Hafta sonu kendi sahasında Esenler Erokspor’a farklı yenilerek, tribünleri dolduran taraftarlarını hem üzdü hem de kızdırdı Bursaspor…
Maç sonunda tribünlerden gelen tepkiler ve “istifa” çağrısı üzerine de Bursaspor Yönetimi, olağanüstü kongre kararı aldı.
Doğru bir karardı. Hayırlı olsun…
Kongrenin tarihi henüz belli değil ama Bursaspor’un nasıl bir başkan aradığı belli…
İşte adaylarda aranan kriterler:
Parası, sabrı ve zamanı bol olmalı…
Seçildiği günün ertesi, enkaz edebiyatı yapmamalı, borç ödemek için kapı kapı dolaşıp, ağlanmamalı…
Futboldan az da olsa anlamalı, menajerlerle gizli kapılar ardında akçeli diyaloglara girmemeli…
Odunları transfer edecekse transfer tahtasını hiç açmamalı…
Başkanlık koltuğunu, bir ticari, sosyal ve siyasi reklam aracı gibi görmemeli…
Yönetimini; iki mağlubiyette “işlerimin yoğunluğu nedeniyle” diyerek istifasını sunmayacak, reklamı değil Bursaspor’u sevecek, cebinde akrep olmayan sağlam isimlerden seçmeli…
Kulübü mali açıdan güçlendirecek, sportif açıdan başarı getirecek kalıcı projelerle, ciddi sponsorlarla gelmeli…
Bursaspor’u sevip destekleyen siyasetçilerden değil, oy deposu, reklam aracı gibi gören siyasetçilerden (iktidar-muhalefet fark etmez) uzak tutabilmeli…
Ankara’da özellikle TFF’de bir özgül ağırlığı olmalı…
Bursa protokolüyle, kent dinamikleriyle arası iyi olmalı…
Telefonla aradığına anında ulaşabilmeli, ziyaret ettiği makamlarda sevgi, saygıyı görmeli…
Bursaspor’un kuruluşundan bugüne hizmeti geçmiş yaşayan yöneticileri, futbolcu ve teknik adamların fikirlerini, önerilerini önemsemeli, onlardan yararlanmalı…
Şeref tribününde otururken, sahadaki futbolcularına güven vermeli, hakemlere de bunu hissettirmeli…
Medya patronlarına eşit mesafede olmalı… Demeç şovundan kaçınmalı! Basın övdüğünde şımarmamalı, eleştirdiğinde de kızmamalı!
Mümkünse maç günü ve sonrası sosyal medyadan uzak durmalı…
Bursaspor’un saha içi ve dışında uğradığı haksızlıklar, adaletsizlikler karşısında susmamalı!
Futbolcuları abi-kardeş gibi değil yönetici- sözleşmeli sporcu gibi görmeli yani profesyonel bir ilişki içinde olmalı… Vakıfköy çocuğu- Özlüce çocuğu ayrımı yapmamalı!
Aynı ilişkiyi tribünlerdeki taraftarla da sürdürmeli… Bursaspor’u gerçekten seven taraftar grupları ve tribün liderleriyle, bu sevgiyi geçim kapısı gören amigoları ayırabilmeli!
Ve son olarak;
Ne Harun gibi gelip Karun gibi gitmeli ne de Karun gibi gelip Harun gibi gitmeli…
Bursaspor’un menfaatlerini korurken özel ve iş hayatını da ihmal etmemeli…
Yöneticilikteki nankörlüğün yüzdesini, vefanın hissesini iyi hesaplayıp; geçmişte bu takımı şampiyon yapan başkanların bile ıslıklandığı ve şeref tribününde ağlatıldığı acı gerçeğini unutmamalı!
NOT: Kongrede bu kriterlerin üçte birine uyan başkan adayı bile çıkarsa ilk oturumda hemen seçmeli!