GÜLİN ÖZDEMİR KAYA/ SOSYAL TV

İMO Bursa Çalışma Grubu Başkan Adayı Serdar Atilla Erdem, Sosyal TV’yi ziyaret ederek Bursa’nın deprem gerçeği, yapı güvenliği ve alınması gereken önlemlerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Erdem, Bursa’nın depremsellik açısından Türkiye’nin en riskli şehirlerinden biri olduğunu vurgulayarak, kentin tamamı için bütüncül bir deprem politikası çağrısı yaptı.

“BURSA İSTANBUL’DAN DAHA RİSKLİ”

Bursa’da depreme yönelik algının yanlış kurulduğunu ifade eden Erdem, “Türkiye’de tüm odak İstanbul’da. Oysa Bursa hem yapı stoku hem de aktif fay hatları açısından İstanbul’dan daha riskli bir şehir. Bu nedenle ilçe ilçe değil, Bursa’nın tamamını kapsayan bir planlama yapılmalı” dedi.

Kentsel dönüşümün öncelikli ve planlı şekilde yürütülmesi gerektiğini belirten Erdem, özellikle eski ve göçme riski taşıyan binaların acilen tespit edilmesi gerektiğini söyledi. İMO Bursa Şubesi olarak yıllardır yapı stoku envanteri çıkarılması için çağrı yaptıklarını ifade eden Erdem, “Büyükşehir Belediyesi’ne defalarca teknik ve mühendislik desteği teklif ettik. Taşın altına elimizi değil, gövdemizi koyduk” dedi.

“BURSA’DA YAŞANACAK DEPREMİN SONUÇLARI DAHA AĞIR OLUR”

6 Şubat depremlerinde devletin büyük bir çaba ortaya koyduğunu hatırlatan Erdem, “Bursa’da yaşanacak olası bir depremin sonuçlarının çok daha ağır olur. Bu nedenle Bursa’nın depremle mücadelesi gecikmeden başlamalıdır. Kentsel dönüşümde öncelik sıralama bilimsel verilere göre yapılmalı” diye konuştu.

KAMU BİNALARI VE HASTANELER…

İMO Bursa Şubesi’nin deprem konusunda köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirten Erdem, 1999 depremi sonrası Bursa’da hazır beton zorunluluğunun getirildiğini ve kaçak yapılarda beton dökülmesinin engellendiğini hatırlattı.

2005 yılında Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde kamu binalarına yönelik yapı stoku envanteri çıkarıldığını söyleyen Erdem, “Bu çalışmalar sayesinde birçok kamu binası güçlendirildi. Ancak aradan geçen yaklaşık 20 yılın ardından bu binalar yeniden gözden geçirilmeli. Güçlendirme, yıkıp yeniden yapmaya göre hem daha hızlı hem de daha düşük maliyetlidir. Kurtarılabilecek binalar mutlaka depreme dirençli hâle getirilmeli” şeklinde konuştu.

“İNSAN HATALARI DEPREMİ AFETE DÖNÜŞTÜRÜYOR”

Depremin bir doğa olayı olduğunu hatırlatan Erdem, “Depremi afete çeviren insan eliyle yapılan yanlışlardır. Ne zaman olacağını bilmediğimiz bir depremi bekleyemeyiz. Bursa’yı bugünden depreme hazırlamak zorundayız” dedi.

“BURSA’DAKİ EN BÜYÜK RİSK: KAÇAK YAPILAR”

Bursa’da depremsellik açısından yapılan en büyük yanlışın kaçak yapılaşma olduğunu belirten Erdem, “Türkiye’de belki de en fazla kaçak yapının olduğu şehir Bursa’dır. Kaçak yapıların tamamı deprem açısından büyük risk taşır. Kaçak yapılarla mücadele inşaat bittikten sonra değil, yapım aşamasında yapılmalı. Şikâyet geldiği anda inşaat durdurulmalı, gerekirse kolluk kuvvetleri devreye girmelidir. Aksi hâlde büyük kamusal zararlar ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

YAPI KONTROL UYARISI: “KOLON KESİLİYOR, KİMSE BAKMIYOR”

Yapı kontrol sisteminin yetersizliğine de dikkat çeken Erdem, bina teslim edildikten sonra yapılan müdahalelerin denetlenmediğini söyledi. “Zemin katlarda kolon kesiliyor, dükkânlar genişletiliyor. Arabalarımıza iki yılda bir muayene yaptırıyoruz ama binalarımıza hiç kontrol yok. Bu kabul edilemez” dedi.

KESTEL SOĞUKSU İÇİN ÇAĞRI

Kestel Soğuksu bölgesinde açılan davaların kazanıldığını ve planların iptal edildiğini hatırlatan Erdem, buna rağmen kaçak yapılaşmanın sürdüğünü söyledi. Bölgenin tarım arazisi olarak kalması gerektiğini vurgulayan Erdem, kaçak yapı faaliyetlerinin derhal durdurulması çağrısında bulundu.