Vefa kokulu mektuplar!

Abone Ol

O bir doktor…

Ama o aynı zamanda, şiirleri kitaplara, mısraları bestelere, besteleri ödüllere dönüşen bir şair…

Bursa’da uzun yıllar kamu hastanelerinde görev yapan Doktor Hüsamettin Olgun, şimdi özel hastanede çok sevdiği mesleğini sürdürüyor…

Şiirler, güfteler yazmayı da!

Hüsamettin Bey’in bir güzel özelliği de, vefalı olması…

Geçtiğimiz günlerde, bundan tam 58 yıl önce memleketi Amasya’daki ilkokul öğretmeninin Çankırı’daki kabrini bulup, ziyaretine gitmiş...

1986 yılında hayatını kaybeden öğretmeni Ayşe Gazezoğlu’nun kabrini en sevdiği çiçeklerle donatarak uzun uzun dualar etmiş...

“O benim yalnız öğretmenim değil aynı zamanda manevi annemdi, ana-oğul gibiydik” diyen Hüsamettin Bey, öğretmeninin kabrini nasıl bulduğunun ilginç hikayesini de şöyle anlattı:

“Ayşe öğretmenimle yıllarca mektuplaştık… Ta ki 1986’da hayatını kaybedene kadar! Kabrinin nerede olduğunu bilmiyordum. Geçtiğimiz günlerde Stutgart’ta oturan oğlu Kemal Bey, annesine yazdığım mektuplardan beni bulup, telefonla ulaştı. Kabrinin Çankırı’da olduğunu söyleyince dayanamayıp gittim ve buldum. Hem ruhuna dualar okudum hem ona hitaben yazdığım şiirimi...”

Günümüzde birçok insan, aynı şehirde hatta aynı semtte yaşayan en yakınlarını ziyaret etmeye üşenirken, o Bursa’dan kalkıp ta Çankırı’ya gidiyor ve 36 yıl önce hayatını kaybetmiş öğretmeninin kabrini bulup ziyaret ediyor…

Vefanın İstanbul’da bir semt veya bir boza markası olmadığını kanıtlayan Hüsamettin Bey’e helal olsun!

İlkokul öğrencisinin mektuplarını atmayıp saklayan Ayşe öğretmene de rahmet olsun!      

Vefayı da duaları da hak ediyor!

O ARTIK YAZAR DEDE!

Övünmek gibi olmasın, yazarınız da dedeler kervanına katılmış bulunuyor!

Daha önce bu duyguyu tadan dostlarıma, meslektaşlarıma özenirdim, öyle ballandıra ballandıra anlatırlardı ki torun sevgisini!

“Evlat anapara, torun onun kar payı! O yüzden çok tatlı!  Geldi mi eve torun, hiçbir meseleyi yapmıyorsun sorun, gidiyor bütün yorgunluğun!” derlerdi…

Bana da o güzel duyguyu yaşatan…

Hem de bayram öncesi ve Kadir gecesinin sabahında torunumuz Ali Karan’ı sağlıklı bir şekilde kucağımıza almamızı nasip eden Rabbime şükürler olsun!

Kucağıma ilk aldığımda hissettiğim o muhteşem duyguyu kelimelerle anlatmam imkansızdı, gözyaşlarım olmasa!

Hele parmağımı ilk tuttuğunda hissettiklerimi…

O anladım ki, hayat engelli bayrak koşusu, maratonun son 100 metresinde bayrağı toruna bırakıyoruz…

Ve sonra o bayrağı düşürmeden yarışı tamamladığını görebilmek için o tarifsiz sevgisini doping niyetine kullanıyoruz yüreğimizde!  

Bu arada…

Evlatlarıma da teessüfle karışık teşekkürlerimi sunuyorum, şu genç yaşımda beni dede yaptıkları için!

Bir teşekkür de arayan ve sosyal medyadan tebrik eden dostlarıma…

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }