Ramazan’ın topu değil, zamlarının sesi duyuluyor!

Abone Ol

Ramazan; dün karşılanırken, zincir marketlerin manav tezgahları ile pazaryerlerine zam ateşi düştü. Sofraların vazgeçilmesi durumundaki ürünler, 1-2 hafta öncesine göre, ikiye katlandı.
Yazdığımız üzere…

Türkiye’den iyisi, güzeliyle 3 milyar dolar meyve ve sebze ihracatı yapıldığına göre, tarımda iyiyiz ve başka ülkeleri, seçmecesiyle doyuruyoruz.

2 hafta öncesiyle;

Salatalık ve domates gibi, sofralara lezzet ve güzellikler katan tatların fiyatları, aniden düşmüştü.

Ramazan’a vardık.

Zincir marketlere kıyasla…
Aslında;

Daha ekonomik olan;

Pazaryeri tezgahlarında 10 liraya kadar düşen salatalık ve domatesin kilo fiyatı, 20-30 TL dolayına yükseldi.
Farklı ürünlerde de, önemli artışlar yaşanırken, sofralarda farklı şekillerde yer alan ve bu nedenle ekonomik sayılan patates de, epey zamlandı.
Bir avuç ot bile;

Cep yakıyor!
İktisadi yaklaşımla…

‘Arz-talep’ meselesi denilebilir.

Velakin…

Zaten;

Pahalı sayılan piyasalarda, sert kış dönemi içerisindeymiş gibi de, yeni zam ve daha pahalılık türedi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce, ‘Sebze ve Meyve Hali’ için düzenli olarak, günlük ve ortalama asgari ve azami ortalama çıkış fiyatları açıklanıyor.

Azami ortalama fiyatlar ile piyasa arasında ciddi farklar olabildiği gibi, ayrıca asgari ortalama fiyatların üzerinden etiketler de yaygın gözükmüyor.
Aktardığımız üzere…
Başka kentin sebze ve meyve ürünlerinin bir başka kentin piyasasına, o kente ait ‘Hal’e girmeden ve çıkışı olmadan girmesi mümkün değil, mevzuat diyor.
Pahalılığıın nedeni sorulunca;

Zincir marketlerin gerekçesi, kira, personel ve elektrik gibi giderler öne çıkarılıyor, pazaryerlerinde ise, Antalya ve Mersin’deki ‘Hal’ çıkış fiyatlarının öne sürüldüğüne rastlanıyor.
Halk tabiriyle;

Ot bile pahalı!
Bir okuyucumuz, ulusal sermayeli bir zincir markette, 19.90 TL etiketle marulun satıldığını iletti.
Hatırlatalım…

Türkiye’nin 3 tarafı da denizlerle çevrili ve milyar dolarlık deniz ürünleri ihracatı yapılıyor, ama yerli halk, pahalılıktan zor ulaşıyor.
Tarım alanlarımız ve denizlerimizin bereketi, başka ülke insanlarının sofralarına gidiyor, arta kalanı, bize ve üstelik pahalı oluyor.

Bir ‘Bakan’;

Ekonomik açıdan, her sebze ve meyvenin zamanında yenilmesi gerektiğinden söz ediyor, ama halkımız, topraklarından üretilip başka ülkelere ihracat edilene, zor ulaşabililiyor.

Tarlada; mahsullerinin elde kaldığından, çürüdüğünden yakınan çiftçiliğe karşı, aksine pahalı perakende piyasası var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, piyasadaki pahalılık ve zam silsilesine karşı, devletin mücadelesini tekrar vurguluyor.

Piyasada;

Fiyat denetimi denilince…

Marketlerin manav tezgahlarına da, pazaryerlerine de ve tedariğin zincirindeki öncesine de el gerektiği, toplumca ifade ediliyor.
Bu beklenti;
İz sürer gibi, pahalılığın nedenlerine ulaşabilmek ve lüzum oluşturan gereğinin yapılabilmesi beklentisi anlamına geliyor.

Pahalılık denilince;

Havlu kağıt, tuvalet kağıdı ve peçeteye varıncaya kadar, en öncesiyle de temel gıdalara ulaşmakta zorlanıyor.
KDV
’ler indiriliyor, ama ardından yeniden zamlarla normale dönülüyor ve hatta daha da zamlı etiketlerin yakınması oluyor.
Beslenme, sağlıklı bir toplum olabilmenin temel koşuludur, ama temel gıdalara bile tam ulaşılamayan veya zor ulaşılan durumdayız.
Tuhaf ülkeyiz;

Bu ülkenin insanı, denize, yaz tatiline hayal kurabilirken, astronomik fiyatlarla karşılaşıyor, yer dahi bulamıyor.

Velakin…

Savaşan Rusya ve Ukrayna’dan turist kaybı olacağı endişeyle karalar bağlanıyor, çözüm aranıyor.

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }