İYİ Parti’li millektvekilinin vatandaşa küfürlü davranışı ve CHP’de cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesi, Millet İttifakı’na bunalıma itmiş görülüyor.
Kadınlara kötü sözlerde bulunmanın ve kaba davranışın eleştirildiği, sosyal ve yasal bir güvencenin önemsendiği gündem içerisindeyiz.
Böyle durumda…
İYİ Parti’li milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bir vatandaşın ailesinin kadın bir bireyi için ‘ağza alınmayacak çok ağır küfür’ ifadesinde bulunması, lideri kadın olan bir siyasi partinin hanesine olağanüstü kötü not olarak işlendi.
Kamuoyu tepkisinden sonra…
Türkkan’ın özür dilemesi, önemli olgudur, ama hükümet etmeye, cumhurbaşkanı tayin etmeye namzet siyasi partinin adına, talihizliktir.
Hükümetteki…
Siyasi parti liderine;
Kalabalıktaki bir vatandaşa kızması ve annesiyle uzaklaşmasını istediği gerekçesiyle tepki gösteren muhalefet anlayışı, bir erkeğin ailesinin kadın ferdine ağır küfürde bulunması, o siyaset kurumuna güveni sarsan bir durumdur.
Açıkçası…
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, en öncesiyle bir kadın ve siyasetin lideri olarak, bu meseleye, kurumsal adımı atabilmelidir.
Bu arada…
CHP’ye de baktığımızda, cumhurbaşkanlığı adaylığı için olağanüstü bir kararsızlığı, Millet İttifakı’nın diğer cephesindeki bunalımı görmekteyiz.
‘Başkanlık’ sistemine dayalı;
Cumhurbaşkanlığı için 2018’de yapılan seçimde, rakibi Muharrem İnce’nin önünü açan lider anlayışı, yeni bir açmaz yaşıyor.
CHP, artık…
Yeni sandıkla;
Kendisini, ‘sonuca en yakın’ ve ‘istediği sonucu elde edecek’ gibi görüyor, ince bir strateji görüntüsü de veriyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ve Ankara’da Mansur Yavaş gibi, Bursa’da da Mustafa Bozbey’le, ‘kendisine rüzgar yaratmak istendiği’ aşikar konuşuluyor.
Bu tabloya rağmen…
Yeni açıklamasıyla;
Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın ‘belediye meclislerinde çoğunla sahip bulunmadığı’ gerekçesiyle İstanbul veya Ankara’daki koltuk; AK Parti’ye kalacağından, böyle bir beklentiye kapıyı kapatmak istiyen reflekste bulundu.
Sosyal medyaya yansıması…
Kılıçdaroğlu’na talep ve tercihin zayıflığını gösteriyor, çünkü İmamoğlu’nun daha öne çıktığı beklenti görülüyor.
Aylar öncesiyle…
CHP’nin, 2 büyükşehir belediyesinin meclislerindeki matematiksel çaresizliğinden söz etmiştik.
Bu gerçeğe rağmen…
Sosyal medyaya yansıyan görüşlerde, “İstanbul ve Ankara’nın yönetilmesi, ülkeyi yönetebilmekten daha mı önemli?” diye de, soruluyor.
Açıkçası…
İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olmak isteyecektir, ama yeni seçimde mi olacak, yeni seçimin ardından gündeme gelebilecek bir erken seçimle mi gerçekleşecek, zaman gösterecektir.
Millet İttifakı’nın işleyişine baktığmızda, politikasal görüş ayrılkalır iyice artıyor ve siyasi gündemle tartışılıyor.
Kılıçdaroğlu’nun, yeni sınırötesi tezkeresine ‘Evet’ diyenleri ihanetle suçluyordu, ama milli güvenlik gerekçesiyle ‘Evet’ diyen İYİ Parti’yi de içerisine alan çok ağır suçlama yapılıyordu.
Seçmene hitap potansiyeli açısından, İYİ Parti’nin, uç dışındaki görüşlerden ilgi ve talep gördüğünü de anımsatalım.
İYİ Parti’nin, ayrıca CHP’nin, HDP’ye mutlak bir işbirliği, bağ içerisinde olacağına ihtimal dahi vermemesi, bir mesaj anlamına geliyor.
Üstelik…
Millet İttifakı’nda, oylarını sürekli artırma gayretini gösteren ve rakamsal iddiayı ortaya koyan İYİ Parti, ‘ittifakın kanaat önderi’ olmaya da oynuyor.
İYİ Parti, mutlak başkanlık sisteminden uzaklaşılacak yeni bir idari yapılanmayı zemin alan siyasi adım ve işbirliğine, açık bulunuyor.
Dolayısıyla…
Kendisini marka gören ve zıt kutupluluğun getirdiği avantajları değerlendirmeye çalışan CHP’nin gözü daha yükseklerde, ama İYİ Parti’yi, MHP’nin durumundaki gibi ‘uydu’ görmemesi gerekiyor.