Türkçe’de “İtibar” kelimesinin ilk olarak 12. YY’da Edip Ahmet Yükneki’nin “Atabetül Hakayık” adlı eserinde yer aldığı bazı kaynaklarda geçmektedir. Aradan geçen 1300 yıl itibara sahip olma hırsını ne yazık ki yok edemedi. Aksine mûteber(itibar gören) olmaya çalışanlar yüzünden yeryüzü asırlar sonra nâmuteber (itibarsız) hâle geldi.
Kendi kafasına taç takmak isteyenler, herkesin yakasından bir düğme sökmeyi marifet saymaya çokça alıştı. Düğmesizliğinden dolayı önünü
ilikleyemeyenlere de “Neden düğmen yok!” cezası verildi.
Neden düğme zenginlerine kimse “Nereden geliyor bu iğne iplik demedi!” Soranlar oldu olmasına da. Onlar da omzundaki düğmelerden oldu.
Yüzyıllardır düğmeler el değiştirdi durdu. Ara ara ön ilikletene ön iliklettirenler geldi gelmesine ama onlarında kıyafeti zamanla eskidi harap oldu.
Peki günümüzde meslekî itibarın pahası sizce kaç akçe eder?
Maalesef epey ayarı düştü. Bu ayar düşüklüğün müsebbibi ne yazık ki biziz. Dilimize pelesenk olmuş bir cümle var: Aman oku evladım! Masa başı bir işin olsun. Hepimiz masanın başından ayrılmadık. Hala aynı masanın başında dönüp duruyoruz. Lakin Dünya’da masanın itibarı azalmaya hızla devam ediyor. Gelişen teknoloji ile birlikte büro/ofis personeline olan ihtiyaç her geçen gün azaltmaktadır.
Dünya ülkelerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki, gelişmiş ülkelerde tekniker/teknisyen istihdamı önem düzeyi açısından “Masa başının da başına geçti.” Elde ettikleri gelir ve sahip oldukları meslekî itibar, eğilim ve yönelim odağını oraya doğru kaydırmaya başladı. Peki Ülkemizde durum nedir?
Mesleki ve teknik alanlara olan yönelim her geçen gün artsa da konuyla alakalı “Tu Kaka” anlayışımız ortadan kalkmış durumda değil. Yakın dönemde “Ara Eleman Değil Aranan Eleman” mottosu ile bir çalışma başlatıldı. Bu habere çok sevinmiştim. İşte tam olarak buna ihtiyacımız var.
Teknik alanların bir ustalık ve sanat alanı olduğu gerçeğinin itibarını ancak biz kazandırabiliriz. Sevdiğim bir Hocam, yurt dışında doktorasını yaparken yaşadığı bir anısını benimle paylaşmıştı.
Bende sizle paylaşmak istiyorum:
Arkeoloji bölümünde okuyan arkadaşının daveti üzerine okuldan sonra çalıştığı mekana davet edildiğini ve birlikte o mekanı ziyaret ettiklerini anlattı.
Arkadaşının bir otomotiv tamir atölyesinde çalıştığını, atölyeden elde ettiği gelirle hem eğitim hayatının giderlerini karşıladığı hem de birikim yaptığını, arkeoloji bölümünü de o alana ilgi duyduğu için okuduğunu anlattığında çokça şaşırdığını ifade etti. Bizde durumlar tam tersi maalesef.
Öğrencilerimiz eğitim gördüğü süreçte tüm giderini ailesi karşılayacak ve öğrenci sosyalleşmek için sadece ders ve arkadaş ortamlarıyla adeta sosyal çürüme yaşayacak. Lise veya üniversite öğrenimi sürecinde neden evlatlarımızı birkaç alanda deneyim sahibi yapmıyoruz?
Neden evlatlarımızı sosyal çürümeye terk ediyoruz. Üniversitelerin uzaktan eğitimle tamamlanır hale geldiği günümüzde çağın ihtiyaçlarına cevap verecek teknik alanlarda yetkinlik kazanmalarını sağlamalıyız.
Bir diğer konu ise bazı meslek dallarının popülist kültürün kurbanı olması! Örneğin: Alnının teriyle, elinin emeğiyle yerleri süpüren, temizleyen işçilerimize yüklenen anlam. Aman evladım! Elalem ne der ? Ben evladı temizlikçi mi oldu diyeceğim? Ya da farklı meslek kollarında ben evladı sanayide mi çalışıyor diyeceğim? Ben evladı inşaatçı mı diyeceğim ? Pis işte mi çalışıyor diyeceğim?
Yurt dışında kişi merak ettiği için arkeoloji bölümü okuyup geçimini sağlamak için otomotiv atölyesinde çalışabiliyorken biz neden bunu başaramıyoruz ! Çünkü hala ulusal düzeyde sanayi, temizlik, inşaat gibi tekniker ve teknisyen gerektiren alanların “İtibar Yönetimi’ni” başarılı düzeyde sağlayamıyoruz. Sosyal medyayı açtığımızda arkada fonda duygusal bir müzik, elleri yağlı bir adam, nahoş bir ortam, emek ve toplumsal statü ayrımı içeren altyazılarla “İtibarsızlaştırıyoruz” En büyük kötülüğü biz kendimize yapıyoruz.
Temizlik işçilerimizle alakalı paylaşımlarda arka fona duygusal/sosyal yardım fon müziği ekleyip paylaşım yapıyoruz. Mesleki itibar ulusal düzeyde ele alınmalıdır. Bu alanların Âhilik anlayışı ile ele alınarak ailelerin de bu kapsamda bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.
Velhasıl düğmeyi en baştan doğru iliklemeliyiz ki sonradan hepsini sökmeye gerek kalmasın.
Selametle...