Şeker haplarına bakış

Abone Ol

Daha önceleri de yazıdğım gibi eğer şeker hastalığınız varsa öncelikli olarak hareket, yemek yeme ve stres üçlüsü konularında gereken dikkati göstermek zorundasınız. Günün 4-5 saatini televizyon karşısında hareketsiz olarak geçiriyor ve bir de patlamış mısır ile yanında bir bardak meyve suyu keyfini yaşayayım diyorsanız orada sıkıntı başlar. Alacağınız şeker düşürücü haplar size rüyalar alemini yaşatsa da belirli şeyleri yapmazsanız bu rüyalar kâbus ile sonlanır. Çünkü yaptığınız olay evi temiz göstermek amacı ile kirleri halının altına süpürüp biriktirmeye benzer. Kirler görünmeyecek ama bir gün kokusu evi saracaktır.

Bu ilaçlardan bir tanesi Metformin etken maddeli bir ilaç olup son yıllarda kilo kaybedersin, şekerini düşürürsün ve kandaki yağlarını düzeltirsin şeklinde artık herkesin dilinde olan ve leblebi gibi yazılmaya başlanan bir ilaçtır. Acaba gerçekten öylemi?

4 Ocak 2019 tarihli ve Prof. Zara M.Risoldi Cochrane (Creighton Ün. Farmakoloji Bölümü, Omaha, ABD) kaynaklı bir yazı çok sık kullanılan Metformin adlı ilacı ayrıntılı olarak anlatmış. Bu yazıya göre Metformin şeker hastalığında altta yatan nedeni tedavi etmemektedir. Karaciğerin glukoz yapımını azaltmak, bağırsaklardan glukoz emilimini azaltmak, çevre dokularda insülin hassasiyetini arttırarak glukozun daha iyi emilimini ve kullanımını sağlamak, kanda trigliseridlerin düşmesini sağlamak, az da olsa iştahı azaltmak gibi etkileri var. Bunlar bizim canımıza minnet. Ancak bu ilacı bir mucize diye kullanırken şunlar unutulmamalıdır: Madde kullanım geçmişi olanlar, karaciğer ve böbrek problemi olanlar, kalp hastalıkları ile ilgili bazı durumlar bu ilacın kullanımını kısıtlayabilir.

İshal, kusma, mide bulantıları, karın krampları, şişkinlik, ağızda metalik tat, iştah azalması, B12 vitamin eksikliği, başka ilaçlarla ve insülin ile birlikte kullanımına bağlı gelişen ciddi şeker düşmeleri ve genellikle böbrek sorunları olan kişilerde nadir de olsa görülebilecek olan lâktik asidoz durumuna dikkat edilmelidir. Bu ilaç fayda beklenen durumlar için halen iyi bir silahtır ama her silah gibi gereğinde kullanmak gereklidir. Hekiminize danışmadan, sırf kilo verdiriyor diye yarım yamalak bilgi sahibi olanların önerisi ile bu ilacı kullanmayın.

3 aylık şeker ortalaması (HbA1c) 7 nin altına düştüğünde, Açlık kan şekeri sabah 130 mg altına düştüğünde, yemekten sonra kan şekeriniz 180 mg altına düştüğünde şeker düşürücü ilaçlarınızı yeniden gözden geçirerek hayat tarzı değişiklikleri için gerekli gayreti göstermeye çalışın. Hareketinizi arttırın, yediklerinize çeki düzen verin, Vücut yağ oranını azaltıp kas yapmaya bakın.

ŞEKER HASTALARINDA MEYVE TÜKETİMİ

Vitamin ve mineral deposu olarak bildiğimiz meyveleri yemek açlığımızı gidermek ve günlük besin ihtiyacımızı karşılamak için sık tercih ettiğimiz bir yoldur. Öncelikle şu iyi bilinmelidir. Her zaman meyvenin tazesi, işlenmiş, işlem görmüş meyve ve meyve ürünlerinden çok daha sağlıklıdır. Şeker hastaları sadece işlem görmüş meyve ve meyve ürünlerinden değil, tüm yiyecek gruplarının işlenmiş olanlarından uzak durmalıdırlar. Meyvelerin işlenmesi (konserve, meyve suyu, kurutulmuş olanlar) kan şeker miktarlarını daha çok arttırırlar. Bazı meyve karışımlarından oluşturulan ve faydaları anlatılmakla bitirilmeyen moda smoothie ler de bu konuda sıkıntı yaratırlar.

Glisemik indeks kavramını daha önceleri de yazdım. Kan şekerini yükseltme hızı yüksek olan yiyeceklere glisemik indeksi yüksek, kan şekerini yavaş yükseltenlere ise glisemik indeksi düşük yiyecekler demekteyiz. Medical News Today’da 2018 tarihli bir makale glisemik indeksi nisbeten düşük olan meyveleri şöyle sıralıyor: Elma, Avakado, Muz (yumuşak olmamalı), Greyfurt, Kivi, Şeftali ve nektarin (yumuşak olmamalı), Portakal (kabuğu çok ince soyulmalı, alttaki beyaz lifli kısımla birlikte yenilmeli), Erik (yumuşak olmamalı) ve berry grubu meyveler.

Yıllarca sayısız obezite ve şeker hastası tedavi ettim. Kurallara uyan hastalarım şekeri sıfırladı. Kişisel tecrübelerim önemli ise bu konuda en çok güvenerek yiyebileceğiniz meyveler olarak berry grubunu öneririm. İlk sırada likapa gelir. Bu meyvenin anavatanı Alaska olup ülkemizde başta Doğu Karadeniz’in yüksek kesimleri olmak üzere başka bölgelerde de yetişmekte ve bazı yerlerde zirai üretimi de yapılıp satılmaktadır. Makul ölçülerde yenildiğinde kan şekerini bırakın arttırmayı ciddi oranda düşürdüğü bilinmektedir. Çilek ikinci sıradadır ve içinde insülin etkisi gösterebilen kimyasallar bulunmaktadır. Kızılcık, vişne, ahududu ve böğürtlen hem obezlerde hem de diyabetik hastalarda çok yararlı meyveler arasındadır.

Kavun, karpuz, üzüm, dut, incir ise kan şekerini ani olarak yükselttiği için obez ve diyabetik hastalarda sıkıntı yaratabilir. Bir diğer önemli konu da şudur; Meyve yumuşadıkça şeker yoğunluğu artıp lif oranı azalacağı için kan şekerini daha fazla arttıracaktır.

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }