bile gidemezdi)
SSK’lı işçi devlet hastanesine gidemezdi. Geceden kuyruğa girmeler, ilaç kuyrukları, kısaca rezalet bir sistem vardı. Hatta parayı ödeyemezsen cenazeniz hastane morgunda rehin kalırdı. Yeni doğan çocuğunuzu bile alamazdınız. Sağlık tek çatı arlında birleştirildi. Ayrım sona erdi. Modern hastaneler yapıldı, Muhalefetin yapılırken kıyameti kopardığı, (Sağlıkta yıkımın yeni adı şehir hastaneleri dediler. Bu model bir facia vb manşetleri atıldı) Eleştiren muhalif liderler; Pandemi döneminde kazın ayağı öyle değilmiş gerçeği karşısında ise “ben şehir hastanelerinin aleyhinde bir şey demedim” diyerek kıvırttığı modern ve fonksiyonel hastaneler yapıldı. Kısaca sağlıkta sistem tamamen değiştirildi ve eskiyle kıyas götürmeyecek bir başarıya imza atıldı. Nasıl kıyas edilsin ki; Taş devri ile bilgi çağı gibi fark var arada.
.
Sultan Abdülhamit han ileri görüşlü proje sahibi idi
Öğrencilik yıllarımızda bize öğretilmeyen ya da özellikle saklanan Abdülhamit hanın büyük projelerini yeni öğreniyoruz.
Mesela İstanbul'un iki yakası arasında yapmayı planladığı ve projesini çizdirdiği “Boğaz Köprüsü” ile Üsküdar' la Eminönü arası denizin içinden “Tüp Geçit” Projeleri var. O' vakitler bu projeleri hayal bile etmek neredeyse imkânsızdı.
Bunları anlatınca olaylara at gözlüğü ile bakan ittihatçıların torunları alaycı bir tavırla dudak bükebilirler. Nedeni de bu güruh, sadece tenkit ederler, Heykel hariç ortaya bir eser koyacak Vizyonları yoktur.
Ah be Meral hanım, Boğaziçi köprüsü, Fatih Sultan Mehmet köprüsü ve Yavuz Sultan Selim köprüleri senin ortağın, yoldaşın CHP karşısında yer alan AP Süleyman Demirel, ANAP Turgut Özal ve AK PARTİ Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Erdoğan ayrıca Osmangazi ve Çanakkale köprülerini de yaptı. Aç gözünü de bir bak. Tahttan indirilmeseydi; Tüp geçit projesini yapmayı planlayan Abdülhamit’in isteğini de, siyaseten torunu Erdoğan, Marmaray ve Avrasya tünelleri ile yerine getirdi
.
Değerli okurlar Rıza Tevfik Bölükbaşı’nı tanır mısınız?
Bugünün Erdoğan düşmanları gibi çok koyu bir Abdülhamit düşmanı olan Filozof Rıza Tevfik, sultan tahttan indirildikten sonra yaşanan felâketi görünce pişmanlığını “Sultan Abdülhamit Han’ın Ruhaniyetinden İstimdâd ” adlı şiirinde dile getirmiştir. O şiirden seçtiğimiz mısralarla bitirelim. Meral hanımın “istibdat döneminin öznesi” olarak suçladığı Abdülhamit han hakkında yazmaya haftaya devam ederiz.
.
Nerdesin şevketlim, Sultan Hamit han? Feryadım varır mı barigahına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan, Şu nankör milletin bak günahına.
Tarihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftara atan, Asrın en siyasi padişahına
Divane sen değil, meğer bizmişiz. Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz
Sade deli değil, edepsizmişiz! Tükürdük atalar kıblegâhına...