Bir pencereden bakıyordum kendime…
Önümde manzara, yeşil hakim toprağa.
Tutunduğum beyaz parmaklıklardaki parmaklarım donmuş olsa da, sıcacık içim. İnançlı kalbim.
Hafifçe döndüm yüzümü geri…
Arkama baktım. Çocukluğum…
Çocukluğum ve çocuklar daha tam büyümemiş yada büyüyememiş olanlar…
Baktım, baktım, baktım.
Önümüzde incelikle yürünmesi gereken bir yol vardı.
İncelikle ve bilinçle…
Bildiğimizin aksine gözümüz, zihin ne kadar boş ve dinginse o kadar pürüzsüz bakar, o kadar net görür önünü.
Bitmez çünkü bu dünyanın kurgusu.
İçine sor. İçinle sor. Soruyu nefesinle al, cevabı nefesinle ver.
Akıp giden sonsuz hava fısıldadı kulağıma:
Bir gün öyle güzel şeyler olacak ki…
Yetişemeyeceğim sevdiklerime.
Ama onlarla kurmuş olduğum gönül bağı
Onları hep bana yetiştirecek.
Sözüme, sesime, gözüme ihtiyaç duymadan onlarla olduğumu bilecekler.
Her zaman onları sevdiğimi ve bu ağacın köklerini onlar için hep daha derinlere saldığımı…
Olmasam da onlarla olduğumu hep bilecektir benim sevdiklerim.
Bana verilen hediyeleri hep paylaşacağım.
Sevgiyle paylaşmak, artarak çoğalmak, birlikte büyümek, birlikte güçlenmek, birlikte nefes almak için…
Bugün ve yarındaki bütün deneyimlerim sizlere armağan olsun. Aktarmak için doğduğumu unutmadım.
Bir gün öyle güzel şeyler olacak ki çocuklar ve sevgili yol arkadaşlarım,
Sizin bir yerlerde varolmanızla, iyi olmanızla büyüyecek benim bütün ağaçlarım. #gc_oyunculuk
Güzel yaşasın çocuklarım…
Su mavisi dökülen bakışların rengi…
Hep başladığımız yerdeyiz. Yanlış adım atmış olmaktan korkma.
Teşekkürler atabildiğimiz bütün adımlar için…
Teşekkürler anlatıldığı gibi anladığımız her şeye.
Aşığız sizin sonsuz cümlelerinize…
Ya olmasaydınız? İyi ki varsınız.
Bakıpta dinleyin: Su mavisi, basılan bu tuşların sesi…
Ne ilham bu! Ne umut bu böyle… Bu ne güzel renk, bu ne güzel festival.
“İlham “ kelimesinin en güzel halini arıyorum kızıma ad koymak için.
Bu ne güzel bir ağıdı unutulanların… Ve illaki dönecek olanların.
Sizi bir yerden tanıyoruz farkınız yok bizden.
Aynıyız. Sadece hepimiz bir farklı anların yumurtası. Farklı gözlerin ışığı, farklı kalplerin kırığı ve farklı hayatların hikayesi. Ama biz yine de aynıyız.
Boşlukların en dolu hali gözünüzün feri…
İyi ki varsınız karşılıksız sevenler.
Daha yeni başlamış olanları düşünenler, geleceğe ışık tutanlar… Geleceğin gelmeyen haline saygı duyanlar ve şu an da yaşayabilenler. İyi ki beraber su içtik bu bardaktan. Ninelerimiz minnettar bize.
Çünkü siz güzel olan her varlık için annemizsiniz.
Dili var bazı şarkıların her akılda farklı tezahür eden. Şarkılarımızı söyleyin, yaşamaya bakın ve biraz müzik dinleyin.
Sıkıntılarınız umuda dönüşsün. Size gelen güzellikleri kirletmeyin ve kıymetini bilin.
İyi yeni yıllar olsun. “Le moulin” Yann Tiersen’den… Şarkımız budur. Yarınımızı kim bilir?
Her şey güzel olur, aynı hep güzel olmuş olduğu gibi.
Bu yolda her yılda. Her yılda olduğu gibi bu yolumuzda, uzun ve anlamlı bir yol olsun yıllarımıza…
İyi yeni yıllar. Hep hoşgelin yarınlar…