Ne ekersen onu biçersin!  

Abone Ol

Rusya-Ukrayna savaşından çıkarılacak öyle dersler var ki, devletlerin ve milletlerin…

Örneğin, bir ülke için tarımın ne kadar önemli olduğu gerçeği!

Tarımda kendi kendine yeten bir ülke olabilmek, toprağın, tohumun kıymetini bilebilmek…

Bir zamanlar öyleydik ne yazık ki!

Kitaplarımızda ülkemizden bölgesinin tahıl ambarı olarak bahsedilmesinden gurur duyardık…

Ya şimdi?

Sopayı eksen yeşerecek kadar tarıma elverişli o güzelim topraklarımızdan beton filizler yeşeriyor!

Toplu konutların, villaların hasadını topluyoruz.

Neden?

Çiftçimiz de haklı…

Bin bir zahmetle 100 liraya mal ettiği ürününün aynısını yurt dışından 50 liraya getirenler varken niye ekip biçsin köylüm?

Tohumuyla, mazotuyla, don tehlikesiyle, işçisiyle, pazarıyla neden uğraşsın?  

En güvendiği çocukları da köyden şehre göçmüş, her ziyaretine gittiğinde gözlerinin içine bakıyorlar, tarlaları satıp dünya gözüyle mirası bir an önce paylaştırsa diye...

E sen ekmezsen, ben ekmezsem, o ekmezse, daha çok gireriz ucuz ekmek, yağ kuyruklarına!

Elbet öğreneceğiz yine imara kurban giden bir karış toprağın, arabalardan, katlardan, yatlardan çok daha değerli olduğunu, inşallah çok geç kalmış olmayız!

Neyse daha fazla karamsarlığa kapılmadan yazıyı güzel bir öyküyle bağlayalım…

En iyi buğday yarışmasında her yıl birinci olarak büyük ödülü kazanan çiftçiyle, röportaj yapmaya gelir gazeteciler.

Herkesin merak ettiği soruyla başlarlar:

"Sakıncası yoksa iyi buğday yetiştirmenizdeki en büyük sırrı söyler misiniz?"

Çiftçi gülümsemiş:

"Söylerim tabii... Sahip olduğum iyi cins buğday tohumlarını, komşularımla da paylaşıyorum ben... Bütün sırrım budur!"

Çiftçinin bu cevabına inanmamış gazeteciler...

"Nasıl yani? Siz bu yarışmada rakibiniz olan diğer çiftçilere niye en iyi tohumlarınızdan veriyorsunuz ki?" diye tekrar sormuşlar...

Konuşmasını sürdürmüş yaşlı çiftçi:

"Bunu yapmamın çok basit bir sebebi var. Rüzgârlar olgunlaşmakta olan buğday polenlerini alır ve bir tarladan diğerine taşır. Eğer komşularım kötü buğday yetiştirirlerse, onların tarlalarından gelen kötü polenler benim ürünümü de etkiler. Buğdayımın kalitesi düşer. İşte bu yüzden iyi buğday yetiştirmek isteyen komşularına da yardım etmeli..."

Röportaja gelen genç gazetecilere, unutamayacakları bir hayat dersi veren bilge çiftçi, sözlerini şu cümlelerle bağlamış:

"Bizler barış içinde ve mutlu yaşamak istiyorsak, komşularımızın da barış içinde ve mutlu yaşamalarına yardım etmeliyiz!"

Aman dikkat edelim!

Yalnız tarlalarımızdaki buğdaylara değil, yüreğimizdeki barış, sevgi, hoşgörü ve empati tohumlarına da...

Hırs ve menfaat rüzgârlarına kapılmış, öfke, kin, nefret, şiddet polenlerinden geçilmiyor çevremiz... 

{ "vars": { "account": "G-5Y3NLJ44B6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }